Güneş bize dedi ki...

Arşiv

paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin

Haberlere abone olun:

seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?

Mersin Akkuyu'da yılardır kurulmak istenen ve ihalesi başlatılan nükleer santrale ilişkin düşünceleriniz nedir?

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image YETER ÖZDEMİR ŞAHİN YAZIYOR...

Bu yazı 29 Mart 2006’da Side’den izlenen ‘tam Güneş tutulması’ için yazılmıştır. Antalya üç gündür yanıyor… Çok üzgünüz…

 **

 Ay, Güneş’i saklayacaktı ve biz Dünyalılar onu göremeyecektik. Çünkü üçü de doğru zamanda doğru yerde bulunacaktı. Ve Ay’ın Dünya’ya, Güneş’in Ay’a uzaklığı böyle algılamamız için uygundu.

 

 Ya biz…

Bu üçlünün ‘doğru çizen noktalar’ olduğuna tanık olmak, ‘bize rağmen’ bile diyemeyeceğimiz kadar dışımızda ‘dönen dolaba’ binmişliğimizi bilince çıkaracağı için ilginç olacaktı.

İnsanoğlunun evrende kum tanesi bile değilken, olan biteni saniyesi saniyesine

‘bilebilerek’ evrene meydan okuduğuna tanık olma şansı vereceği için ilginç olacaktı.

Ay’ın, ‘Vazgeçtim. Batıya değil kuzeye gideceğim’ deyiverme ihtimali vardı. Bu ihtimali bile bile olayı izlemenin yarattığı ürpertinin ‘dehşetli güzelliğini’ yaşatacağı için ilginç olacaktı.

İçerde durup dışardan bakabilme şansı vereceği için ilginç olacaktı.

Bu yüzden ‘kırk yılda bir’ olacak bir şey için, kırk yılda bir önceliklerimizi değiştirmeye değerdi.

 

Olaya ‘hazırlıksız’ yakalanan kent… “Elin adamı Avustralya’dan duydu geldi. Bizimkiler duymamış.” yakınmaları… Yüzü mevsimsiz gülen esnaf…

 

İzleyiciler, tutulmanın başlamasından saatler önce teknik donanımlarıyla yerlerini aldı. Evet, kelimenin tam anlamıyla ‘izleyiciler’!

Tribünden sahaya inme şansı yoktu çünkü. Dünya’nın dört bir yanından kanatlanıp gelmişlerdi; lakin bu olaya ‘müdahil’ olamayacaklardı.

 

Canlı yayın araçları, gelişmiş kameralar, özel filtreler, fotoğraf makineleri, teleskoplar, kronometreler… Pahalı gözlük, bedava bira… Hatıra tişörtler… Keman, flüt, çello… Her şey hazırdı.

Piller, şarj aletleri… Her şey her şey kontrol edildi.

Mekanik gözlerin doğru açıdan bakıp bakmadığı da, ‘hatasız çalıyoruz, terk

etme bizi’ müziği de prova edildi.

“İyi ki geldim” “iyi ki gel dedin” diye sevimli sevimli şımarıldı, şımartıldı arkadaşlar. 

Hadi artık başlasın duygusuyla yerinde duramaz oldu meraklılar.

Derken tutulmanın ha başladı ha başlayacak olmasıyla sessiz sedasız hareketlendi insanlar.

 

Ve tutulma başladı. Küçük Ay, büyük Güneş’imizden bir fare ısırığı kopardı diye dalgalandı kalabalık.

Biraz daha, biraz daha… Her anı heyecanla izlendi ‘birinci yarının’. İzlendi izlenmesine de heyecan yerini sabırsızlanmalara bıraktı sonuna doğru. Onca yol ‘tam tutulma’ için aşılmıştı çünkü.

‘Hadi ne olacaksa olsun’du artık.

Tam tamına duygu buydu: Ne olacaksa olsun artık!

 

Oldu! Güneş ‘tam tutuldu’!

Güneş ile Ay, baş aktördüler tabii. Dünya mı? Dünya yoktu. Dünya herkesti. Gerçekten de herkes kendi başına bir dünyaydı orada.     

 

Güneş, Ay ve kendilerinden çoğalttıkları muhtelif sayıda ‘ben’ ile muhtelif sayıda diyaloga olanak yaratmak isteyenlerin önünde birkaç yol vardı:

‘Güneş-Ay’ ve izleyen ‘ben’ olmak.

‘Güneş-Ay-ben’ ve onları izleyen ‘2.ben’ olmak.

‘Güneş-Ay-ben-2.ben’ ve onları ve kalabalığı izleyen ‘3.ben’ olmak.

 

— Ay çekil, Güneş göremiyor beni! 

— Beni izleyen ben, doğru gördüğünden emin misin?

— Fotoğrafın büyüğünde ayrıntı bile değilsin!

cümleleri düştü zihinlere. Cümleler bunlardı. Lakin hangi sırayla bilmiyorum.

 

Herkes kayıt telaşındaydı. İki eli de boş az sayıda insanın çıkardığı güçlü alkış, dili tutulmamışların çıkardığı gürültü, çığlık, ıslık sesi, orkestranın artık duyulmayan ezgileri…

 

Ben mi? Aslında o üç dakikayı ne de güzel planlamıştım. Tutulma başladığında hava üşütecek kadar serinlediğinden, ola ki çok üşürsem bununla vakit kaybetmek akıl işi değil diye kazağımı giydim. ‘Son sigaramı’ içtim.

Tam tutulma başladığında, sehpa olarak kullandığımız mermer kalıntının üzerinden izleyenlerin birkaç kare fotoğrafını çekecek, alabilirsem ‘yüzüklerin kralı’nın birkaç saniyelik video görüntüsünü alacaktım. Geriye yaklaşık iki dakika kalırdı. Onu da yukarıdaki üç yoldan her birini deneyerek geçirecektim. Vakit yeterdi aslında. Saniye sayan trafik ışıklarında beklerken bu oldukça uzun bir zamandı.

 

Öyle olmadı. Biraz başkalarının tanıklığını belgeleme çabası, çokça şaşkınlık… En çok da karanlıkta göremediğim için fotoğraf makinesini ayarlayamadığımdan planlarım tutmadı. En azından zamanı doğru kullanamadım diyelim. Güneş tutulması gölgeleri bile tuhaflaştırdı ya, belki de zaman denilen şey de alıştığımız ritminde akmadı, kim bilir.

 

2006 tutulmasına tanıklığımın izdüşümü ne zaman ne biçimde yazıya dönüşür bilmiyorum. Şu kadarını söyleyebilirim. Güneş’i Güneş gibi göremediğim anda, 2. mi 3. mü hangisi olduğunu şimdilik hatırlayamadığım ‘ben’in bilincine öznesiz yüklemsiz küçük bir cümle düştü:    

Ve belirsizlik ve kaos ve yarınsızlık.

 

Güneşin yokluğu değil ‘yoksunluğu’ durumuydu yaşanan. Ve bu, durumu hafifletme çabasıyla atlatılamayacak kadar ürkütücüydü.

 

‘Ne olacaksa olsun artık!’ sözü, ‘olsun istemek’ kadar ‘ya istediğim gibi olmazsa’ kaygısını da barındırır. İşte belki de bu yüzden tutulmanın ikinci yarısı izlenmedi bile. Güneş ‘gitmedim buradayım’ demişti ya…

‘Gelmişken denizin, güneşin tadını çıkaralım’ bile denmedi. Bir an önce olay mahalli terk edildi desem abartmış olmam.

 

Belki de tek oyun oynandı Side’de:

İnsan-Ay-Güneş… Ve belki de Güneş bize dedi ki:

Kendi güneşlerinizi görmenize yetecek kadar ışığınız varken tutulun ona, Ay’ı beklemeyin.

 

Güneş demedi; lakin yazının gidişinden bir şey daha çıkardım.

Fotoğrafın büyüğüne bakmak ‘küçük, sıradan, basit ve anlamsız’ şeylerin, ‘büyük, sıradışı, karmaşık ve anlamlı’ şeyler olduğunu görmemizi sağlıyor.

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam