Mailinizi ekleyin
seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
GÜLER ATAŞ YAZIYOR ...
Bütün yazılarımın doğduğu yer genellikle ya sokak oluyor ya da denizi seyrederken bir çay bahçesi. Aklım şişmiş vaziyette iniyorum sokağa.
Hani istiyorum ki yazacaklarımı medyanın dayattığı şeylerden arındırıp sokağa dair yazmak. Belki şöyle tanımlamalıyım. Güncel, sokakta nasıl dolaşıyor diye bakmak benim ki. Genellikle çevremde olup biteni gözlemeye çalışıyorum en hoşuma giden de ( birileri bağışlasın, tele kulak değilim elbette) az kulak misafiri oluyorum yanımdan gelip geçene. Ya da yan masamda oturanlara. Onlar benim müzik dinlediğimi sanabilir, mutlaka kulağımda mp3 ile dolaşırım bu yüzden. Gittiğim yerlerde yan masam da oturanlar beni bağışlasın, nasıl olsa tanışmıyoruz önemli değil. Yatak odalarımızın bile gözlendiği, dinlendiği şu dönemde ben yan masayı dinlemişim çok değil sanırım. Masumane, hani marifet edebiyata katkı olsun.
Geçen ay bir gazetede okuduğum haber tüylerimi ürpertmişti. Boyalı basın diyerek önce önemsemedim ama asla olma olasılığından şüphe duymadım.
Herkes gibi''burası Türkiye, olmaz olmaz yoktur'' dedim. Bir hemcinsim haddine düşmeden sabahın erken saati erkekler gibi gitmiş Galata köprüsünde balık tutuyormuş..Hem de işe bakın kadın giysileriyle.. Benim bir hayvan sever olduğumu bir kenara bırakın, kim avcılık yapıyorsa karşıyım tabi. Ama bu kadın arkadaşımız hem erkek gibi sokakta, hem erkek gibi balık avlamakta. Hadi bunları da geç, birde üstünde günün en moda giysileriyle. Doksanların başında moda olan hepimizin üstümüzde denediği tayt ve tunikle, üstelik Lila.. Çok kadınca valla..Şimdi bizden önce bu modayı yaratıp bizim gözümüze gözümüze sokan modacılar ayaklanmalı bana göre. Ekmek kapılarıyla oynanıyor diye.. ''Eee canım onlar da tesettür çalışsın artık. Ne bin dokuz yüz doksandayız, ne bin dokuz ellilerde '' diyebiliriz tabi. El insaf iki bin sekizdeyiz. Biraz çağa ayak uydurmak lazım değil mi?
Acaba dedim kendi kendime bu hemcinsim burka giyseydi de o saatte balık avlamaya gitseydi, haddine değil ama. Olsun varsaydım ki öyle oldu. Tam da oradan, kapalı kadınlardan daha çok etkilenen bir güruh geçseydi. Durum ne olurdu merak ettim. Sonuçta birilerini tahrik ediyorsanız hangi kostümle olduğunuzun önemi yok. Herkes her şeye aynı oranda tahrik olacak diye bir kural da yok. Şikâyetçi olma hakkını da kimse kimsenin elinden alamaz. Acaba hukuk ne diyecekti diyorum. Vatandaşın biri bir merkezi arasa, dese ki '' Galata köprüsün de burkalı bir kadın var ve ben tahrik oluyorum'' buyurun şimdi benim kafam çalışmadı buradan öteye, sizce ne olurdu?
Peki, kendi olasılığımın birini paylaşayım sizinle. Bence bu şikâyet eden vatandaşı sapık diye yargılarlardı. Hatta bazı sistemlerde hadım etmeye kadar varabilirdi diyeceğim, saçma olacak. Bence, o burkalı kadın recm edilirdi hem erkeklerin sokağa hakim olduğu bir saatte sokağa çıkmış olmaktan hem de tahrik unsuru olmaktan.
İşte bu yazı, yine yan masamda oturan üç gencin denizden dönmekte olan yerlere kadar uzun elbise giymiş iki genç kadına bakarken taciz kâr sözlerinden çıktı. Ben de aldım bu bakış açısını birleştirdim. İtiraz etmedim mi? Ettim elbette, gençleri uyardım da. Bikiniliye de aynısınız elbiseliye de tesettürlüye de diye.
Yani tahrik halinde dolaşan bir toplumsak eğer, kimin ne giydiğinin giymediğinin önemi yok. Bazı gözler bakarken içinizi seyredebilir. O zaman kadınlar taciz edileceğiz kaygısından uzak dursunlar. Varlıkları bile tacize uğramalarına sebeptir. Eh bu güruh bir de Afrika kabilelerinde yaşasa neler olurdu? Düşünemiyorum bile. Belki orada da örtünmek yasaktır belli mi olur. Her yerin Allah'ı aynı ama doğası farklı, ahlak anlayışları farklı dolayısıyla.
Bir anda aklıma geleni de yazmadan edemeyeceğim. Toplumlar çok yoksulsa eğer ya da çok refah içindeyse düşündükleri ve uğraştıkları şeyler başka oluyor. Yoksul; yaşamak için ekmek telaşından günahla sevabı aklına bile getiremiyor. Mesela; neden tahrik olacağını bile düşünmüyordur eminim. Yok eğer sosyal refah yukarılardaysa yine birilerinin günahı ve sevabı üzerine zaman harcamıyor. Ama orta standart ekonomiye dayalı toplumlar, (bizim gibi)uğraşacak çok şey buluyor kendine. Maksat millete iş çıksın. Maksat kimse yaşadığı gerçeğin farkına varmasın.
Bu dünyada sabretsin ki öte dünyada muradına ersin.
Ya SABIR!!! İşsizlikte neymiş? Ekmek kaç para olmuş? Çoluk çocuk mu? Zaten hepsi rızkıyla doğmadı mı? Bize ne. Ama bir çarşaf parası vardır hepimizin cebinde.
Bir gün küçük bir sahil köyünde biri pansiyon sahibi olan yaşlı adama yanında ki kadını tanıştırıyordu '' eşim '' dedi.
Adam – Ne güzel evladım ne güzel, her Müslüman erkeğe lazım demişti. İşte kadınlar açık yada kapalı, taytlı yada burkalı her Müslüman erkeğe lazım birer araç..
Yani, kadın kendine lazım olanı kendi belirlemezse, daha kaç bin yıl lazım olacaklar birilerine bilmem..
Müslüman ya da Hıristiyan ya da Budist ya da Ateist…





GÜNCEL
Abidin Yağmur
Adil Okay
Adnan Bostancıoğlu
Akın Zayim
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Aziz Çelik
Ethem Dinçer
Güler Ataş
Mete Çubukçu
Muhsin Kızılkaya
Münevver Özgenç
Nedim İnce
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
Yeter Özdemir Şahin
ŞİİR BAHÇESİ
Bağış Erten


