Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
AKIN ZAYİM YAZIYOR...
COĞRAFYALAR KUŞANDIK, HİÇBİRİ BİZ DEĞİLDİ…
“ Bütün renklerin içerisinden ,sevdiği rengi alırmış gökyüzü…Sonrası baktığı yeryüzünden çiçeklerini seyredermiş en güzel dediği renklerden,en güzeli dediği için utanır küsermiş kendine ve ne zaman ki gökkuşağı olursa ,utancı geçermiş, gökkuşağında bütün renkleri açtırır ,çiçeklerle ,yeryüzü ile barışırmış…”
***
Yeryüzü ile yeryüzü arasında doğanın içerisinde yaşarken, fırtınaları Poyrazlarında yaşadığım dünkü kasabadan kalabalıklaşan bir kente dönüştü yaşadığım o kent…Silifke…Köylüsü olduğumuz büyüklerimizden gelen gevrek ekmeği,sıcak bazamalarından * ve oraya giden şehir ekmeğinin en güzel hediye olduğu zamanlardan,yeşilini ve kendini kaybetmiş hangi zamandayız bilir misiniz?
***
Siyah beyaz önlüklerin ve siyah beyaz tv lerin ilk çocukluğumuzda ki yoksulluğuna rağmen, mahaldeki tek tv nin paylaşılması ve yazlık sinemalarda beraberce ailelerin çekirdek çıtlattığı zamanlar. Yoksul ama konuşulan zamanlar…
***
Şimdiki zaman dünkü zamandan daha hızlı geçiyor,sanal taraflarına da uğruyor limanların..Kalabalıklaştıkça hüzün mevsimine ağlayan bir Çukurovalı oluyorum…
İçine girdiğim tüm elbiselerde uymayan bir bedeni taşıyorum sırt ağrılarımda ve ben yaşadıkça büyüyen yalnız limanların coğrafyasında kendini arayan bir sevda masalının ,tütün kokulu rüyalarında savuruyorum ,geride bıraktığım tüm bıraktığım şehirlerimi….
***
Yazan kalemin sustuğu andır, kalabalıklaşan şehirlerin streslerinde açmayan çiçeklerimiz… ,akan suyun,ağaçların arasında kalan dilimizdeki son sevda türküsünün geçişidir güler yüzümüzün cep aynalarında kalan zamanı…Ceplerimizin delik olduğu zamanlardan bize ait olanları taşırdık gururla.Şimdi CEP telimizde 100 kontörlerin geçişinde boğulan bayramları ve sevdaları yazdık, solmuş çiçeğin,üstüne gözyaşımızı akıttığımız posta kartlarının samimiyetini mumla arayan,yalancı yarim dizilerine döndü umutlarımız…Oturduğumuz hangi cafe deki resim,hangi bardaki şarkı dindirir,aradığımız serüvenlerimizin perdesi indirilmiş sahnelerini..Biz ki çırılçıplak bir özlemin ,içinden gelen ardımızdan bıraktıklarımızı arayan hangi Donkişot’larıyız?
***
Biz ki tüm maceralarımızda
Islık çaldığımız vadilerden
Köpüren dalgaların ritminde
Koştuğumuz dizi kanamış
Çocukluğumuzda aradık
Kaybettiklerimizi…
Coğrafyalar kuşandık
Yıldızları asılmış lamba sandığımız
Çocukluğumuzdan geçerken gençliğimize
Biz ki en çok kentlerde boğulduk
Sararmış mevsimlerin
Ayak ucunda…
Ne biz içinde durduğumuz elbiseydik
Ne yaşanan içine sığdığımız sevdalardı
Koparılmış düşlerinde düşen şehrin
Kaleleriydik bir bir
Her birimiz renkli lambalarda
Binlerce renk yüz olduk…
Ama aradıkça serüvenlerimizi
Her birimiz gökkuşağının
Kentlere inadına akan
Pankartlı gülüşleri olduk…
Akın ZAYİM-SİLİFKE





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


