Bu toprakları kim 'lanetledi'!

Arşiv

paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin

Haberlere abone olun:

seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?

Mersin Akkuyu'da yılardır kurulmak istenen ve ihalesi başlatılan nükleer santrale ilişkin düşünceleriniz nedir?

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

ETHEM DİNÇER YAZIYOR...

Son bir haftada yaşadıklarımız bile ‘normal’ bir insanın ‘dayanma gücünü’ defalarca aşıyor…

İstanbul Güngören’de patlatılan ses bombasıyla yaralan insanlığımız, yaralılara yardıma koşanlar için patlatılan ikinci bombayla ölüyor.. Sonuç onlarca ölü, yüzlerce yaralı… Söyleyin bu ‘lanet’ değilse nedir?

Daha İstanbul bombasının kanı kurumadan Kerkük’te gerçekleşen benzeri bir eylemde aynı sonuçla karşılaşıyoruz. Onlarca ölü yüzlerce yaralı… Söyleyin bu ‘lanet’ değilse nedir?

Sonra yine İstanbul’da bir tır konteynırında ‘havasızlıktan’ öldürülmüş onlarca kaçak göçmeni tarlalara saçan, ölmeyen yüzlercesini bırakıp kaçan insanlık müsveddeleri karşımıza çıkıyor. Öğreniyoruz ki Pakistanlı, Afganistanlı, Burmalı ‘umut yolcuları’ 5000 dolar ödemişler İstanbul tarlalarına saçılabilmek için… Söyleyin bu ‘lanet’ değilse nedir?

İttihat Terakki’den başlayan, Özel Harp Dairesi, JİTEM ve Kontrgerilla ile süren ‘derin devlet’ ilişkilerine bir ucundan da olsa başlatılan soruşturmanın iddianamesinde karşılaştıklarımız dayanma gücümüzü iyice zorlaştırıyor. Zorlaştıran emekli generaller, darbeci kadrolar değil elbette. Yıllardır ‘solcu’ sanarak okuduğumuz yazarların neredeyse kendi gazetelerini bombaladıkları, Danıştay saldırısının, aydın cinayetlerinin, faili meçhullerin bu kadroyla işlendiği şüphesi ortalıkta dolaşıyor. Üstelik yıllardır ‘devrimci’ mücadele veren bazı hareketlerin ‘devrimcilerin’ katilleriyle aynı yapıda bulunduğu iddiası bulvar basınının sayfalarını süslüyor. Hareketten gelen ‘onlar halk düşmanı biz devrimciyiz’ açıklaması ise basında yer bile bulamıyor.

Ergenekoncu iddiaları ana muhalefet partisi liderine kadar ulaşıyor. At izi it izine karışıyor bir kez daha. Söyleyin bu ‘lanet’ değilse nedir?

İktidar partisinin ‘şeriatçı’ olduğu iddiasıyla kapatılması isteniyor. ‘Şeriatçılar ama o kadar da şeriatçı değiller’ kararı çıkıyor. ‘Laiklik karşıtı odak’ olduğu kararı verilen iktidar partisi, bu kararı davul zurnayla kutluyor yurtta ve dış temsilciliklerde! 1 oyla kapatılmamış olmak büyük sevinç yaratıyor. Paralarının kesilmesi kararı umurlarında değil. Suyun başında olma duygusu var çünkü içlerinde! ‘Kemal abi halleder’ diye düşünüyorlar. Söyleyin bu ‘lanet’ değilse nedir?

Tuzla denilince aklımıza gelenin ‘işçi ölümleri’ olması şaşırtmıyorsa bizi, 101 işçinin ‘iş kazası’ sonucu ölmesi bile bizi utandırmıyorsa… Son yedi ayda 15. ölüm yaşandıysa... Söyleyin bu lanet değilse nedir?

‘Aynı aileden 3-5-10 kişi öldü’ haberleri, trafik kazaları, günlük ortalaması nereyse 50 kişiyi bulan ölümlerse kimsenin umurunda değil artık. Ölüm o kadar kanıksanmış ki artık ‘haber değeri’ bile taşımıyor. Trafik kazalarında ‘tanınmış’ bir kişinin başına bir iş gelmezse kaza haberleri bile yakında tedavülden kalkacak. Söyleyin bu ‘lanet’ değilse nedir?

Sabah kahvaltı masasında ‘Konya’da öğrenci yurdu çöktü, onlarca ölü’ haberini duyduğunuzda bu hafta duyduğunuz ‘onlarca ölülü’ kaçıncı haber olduğunu bile hatırlamıyorsunuz artık… Bir ‘dağ başında’ ‘tüp patlamasıyla’ yıkılacak kadar çürük bir binada ‘Kuran’ öğrenmeye gönderilmiş kız çocukları… Şimdi cansız bedenleri çıkarılmaya çalışıyor ‘beton yığınlarından’… Sabah izlediğimiz görüntülerden anlıyoruz ki bunlar ‘beton yığını’ bile değil. Yardıma koşan köylülerin kazma kürekle vurmasıyla dağılan kolon-kiriş parçalarına ‘beton yığını’ demek ‘betona’ haksızlık.

Kime kızmalı, kime ‘lanet’ etmeli şaşırıyorsunuz… O binayı yapanlara mı, o binaya ruhsat izni verenlere mi, o binada kuran kursu açılmasını onaylayan yetkililere mi? Sonra bunun bile ‘lüks’ olduğunu düşünüyorsunuz. Bina ‘izinli mi yapıldı izinsiz mi’ belli değil çünkü. Ruhsatlı mı ruhsatsız mı belli değil. Açılan kuran kursu yasal mı yasa dışı mı belli değil. Yasa dışıysa denetleyip kapatmakla görevli olanlar ne iş yapar o da belli değil.

Yaz tatilinde küçük kızlarıyla zaman geçirmek yerine onları ‘yatılı’ olarak Kuran Kursuna gönderen aileler gelir aklınıza… Sonra ‘acıları’ gelir.. Şimdi kim bilir hangi acıyla kavruluyorlar. Şimdi kim bilir çocuklarının o yıkıntıdan canlı çıkması için neler verirlerdi?

Şimdi…

Şimdi…

Bir haftada bu kadar ‘acıyı’ birlikte yaşayan bu toprakları kim ‘lanetledi’?

Bu topraklarda kardeşlik ne zaman kurulacak?

Bu topraklar ‘insanının ‘ değerli olduğunu ne zaman anlayacak?

Bu toprakların ‘lanetini’ kim kaldıracak?

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam