Ama çok özlüyorum gül kokunu

Arşiv

paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin

Haberlere abone olun:

seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?

Mersin Akkuyu'da yılardır kurulmak istenen ve ihalesi başlatılan nükleer santrale ilişkin düşünceleriniz nedir?

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 1 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

 GÜLER ATAŞ YAZIYOR ...

Gönderemediğim mektuplar yazıyorum, faili belli meçhule...

O kadar ıslandım ki bu gökyüzünün altında. Öylesine kokladım ki, kilometrelerce uzaktan uzandığın toprağı. Şaşkın ve kimsesiz çocuk gibi duruyorsam, bu kadar çabuk inciniyorsam her şeye, bil ki yokluğundur beni böyle lâl eden.

Akan bir trafiğin ortasında ne yana gideceğini şaşırıyor ayaklarım, elim de elini hissediyorum bazen. Bazen terk edilmiş bir çocuk, ihanete uğramış bir sevgili, her şeyini kaybetmiş insan aczi içindeyim. Yaşamın neresinden tutunacağını bilmeyen saçlarımı bırakıyorum rüzgara, umurumda değil hangi dala tutunacağı. Sonra dostlarına dönüyorum, dostlarımıza. Hepsi senden izler taşıyor sensizliğime. Sonra çoğalıyorum birden o kadar ki, sığmıyorum bu ülkenin topraklarına. Başımı kuzeye dönüyorum, ayaklarımı güneye. Üstelik kan ağlıyor ülkem. Ve ben, hani hep dediğin gibi yüzümü gökyüzüne dönüyorum. Biliyorum çok severdin doğudan batıya bize dair her şeyi. İşte o yüzden vaz geçemiyorum hiç kimseden.
Hani çocuktun ya bir zamanlar, inanmadım büyüdüğüne. Büyüdün de kaç kez ölüp dirildin, kaç kez vuruldun? Kaç mazgal kapandı ölüm perdesi gibi gözlerinin üstüne? O günler aklıma geldiğinde umudum büyüyor, insan aklının almadığı bedeninin direncine.

Bayrampaşa tahliye edildi biliyor musun? Tahliyeden önce gittim, anılarımızı toplamaya. Bizden önce almasınlar istedim duvarlarını, taşını, toprağını satın alan umut tacirleri. Kültür merkezimi yapacaklarmış ne? Mış ta mış işte..Bayrampaşa tahliye' sinin, senin uzak bir yolculuğa çıktığın ay' a denk gelmesi biraz hırpaladı tabi duygularımı. Keşke yanımda olsaydın dedim, anılarımızı toplarken, belki unuttuklarım kalmıştır, hatırlatırdın. Hatta hiç şahit olmadığım neleri götürdün giderken sır gibi.
Bu günlerde oturup yazmalıyım,dışarıdan baktığım içeriyi. Bizden sonra yazacak kimse kalmayacak kaygısındayım o tutsak çocukluğumuzu.
Özlemin dayanılmaz olduğunda, atıyorum kendimi bir dağ başına. Ağaçları seviyorum, dallarını okşuyorum, kuş sesleriyle sesini buluşturuyorum. Seninle yeşil bir ülkede buluşuyorum. Şimdi dağları da yakıyorlar biliyormusun, tüm randevularımızı bastıkları gibi.
Ağlamıyorum artık, ama çok özlüyorum...

O kadar yorgunum ki, ayaklarım dinlenmiyor sen bu kadar uzun uyurken. Hani ayaklarını bıraktın ya bana, o yüzden çok koşuyorum. Ama şu geceler yok mu? Bir sen kalıyorsun, bir ben, bir de duvarda resmin. Öylece bakıyorsun, tam bir şey söyleyeceksin duvar ikiye ayrılıyor..Sanırım sesim yırtıyor evimin duvarlarını. Ama senin başın hep yukarda, gözlerin hep meydan okuyor. Aynı eskiden olduğun gibi biraz da asisin hâlâ.

İflah olmaz bir diklik varmış en son bakışlarında, dalga geçer gibi hayatla. Ben görmedim görenler anlattı. O yüzden hep geleceksin gibi bir duyguyla bekliyorum her Temmuz ayında. Ama senin başında şimdi bir ağaç büyüyor,  üstünde onlarca çiçek. En çok gül severdin daha terk etmeden buraları. Hani bir gün gelirsem yanına, beni hatırla diye, yakamda bir gül taşıyorum, kırmızı mı kırmızı. Belki solacak yakamda, belki kuruyacak. Sonra onu senin için hazırladığım kuş tüyü yastığın altına koyup bekleyeceğim son buluşmamızı.
Birileri beni alıp sana getirecek. Orada beni ne kadar bekleyeceksin bilmiyorum. Sıkılma diye gelirken, Edip Cansever ' den bir kaç şiir getireceğim, bir zamanlar birlikte okuduğumuz dörtlüklerden ''gül kokuyorsun, birde amansız, acımasız kokuyorsun''.
Gelirken oğlundan kızından, eşinden dostundan, doğudan batıdan kucak dolusu sevgi getireceğim.

Temmuz ayını sevmem, sevmediğimi sen gittikten sonra öğrendim. Hep ayrılık çağrıştırdı senden sonra, sıcağı cehennem acısını.
İnsan bir yılın en soğuk gününde doğup en sıcak gününde nasıl uyur böylesine umarsız.
Hala kafana estiği gibi istediğin zaman geliyorsun rüyalarıma bile.
Dedim ya  başın gökyüzüne bakıyor, biraz da asisin eskisi gibi.
Uzandığın toprağın altı ölüm, üstü yaşam kokuyor, ülkemin dağları ve ovaları gibi.

Üç yıl değil otuz yıl da geçse aklımın en onurlu yerinde yaşayacaksın.

Ağlamıyorum artık, ama çok özlüyorum...
Hâlâ burnumda gonca kokususun...

                                                     
                                                                                       21/ 07 / 2005- 21 / 07 / 2008

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam