ORTADOĞU'NUN BAYRAMI NE ZAMAN?

Arşiv

paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin

Haberlere abone olun:

seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?

Mersin Akkuyu'da yılardır kurulmak istenen ve ihalesi başlatılan nükleer santrale ilişkin düşünceleriniz nedir?

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

METE ÇUBUKÇU YAZIYOR...

İsrail’de görevinden istifa eden Başbakan Ehud Olmert Olmert, İsrail’de yayımlanan Yedioth Ahronoth gazetesine verdiği mülakatta, ülkenin sınırlarının yeniden çizilmemesi halinde statüsü ve güvenliğinin garanti edilemeyeceğini belirtti. İsrail’in 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiğini söyleyen Olmert, buna Doğu Kudüs’ü de dahil etti.

Olmert, İsrail’in Kudüs’te ısrar etmesinin gerçekçi olmadığını söyledi. Ehud Olmert, Suriye’yle bir barış anlaşmasına varılması için de Golan Tepeleri’ndeki İsrail varlığının sona ermesinin gerekeceğini belirtti.

İktidardayken barışı sağlamak için geçmişteki tüm İsrail liderlerinden daha fazla adım atmaya hazır olduğunu söyleyen Olmert, geçtiğimiz hafta başbakanlık görevinden istifa etmişti. Yani elinde güç varken yapamadığını istifa ederken açıkladı. Filistin barışı için çok doğru bir noktaya parmak basan Olmert’in inandırıcı olduğunu söylemek zor. Zaten gazete de bu sözleri görevdeyken niçin dile getirmediğini soruyor.

İsrail’de politika genelde böyle işler. Tüm politikacılar barışın nereden geçtiğini bilirler ama seslendiremezler. Olmert’in söyledikleri dışında herhangi bir girişim de bölgeye adil bir barışı getiremez. Oysa Ortadoğu barışı çok zor değildir. Ama, İsrail’in şahinleri ve ABD politikası adil bir barışa izin veremez. Çünkü iş barışı sağlamada değil barışın tesis edilmemesinde yatar. Kriz, düşman ve korku politikası ile bölge kontrol altında tutulur. 30 yıldır böyledir. 30 yıldır gösterişli barış anlaşmaları törenler imzalanır, medya inanmadığı halde işi abartır. Filistin ve İsrailli politikacılar geleceğine inanmadıkları halde sahte barış pozları verirler. Oysa İsrail hep kendi barışını kurmak ister yani köleleştirilmiş bir Filistin devletinin var olduğu bir barışı.

 

BARIŞI İNANANLAR YAPAR

Eylül ayı Ortadoğu, Arap-İsrail tarihi açısından önemlidir. 1978’de Camp David, 1993’de  Oslo Barış Anlaşması imzalanmıştı, 2000 yılında da İkinci İntifada patlak vermişti. Hepsinin ayı da Eylül’dü. Üzerlerinden 30 ve 15 yıl geçen bu tarihi dönemeçlerde imzalanan belgelere, verilen sözlere bakarsak “iki ileri bir geri” anlayışından öteye geçilmediği görülür.

Sonunda Filistin ve İsrail’in geldiği nokta 30 yıl önce çerçevesi çizilen ama bir türlü hayata geçirilemeyen maddeler dizisi, görüşmeler silsilesi, gazete sayfalarına yansıyan “şişirilmiş sahte umutlar” denilebilir. Ortadoğu’yu bilenler, izleyenler, İsrail ve Filistin yöneticileri ile her iki halkın yaklaşımlarına aşina olanlar gazete sayfalarında yaldızlanarak sunulan barış görüşmelerine hep mesafeli durulur, şüphe ile yaklaşılır. Çünkü her iki halk 30 yıldan bu yana birbirine yaklaşmaktan çok, daha da uzaklaşmış, özellikle Filistin halkının barışa olan inancı, İsrail’e olan güveni kaybolmuştur.

 

30 YILDIR NİÇİN OLMUYOR?

30 yıl sonra gelinen nokta tek devletli demokratik bir İsrail Filistin devletinden, iki devletli çözüm. İsrail artık Yahudi bir devlet olacağını ilan etti. Gazze’den bu yüzden çekildi. İki devleti çözüm içinse, iki tarafın kabul edeceği bir sınır ve egemenlik gerekiyor. Oysa Filistin toprakları altına imza konulan anlaşmalara rağmen kemiriliyor, yasadışı yerleşimler artıyor. Korkarız ki bir anlaşma sağlandığında Filistinlilere yaşayacak toprak kalmayacak. Ama böyle barış olmayacağı biliniyor.

‘Bizim Filistin’ adlı kitabımı yazarken görüştüğümüz Filistin’in önemli diplomatlarından Nabeel Şaat, “Filistin konusunda yüzlerce sayfa yazabilinirsiniz ama yüzyılın başından bu yana göz atacağınız birkaç harita nereden nereye geldiğimizi gösterir. Filistin tarihini en iyi haritalar anlatır” demişti.

İsrail-Filistin tarihinin son 30 yılına bakıldığında çok yol alındığı söylenemez. Filistin’in işgal altına ve İsrail ile eşit koşullarda olmadığını, bu işgalin Filistin halkının ruhunda bıraktığı yaraların barışa olan inancı giderek azalttığını unutmadan, bu noktaya gelinmesinde yine Filistin yönetimi ve Arap ülkelerinin hatalarını da unutmamak gerekiyor.

30 yıl önce çıkılan yolda bu noktaya ulaşmak düşündürücü. Oysa Filistin meselesinin dünyanın vicdanını sızlatan ve birçok sorunun çıkış noktası olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir 30 yıl daha beklemeden Kudüs’ün tüm dinlerin ortak başkenti olması temennisi ile herkese iyi bayramlar.

Birgün

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam