Mailinizi ekleyin
seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
SALİM TURGUT YAZIYOR...
Kentin mozaiğinden kaynaklı olarak ülkede sahneye konulmak istenen birçok oyun öncelikle Mersin’de denenmiştir. Mersin bu anlamıyla bir labaratuar görevini üstlenmiştir. Düne kadar Kürtler, Türkler, Araplar ve gayri müslümlerin barış içinde bir arada yaşadığı kent derin güçlerin deneme tahtasına dönüşmüştür.
Mersin coğrafi, siyasi ve etnik konumu itibariyle çok önemli bir kenttir. Bu önem kent üzerine kurgulanan tüm planlarda kendini gösteriyor.
150 yıllık tarihi ile ülkenin en genç kentlerinden biridir Mersin. Kenti oluşturanlar gayri müslümler (Rumlar, İtalyanlar, Yahudiler vs.), Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından Mısır’dan tarım işçisi olarak getirilip bataklıklara yerleştirilen Fellahlar, Toroslar’ın eteğine yerleşen Türkler ve sonradan ekonomik ve zorunlu göçle yerleşen Kürtler.
Kentin ekonomisini ve ticaretini belirleyen gayri müslümlerin bir kısmı kurtuluş savaşı ile birlikte bir kısmı savaş sonrası mübadele ile kenti terk etmişlerdir. Kentin iki büyük Rum zengini olan Mavromati ve Bodasaki’nin malları kentin CHP il başkanı ve yöneticileri olan Sadık Eliyeşil ve Karamehmetler’in eline geçmiştir. Tarsus kökenli olan bu iki CHP zengini daha sonraki süreçte de ülkenin sayılı zenginleri arasında yerlerini alacaklardır.
Mersin kuruluş itibariyle halklar mozaiği özelliği taşımaktadır. Farklı ulus ve etnik kökene sahip halklar bir arada yıllarca barış içinde yaşamışlardır. Hiç biri diğerini ötekileştirmeden yaşayan bu halkların yaşamlarındaki birliktelikler ölümlerinde de sürmüştür. Mersin Mezarlığı halklar mozaiğinin somut bir fotoğrafıdır. Hristiyanı, Müslümanı, Alevisi, Sunisi, Arap’ı, Kürt’ü, Türk’ü ve gayri müslümleri ile ayrı ulusal ve dinsel kökene sahip olanlar Mersin Büyükşehir Mezarlığı’nda bir arada yatmaktadırlar. Bu durum Türkiye’nin hiçbir yerinde yoktur.
Halklar arasındaki bu kardeşlik ruhundan kaynaklı olsa gerek son yıllarda nüfus oranına göre en fazla göç alan kent olmuştur. 1970’li yılarda yoğunlaşan ekonomik kaynaklı göç 1984 Kürt kalkışmasına kadar devam etmiştir. 1984 Kürt başkaldırısının ardından göçün yoğunluğu nitelik değiştirerek –zorunlu göç- artmıştır. Bu hızlı Kürt nüfus artışı kentteki dengeleri değiştirmiş ve siyasette Kürtler göz ardı edilerek politika yapılamaz olmuştur. Daha önce üç belde –Akdeniz, Toroslar ve Yenişehir-‘den oluşan kentin iki beldesi – Akdeniz ve Toroslar-‘de küçümsenemeyecek oranda Kürt nüfusu yaşamaktadır.
Mersin üzerine oynanan oyunlar
Kentin mozaiğinden kaynaklı olarak ülkede sahneye konulmak istenen birçok oyun öncelikle Mersin’de denenmiştir. Mersin bu anlamıyla bir labaratuar görevini üstlenmiştir. Düne kadar Kürtler, Türkler, Araplar ve gayri müslümlerin barış içinde bir arada yaşadığı kent derin güçlerin deneme tahtasına dönüşmüştür. Kuvvayii Milliye Derneği ve benzeri Ergenekon patentli örgütlerin en fazla örgütlendiği ve oyunlarını sergilediği yerlerin başında Mersin gelmektedir. Seyyar satıcıları yok etme operasyonu, seçimlere müdahaleler, Kürt Nüfusu azaltmasının MGK’de tartışılması ve bayrak provokasyonları hep Mersin’de baş göstermiştir.
Seçimlere müdahale
1999 yerel seçimlerinin sonuçlarının en son açıklandığı il Mersin’dir. Tüm Türkiye genelinde Pazartesi akşamı seçimlerin sonucu açıklanırken Mersin’de Perşembe günü açıklanmıştır. Seçimin ilk anlarında TRT-1 ekranlarında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı ve Akdeniz Belde Başkanlığını HADEP’in kazandığının haberi verilirken daha sonra bu haberi değiştirilmiştir.
