Mailinizi ekleyin
seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
NEDİM İNCE YAZIYOR... Haluk Şahin Radikal Gazetesi’ndeki köşesine 20.Temmuz’da medya üzerine bir makale yazmış: “ Özgür Medya Zor Durumda”
Bir toplantının izlenimlerinden oluşan makalenin başlangıcı şöyle:
“Yerel ve ulusal medya mensupları, köşe yazarları, akademisyenler, hukukçular önceki gün uzun saatler boyunca Türkiye’de basın özgürlüğünün durumunu konuştuk. Toplantı bu konuyu varlık nedeni sayan Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) ile bağlantılı Basın Enstitüsü Derneği’nce düzenlenmişti. Bozcaada’nın püfür püfür esen serin rüzgârına ve Ataol Çiftliği’nin Toskana’yı aratmayan atmosferine rağmen toplantıdan içimiz karararak ayrıldık. Çünkü, birçok fırça darbesi ile ortaya çıkan manzara hoş değildi.
Bu genel tespitten sonra hoş olmayan manzaraya; “öncelikle yerel düzeyde hoş değildi” vurgusunu yaparak bize aşina gelen şu satırlarla devam ediyor:
“Bölge gazetecileri ayakta kalabilmenin her geçen gün daha zorlaştığını anlattılar. Ekonomik koşullar kötüydü. İktidar, zaten zayıf olan yerel gazetelerden tam sadakat talep ediyor, vermeyenleri ekonomik abluka altına alıyor, ‘yandaş’ gazeteler çıkartarak köşeye sıkıştırıyordu. ‘Ahlaksız teklif’ler yapılmaktaydı. Hele Kamu İhale Yasası çıkıp Basın İlan Kurumu’ndan gelen resmi ilan geliri buharlaşınca pek çok gazete kapısına kilit asmak zorunda kalacaktı.”
Nitekim daha bu düzenleme yaşama geçmeden bile Mersin’de yerel gazeteler ya yayınını durdurmakta ya da düzenli olarak yayın yapamamaktadırlar.
Ve Haluk Şahin yerel medya ile ilgili düşüncelerini çarpıcı bir soru ile tamamlıyor.
“Ulusal medya kulak asmadığı için, yerel basın mensuplarının yalnızlık duygusu gittikçe artmaktaydı. Bunların üzerine mesleki eğitim yetersizliğini, talep eksikliğini ve yasal sınırlamaları koyduğunuzda ortaya çıkacak resmin güzel olması mümkün müydü?”
Medya mensuplarının hapis dahil birçok ceza ile karşı karşıya olduğundan bahseden yazar 301. maddede yapılan olumlu değişikliklerin medya mensuplarının ceza almasını hala engelleyemediğinden, değişiklikten bu yana 32 mahkumiyet yaşandığından söz ediyor ve yazısında şu satırlara yer veriyor.
“Demokratik ülkelerde benzerine rastlanmayan bolluktaki iftira ve hakaret davaları bu hoş olmayan manzaranın üzerine tüy dikmekteydi. Yalnızca yorumculuk değil, habercilik de çok zorlaşmıştı. Yazdığınız bir şeyin doğru olması sizi mahkûmiyetten kurtarmaya yetmiyordu.”
Toplantıdan; yazılı basın yanında radyo ve televizyonlarda da ciddi sorunlar olduğu izlenimi edinen yazar bunu makalesinde şu şekilde yazıya döküyor.
“Ama, asıl alarm zilleri elektronik medyada çalmaktaydı. RTÜK gittikçe düzenleyici işlevinden uzaklaşıyor, bir sansür kuruluna dönüşüyordu. İşin asıl tehlikeli yanı, haber ve programlara yapılan engelleyici müdahalelerin şifahi olarak yapılmasıydı. Bazen reklam arasında gelen bir telefonla tartışmanın gidişi değişebiliyor, bazı haber programları ilan edildiği halde çizelgeden kaldırılabiliyordu. RTÜK ile, ağır yaptırımlardan korkan televizyon yöneticileri arasında bir dehşet işbirliği kurulmuştu. Yapılan müdahalelerin kaydı kuydu olmadığından yasal olarak bir şey de yapılamıyordu”
Tüm bu gözlemlerinin özgür basın adına iç karartıcı bir manzara oluşturduğundan dem vuran Haluk Şahin, medya mensuplarına dair tespitlerin bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını şu satırlarla dile getirerek yazısını sonlandırmakta.
“Bütün bunlar olurken, meslek kamuoyu tarihinde hiçbir zaman olmadığı kadar bölünmüş durumdaydı. Meslek mensuplarının bir kısmı bu konularda duyarlık gösterecek
bilince sahip değildi, bir kısmı ise yaptığı işe iyice yabancılaşmıştı.
Demokrasi havarisi geçinenlerin bir kısmı için ise, demokrasinin olmazsa olmazı basın özgürlüğü tartışması bir ayrıntıydı, hatta bir aldatmacaydı!”





GÜNCEL
Abidin Yağmur
Adil Okay
Adnan Bostancıoğlu
Akın Zayim
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Aziz Çelik
Ethem Dinçer
Güler Ataş
Mete Çubukçu
Muhsin Kızılkaya
Münevver Özgenç
Nedim İnce
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
Yeter Özdemir Şahin
ŞİİR BAHÇESİ
Bağış Erten


