Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
BERFİN KOÇ YAZIYOR...
Ayça on yaşında bir çocuktu. Henüz ilkokul dördüncü sınıfa gidiyordu. Üç yıl önce daha yedi yaşındayken annesini kaybetmiş, işsiz olan babası ve iki kardeşiyle kötü şartlarda yaşamaya başlamıştı. Ablaydı ama annenin görevi de ona düşmüştü. Daha 7 yaşındayken kendisinden 1 yaş küçük Arda’ya ve 3 yaş küçük Ayda’ya annelik yapmak zorunda kalmıştı.
Babası önemli bir karar vererek bir büyük şehre göç etmeyi, orada daha iyi şartlar yakalamayı düşünmüştü. İstanbul’a göçtüler. Babası iş aramaya başladı. Ne yazık ki bir türlü kalıcı iş bulup doğru dürüst para kazanamamıştı.
İstanbul da bir gecekondu mahallesinde oturuyorlardı. Mahalle zaten fakirdi ama Ayça ve kardeşleri daha fakirlerdi. Ayça pencereden baktığında bisiklete binen çocukları gördükçe. Ah keşke benimde bir bisikletim olsa diye içinden geçiriyordu.
Zaman geçiyor ama şartları bir türlü düzelmiyordu. Babası sadece bulduğu günlük işlere gidiyor kazandığı 3-5 kuruş para ile de ancak karınlarını doyurabiliyorlardı.
Ayça sabahları kardeşlerini okula hazırlıyor. Onların ellerlinden tutarak okula götürüyor. Öğlen vakti ise yine hep beraber yürüyerek okuldan eve getiriyordu.
Ayça derslerinde çok başarılıydı. Kardeşlerinin de başarılı olması için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Öğlen eve döndüklerinde önce kardeşlerini doyuruyor. Akşama yiyecekleri yemeği hazırlıyor. Ortalığı temizledikten sonra kardeşlerini evde bırakıp mahallenin bakkalına yardım etmeye gidiyordu. Para falan aldığı yoktu sadece akşamları eve dönerken birkaç zeytin, bir iki ekmek azıcıkta olsa peynir ve domates getirip bir gün sonraki kahvaltıda yiyeceklerini hazırlamış oluyordu.
Akşam eve yorgun dönmesine rağmen önce kardeşlerinin derslerini kontrol ediyor. Onları erkenden yatırıyor ve oturup kendi derslerine çalışıyordu. Derslerinde çok başarılıydı sınıfının birincisiydi. Derslerini de öğrenmeyi de çok seviyordu.
Günler birbirini kovalıyor, Ayça halinden hiç şikayet etmiyordu. O kendisiyle beraber kardeşlerini de büyütüyordu. Kardeşleri de en az onun kadar başarılıydı. Ablalarının çabasını görüp onun sözünden çıkmamaya özen gösteriyorlardı.
Ayça 17 yaşına gelmişti lise ikinci sınıftaydı bir yıl sonra üniversite sınavlarına girecekti, çok çalışıyor ve her zamankinden daha da fazla yoruluyordu. Herkes onun iyi bir derece yapacağını ve istediği bölüme gireceğini biliyordu.
Tam bu sırada hiç beklemediği bir şey oldu. Çocuklarına iyi bir şeyler verememenin üzüntüsü yaşayan ve sağlığı bozulan babası vefat etti. Ayça ve kardeşleri kendilerini çok yalnız hissettiler. Özellikle Ayça için babasının yaşıyor olması büyük bir umuttu. Ama şimdi onu da kaybetmiş kardeşlerine anneliğin yanında babalık yapmak zorunda da kalmıştı.
Ayça yılmadı hep çok çalışmaya devam etti. Liseyi de birincilikle bitirdi. Çok çalışmanın karşılığını fazlasıyla aldı. Çünkü girdiği üniversite sınavlarında en iyi puanı o almış ve Türkiye birincisi olmuştu. Birçok kuruluş Ayça’nın peşinden koşuyor ve ona burs vermeye çalışıyordu.
Ayça sevinç ve üzüntüyü bir arada yaşıyor hem kendisiyle gurur duyuyor hem de bu sevinci paylaşacağı anne ve babasını çok özlüyordu. İçi burkuldu, garip bir hüzün yaşadı. Gökyüzüne bakarak anneciğim, babacığım huzur içinde olun. Bakın ben başardım, kardeşlerimin de başarması için elimden gelen her şeyi yapacağım size söz veriyorum dedi.
Ayça doktor olmak istiyordu. Annesi çok genç yaşta bilinmeyen bir hastalıktan dolayı kaybetmişti. O zamandan beri doktor olmak ve insanların dertlerine çare olmayı düşünüyordu. Erkek kardeşi Arda da herhangi bir şey yoktu ama , en küçükleri Ayda’da da annesininkine benzeyen belirtiler vardı. Bu Ayça’yı hep düşündürüyor onu da annesi gibi kaybedeceği korkusunu yaşıyordu.
Ayça hiç düşünmeden tercihini Tıp Fakültesi olarak yaptı. Gereken bursları da almıştı, para için çalışmasına gerek kalmamıştı. Böylelikle derslerine ve kardeşlerine daha çok zaman ayırabilecekti.
Bir yıl sonra erkek kardeşi Arda’da iyi bir derece yaptı ve mühendislik eğitimi almaya başladı. Arda birinci olamamış ama ilk ona girdiği için iyi burslar almıştı. Küçük kardeş Ayda ise hem ablasından hem de abisinden destek alıyor daha iyi bir derece yapmak için var gücüyle çalışıyordu.
Aradan 3 yıl geçti. Ayça Tıp Fakültesinde, kardeşi Arda ise Mühendislikte en yüksek not ortalaması ile okuyor, herkesin takdirlerini kazanıyorlardı. Her ikisi de okul birincisi olarak mezun olmak istiyorlardı. Küçük kardeş Ayda artık eskisi kadar hastalanmıyor, daha sağlıklı görünüyordu.
Ayda’da beklendiği gibi ablasının başarısını tekrarlayarak ama birkaç puan fazla alarak üniversite sınavlarında birinci oldu. Mimar olmak istiyordu, hayatları gecekondu da geçtiği için hep daha konforlu, daha aydınlık, daha sıcak evler hayal etmişti. Bir gün oturup kendi evimiz yapacağım der dururdu. Ayça ve Arda, Ayda’yı yanaklarından öperek kutladılar. Emeklerinin karşılıksız kalmadığını görmek hepsinin de içine ayrı bir coşku vermişti.
Üç kardeş el ele tutuşup şöyle bir geriye baktılar, ne kadar büyük zorluklar yaşadıklarını düşündüler. Bu günleri görmek için ne büyük mücadeleler verdiklerini, hiçbir şeyden şikâyet etmeden sadece iyi bir gelecek sahibi olabilmek için var güçleriyle çalıştıklarını ama şimdi başardıklarını bundan sonrada başarmaya devam edecekleri konusunda birbirlerine söz verdiler..
Artık kötü günler geride kalmıştı. Üç kardeşte istediklerine kavuşmuş ve verdikleri emeklerin karşılığını almışlardı. Birbirlerine sarılarak gökyüzüne baktılar. Annemiz ve babamız ne kadar mutlu ne kadar gururludur diye geçirdiler içlerinden.
BERFİN KOÇ (10 YAŞINDA)
1 Nisan 2008





HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