Mersin Büyükşehir belediyesinin HADEP tarafından kazanıldığı ortaya çıkınca, ‘Adliye`ye bomba konulduğu’ haberi yayılarak adliye boşaltılmış, içeri de sadece üç hakim ve iki katip bırakılmış ve yeniden yapılan sayımın sonucunda DSP birinci parti olarak seçimleri kazanmıştır.
Ama çıkan bu sonuca kimse inanmamıştı.
O dönem İçel Valisi, Akdeniz Bölge Komutanı ve dönemin bakanlarından İstemihan Talay’ın da aralarında bulunduğu devlet görevlileri ‘bomba var’ ihbarıyla adliyeye gece yarısı baskın düzenleyip seçimlerin sonucunu değiştirilmesinde bizzat görev aldıkları iddia edilmiştir. Tüm ülkede seçim sonuçları kesinleşmiş olmasına rağmen Mersin seçim sonuçlarının açıklanmasının gecikmesinin nedeni devlet içindeki kararsızlıktandır. Kürtlerin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanma ihtimaline karşı devlet hazırlıksız yakalanmıştır… En son devlet kararını vermiş ve ülkenin 8.büyük şehrinin Kürtlere vermemiş ama Akdeniz Belediye Başkanlığını vermek zorunda kalmıştır. Çünkü Büyükşehir’deki oy farkı 2 binlerde iken Akdeniz belde de 10 binleri bulmuştur. Bu gergin ortamdaki pazarlıklarda da HADEP’e Akdeniz Beldesi verilerek sesinin gür çıkması engellenmiş oldu.
Dönemin MHP`li Savunma Bakanı Mersin’deki durumu MGK`ya taşıdı. MGK’dan da kentteki Kürt nüfusu azaltma kararı çıktı. Amaç, oradaki Kürt nüfusun belediyeyi kazanacak kadar yoğunlaşmasını önlemekti. Newroz’da provokasyonlar çıkarıldı, Kürt işyerlerine saldırılar düzenlendi, seyyar satıcılığın yasaklanması bile bu planın bir parçası olarak gündeme geldi. Dönemin kültür bakanı İstemihan Talay, ‘’HADEP sadece anakent belediyesini değil, Akdeniz beldesini de kazanmıştır ve bu kadarı artık fazladır’’ seçimlere müdahale edilmesi gerekir diyerek devletin tavrını açıklamıştır.
‘Anne bak Kürtler geliyor’
2004 seçimlerinin de en belirgin özelliği kentte yaratılan ‘Anne bak Kürtler geliyor’ fobisidir. Bu seçimlerde Büyükşehir belediye başkanlığı için üç aday – SHP Fikri Sağlar, AKP Mahmut Arslan ve CHP Macit Özcan- yarışmakta idi. Bu seçimlerinde kaderini de Kürtlere karşı alınan tavır belirledi. Çünkü üç adaydan biri Mardinli (Mahmut Arslan), biri Kürtlerin desteklediği (Fikri Sağlar) ve diğeri de Arap kökenli (Macit Özcan) idi. Seçimler yerel olmasına rağmen adayların propagandasının temelinde Kürtler yatıyordu. Fikri Sağlar’ın Kürtler tarafından desteklendiği propagandası ile önü kesilirken Mahmut Arslan’ın önü de PKK ile ilişkisi olduğu, Barzani’nin ortağı olduğu türünden el altından dağıtılan bildirilerle kesildi. CHP’nin adayı Macit Özcan ise ‘Cumhuriyet’in bekçisi’ olarak seçimi kazandı. Tabii bu süreçte MHP’nin de kendi adayları yerine CHP’nin adayına oyları ile destek verdiği unutulmamalı. Yani ‘Anne bak Kürtler geliyor!’ fobisi 2004 Mersin yerel seçimlerinin en belirgin özelliği oldu.
1999 seçimlerinden 9 yıl, 2004 seçimlerinden de 4 yıl geçti. Bu süre içerisinde kentin duyarlı kesimleri seçimlere derin devlet tarafından müdahale edildiğini yazdı çizdi ama bu durum fazla kimseyi ilgilendirmedi. Şimdi derin devletin seçimlere nasıl müdahale ettiği Ergenekon iddianamesinin 442. ek klasörü dosyasında belgelerle yansıdı. Umarım bu sefer inanırlar ve ilgilenirler…
28 Ağustos 2008





GÜNCEL
Abidin Yağmur
Adil Okay
Adnan Bostancıoğlu
Akın Zayim
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Aziz Çelik
Ethem Dinçer
Güler Ataş
Mete Çubukçu
Muhsin Kızılkaya
Münevver Özgenç
Nedim İnce
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
Yeter Özdemir Şahin
ŞİİR BAHÇESİ
Bağış Erten


