Devrimci 78'liler Federasyonu 12 Mart darbesini protesto etti

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

—Bugün, emperyalistlerin ve işbirlikçi egemenlerin soygun ve sömürü çarklarını döndürebilmesi için 12 Mart 1971 Askeri faşist darbesi eliyle, ülkeye, halka, devrimcilere yönelik baskıların 38.yıl dönümü. Yapısal ekonomik ve siyasal istikrarsızlıkları derinleşince, toplumsal muhalefet yükselince, devrimci mücadele boy verip yeşermeye başlayınca, 12 Mart 1971’de faşist cunta egemenler adına siyasal iktidarı ele geçirdi.

  Egemenlerin çıkarlarını ve isteklerini süngü gücüyle yerine getirirken, direnenleri, sosyalizmin ve halkın yiğit önderlerini; denizleri idam sehpalarında, Mahirleri Kızıldere’de, İbrahimleri işkencede, Sinanları, Ulaşları dağlarda, sokaklarda katlettiler…

 Emekçiler aydınlar, sanatçılar, bilim adamları, gazeteciler, öğrenciler, askeri faşist cuntanın hıncından nasibini aldı. Cezaevleri, işkencehaneler, karakollar, spor salonları tıka basa dolduruldu.

38 yıl öncesinden 12 Eylül 80’lere, olağanüstü hal rejimlerine, yeni darbe girişimlerine, Susurluk, Şemdinli, Botaş’taki ölüm kuyuları ve Ergenekonlara uzanan darbe düzeni, emperyalizmle bütünleşmiş kontrgerillanın sinsi plan, provokasyonlarıyla bugüne kadar uzandı ve hala da sürüyor.

 Sosyalizm ve demokrasi mücadelesinin açık kalmış bu hesabı kapanmadıkça, cunta geleneği ve doğurduğu kirli ilişkiler, cinayet şebekeleri, onbinlerce fail meçhul cinayetler, emek ve demokrasi güçlerine saldırılar, katliamlar sürecektir.

Darbe düzeninin kurumsal bir güç olarak karşımıza çıkmaması için Ergenekon takviyeli 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri tasfiye edilmeli, içinde darbecilerin yargılanmasını engelleyen Geçici 15.Maddenin olmadığı antidemokratik 12 Eylül Anayasası lağvedilmeli, yerine katılımcı ve demokratik bir Anayasa ikame edilmelidir.

 Darbelere meşruiyet sağlatan TSK İç Hizmet Kanunun 35.Maddesi kaldırılmalıdır. 12 Mart 1971’in halklarımıza yaşattığı lanetli tarihin yıldönümünde, devrim ve demokrasi güçlerinin mücadelesiyle darbecilerin yargılandığı, darbe hukukunun sona erdirildiği bir günü mutlaka göreceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

—13 Mart 1982’de İzmir’de idam edilen devrimci mücadelenin yiğit neferleri Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun, Necati Vardar’ın ölümlerinin 27.yılındayız. 12 Eylül askeri faşist cuntasına karşı direnen devrimciler yenildiler ama bugünkü kuşaklara adları onurla anılan büyük bir mücadele mirası bıraktılar.

Her biri bir devrim meşalesi oldu. Emperyalizme ve faşizme karşı başları dik yürüdüler idam sehpalarına. Büyük bir inanç ve kararlılıktı son soluklarında bile haykırdıkları sloganları.

Boynuna ilmek geçirilen her devrimci, aynı kararlılıkla sürdürdü devrime olan bağlılığın türküsünü ve büyük bir miras bırakarak ve bize yaraşır olun dercesine… Yürek ve bilincimize yer edinen o büyük sosyalist mirası sokakların ve meydanların ruhuyla buluşturacağımıza söz veriyoruz.

—16 Mart 1978 İstanbul Üniversitesi bahçesinde bekleyen öğrencilerin üzerine bomba atarak, 7 öğrencinin ölümüne, onlarca öğrencinin yaralanmasına neden olan bir faşist katliamın hala kapanmayan hesabının da 31.yılındayız.

 Bahçelievler, Piyangotepe, Maraş, Sivas, Çorum katliamları gibi, bu katliam da, faşist hareketin kitle imhasına yönelik karakterini iyice açığa çıkaran en belirgin örneklerindendi. Amaçlanan şey; siyasal gerilimi sürekli tırmandırarak kendi tabanlarını kemikleştirmekti.

16 Mart Katliamı nedeniyle davalar zaman aşımına uğratıldı ve düştü. Sistem faili meçhullerin derin kuyularında bir katliamı daha gizlerken katiller bir kez daha ödüllendirildiler.  Üzeri örtülen bu kirli, kanlı tarihi gün ışığına çıkarıp hesabını sormak devrimcilerin boynunun borcudur. 

—12 Mart 1995 günü akşam saatlerinde,  İstanbul’da Alevilerin yoğun olduğu Gazi Mahallesi’nde, Kontrgerilla timinin şoförünü öldürerek gasp ettiği ticari taksiden kahvehanelere kurşun yağdırdığı, Halil Kaya adlı Alevi dedesinin hayatını kaybettiği, 5'i ağır 25 kişinin yaralandığı devlet destekli katliamın da 14.yılındayız. Olaylar Ümraniye’ye de sıçradı, tepki göstermek isteyen insanlar üzerine katliamın bir parçası ve devamı olarak polislerce kurşun yağdırıldı. Olayların sonunda Gazi’de 12, Ümraniye’de 5 kişi yaşamını kaybetti, yüzlerce yaralı vardı.  12- 13 Mart 1995’te yaşanan Gazi Mahallesi ve Ümraniye katliamları kont-gerilla, CİA işbirliği ile gerçekleşmiş bir provokasyondu. Hesabını Ergenekon’dan devrimciler soracak.

—16 Mart 1988’de Irak’ta, artık kendisi de tarihin çöp tenekesine atılan Saddam’ın emriyle,  5000 Kürdün kimyasal bombalarla yok edildiği Halepçe katliamının da 21.yılındayız. Halepçe Katliamı’nın hemen yanı başımızda yaşandığını ve hala aynı emellerle dolu emperyalist güçlerin, işbirlikçi hükümetlerin yeni katliamları ve işgalleri yaşattığını da unutmayacağız.

12 Martlardan, idamlardan, katliamlardan süzülerek gelen sosyalist mücadele tarihimizin özveri dolu sayfaları bize umudun, direnişin ve haklılığın kazanacağını bir kez daha haber veriyor. Onlar kaybedecek, biz kazanacağız. Kahrolsun faşizm!  Kahrolsun emperyalizm!  Devrim için düşenler onurumuzdur. Gün gelecek devran dönecek darbeciler halka hesap verecek!

DEVRİMCİ 78’LİLER FEDERASYONU  / 68’LİLER DAYANIŞMA DERNEĞİ

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam