78'liler Veysel'i arıyor

Arşiv

paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin

Haberlere abone olun:

seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?

Mersin Akkuyu'da yılardır kurulmak istenen ve ihalesi başlatılan nükleer santrale ilişkin düşünceleriniz nedir?

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

Dönemin en güçlü sol örgütü Dev-Yol üyesi Veysel Güney, 10 Haziran 1981’de 24 yaşında iken askeri yönetim tarafından idam edildi. Ancak ne cenazesi ne de son mektubu ailesine verilmedi. Ailesi ve 78’liler, Veysel’in mezarını bulmak için tam 27 yıldır mücadele ediyor.

Mersin 78’liler Derneği, 1981 yılında askeri cunta yönetimi tarafından idam edilen devrimci gençlerden Veysel Güney’in kayıp mezarını bulmak için çalışmalarını sürdürüyor. Veysel’i arama çalışmalarını bu kez internet ortamına taşıyan 78’liler, ‘www.veyseliariyoruz.net’ adlı internet sitesinde, idamından sonra cenazesi teslim edilen ve o dönem yüzbaşı olan Burhan Erdem’e ‘vicdan çağrısı’ yapıyor.
İnternet sitesinde, Veysel Güney’in hayatı, devrimci mücadelesi, asıldıktan sonra yaşanan karanlık süreç ve olayın gazetelerdeki yansımalarının yanında, Veysel’i arama çalışmalarına destek verenlerin imzaları da yer alıyor. Mersin 78’liler Derneği üyeleri, daha önce de elde ettikleri bazı kanıtlar ve meçhul bir kişinin telefonu ışığında 2006 ve 2008 yılları içinde Gaziantep Mezarlığı’nda 3 mezarda inceleme başlatmış, ilk mezardan alınan kemiklere uygulanan DNA testi sonucunda mezarın Veysel’e ait olmadığı rapor edilirken, diğer 2 mezar ise adeta boşaltılmıştı.
Yaşananlar üzerine Veysel’in mezarını bulma umudu ertelenirken, görevli Hâkime, ‘elimizde belgeler var, 105341 numaralı mezarda yatan kişinin Veysel Güney olduğu belli, bulun ve verin cenazemizi’ diyen 78’liler, Hâkimden, ‘Ben ne yapabilirim, o zaman asker kraldı’ yanıtını almıştı.

Darbeciler tarafından asıldı, cenazesi kaybedildi

Veysel Güney, 12 Eylül Askeri Darbesi yönetimi tarafından, kaldığı eve yapılan operasyonda yaşamını yitiren teğmeni öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alındı. 5 ay tutuklu kaldığı cezaevinde hep hücre cezası çekti, avukat tutulmasına izin verilmedi, ailesiyle görüştürülmedi. Hukuksuz bir şekilde yargılandıktan sonra 10 Haziran 1981’de 24 yaşında iken Gaziantep’te idam edildi.
Veysel’in, idamından önce yazdığı son mektubu bile ailesine verilmedi. İdam edildikten sonra cenazesi, babası Ali Güney’e verilmek üzere Savcı tarafından Burhan Erdem adlı Yüzbaşıya teslim edildi. Fakat Veysel’in cenazesi de ailesine verilmedi ve Veysel’in mezarı, tüm aramalara rağmen tam 27 yıldır bulunamadı. Mezarlık kayıtlarında Veysel Güney’in, kimsesizler mezarlığında yattığı kayıtlara geçti.

Yüzbaşı Burhan Erdem’e vicdan çağrısı

Cenazeyi ailesine teslim etmek üzere teslim alan Yüzbaşı Burhan Erdem’in şu anda emekli bir vatandaş olduğu belirtilen internet sitesinde, Mersin 78’liler Derneği tarafından “Yüzbaşı Burhan Erdem’e Vicdan Çağrısı” başlığı altında bir açıklama yer alıyor. “Burhan Bey,
Çocuklarınız var mı? Varsa onları seviyor musunuz? Varsa onlar sizi seviyor mu? Arkadaşlarınız var mı? Sokağa çıkıyor musunuz? Emekliler kahvesinde birlikte vakit geçirdiğiniz insanların yüzüne bakabiliyor musunuz?” diye başlayan açıklama, “Burhan Bey, insanlara düşman mısınız?
Ölüleri bile ‘kaybetmek’ nasıl bir duygu? Bir anne babanın çocuğunun mezarını görmek istemesi size insanca gelmiyor mu? Olur ya bir gün çocuklarınız sizin gibi düşünmezse, olur ya bir gün çocuklarınız mahkemelik olursa, olur ya bir gün çocuklarınızın başına bir iş gelirse, mezarlarını bile bulamama duygusunu anlayabilir misiniz?” şeklinde sürüyor.

Devlet idam etti, ‘faili meçhul’ kaydıyla gömüldü

Veysel’in cenazesinin ‘devlete zimmetli’ olduğu kaydedilen açıklamada, şu ifadeler dikkat çekiyor: “Veysel, işkencede öldürülüp bir tarafa atılan, gözaltında kaybedilen biri değildir. Darbe hukukuna göre yargılanmış ve ‘resmen’ idam edilmiştir. İdam edilmiş olmasına karşın ‘faili meçhul’ kaydıyla gömülmüştür. TBMM İnsan hakları komisyonuna yapılan başvuruya Gaziantep Savcılığı’nın gönderdiği cevabi yazıda “her ne kadar DNA testleri uyuşmasa da Veysel Güney’in Gaziantep Mezarlığı 105341 nolu mezarda yattığı anlaşılmaktadır” denilerek “faili meçhul” kayıtlı mezarın Veysel’e ait olduğu kabul edilmiştir.
Şimdi yapılacak iş bu mezarın açılan mezarla aynı olduğunu kanıtlamak ya da açılan mezar doğru değilse Veysel’in nerede olduğunun gösterilmesini istemektir.
Veysel’in dosyası ile ilgili yeniden yargılama süreci devam ederken Veysel’i bulmak hepimizin onurunu kurtaracaktır. Yolumuz yeniden kimsesizler mezarlığına düşmesin diye…”

Sanki birileri bize, ‘siz arayın, biz kaybedelim’ diyordu

Veysel’i bulma mücadelesi hakkında İmece’ye konuşan Mersin 78’liler Derneği eski Başkanı Ethem Dinçer, ailesi’nden aldıkları vekaletle Veysel’in mezarını bulmak için biri 2006 yılında, diğer 2’si de 2008 yılında olmak üzere 3 mezar açtırdıklarını ifade etti. Dinçer, 2006’da açtırdıkları ve ‘Veysel’i bulduk’ dedikleri mezardan alınan kemiklerin DNA testine gittiğini, ancak olumsuz sonuç aldıklarını söyledi.
Son açtırdıkları 2 mezarda ise hiçbir şey çıkmadığını belirten Dinçer, “Mezarlar boştu. Bu durum da çok garipti. Sanki biz gelmeden bu mezarlar boşaltmıştı. İlk açtığımız mezarda da DNA testleriyle oynanmış olabileceği şüphesini hep taşıdık. Şüphelerimizin birkaç nedeni var. Birincisi, mezarı açan ve örnekleri alan adli tıp doktoru bize tam anlamıyla düşman gibi davranıyordu. Mesleğini yapan bir tıp adamından çok, açıkça faşist ve saldırgan bir yapısı vardı. Bizim ve basın mensuplarının mezarın başında durmamızı istemiyordu.
Kemiklerin bulunduğu ilk mezarda da görevli oydu. Sonra DNA testi için örnekler önce İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gitti. Orada 1 aydan fazla bekletildi, sonra ‘görev alanımız’ değil diye incelenmeden geri Gaziantep’e gönderildi. Gaziantep’ten de bu kez Ankara’ya gönderildi. Ankara’da incelendi olumsuz çıktı, geri Gaziantep’e gönderildi. Fakat asıl ilginç durum, örneklerin Gaziantep’e döndüğü gün yaşandı. O gün sabah gazetesinde ilginç bir haber çıktı. Gaziantep-Kahramanmaraş yol ayrımında adli tıp mühürlü 20 yıllık olduğu varsayılan iskeletler bulundu. Bu sanki açıkça bir mesajdı, sanki birileri bize, ‘siz arayın, biz kaybedelim’ diyordu. Tüm bunlardan dolayı hala şüpheliyiz” diye konuştu.

Veysel, neden kaybedildi?

ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras’ın da 20 Şubat’ta verdiği bir soru önergesiyle konuyu Meclise taşıdığını hatırlatan Dinçer, Veysel'in bulunmamasının neden bu kadar çok isteniyor olabileceğine ilişkin olarak, “Bir kaç nedeni var. Birincisi, hukukta ‘zaman aşımı’ diye bir şey var. Eğer biz cenazeyi bulabilirsek olay yenilenecek ve zaman aşımı dolayısıyla yargılanmayacaklarını düşünen dönemin sorumluları yargılanabilecek. İkincisi, asıldığı dönem düşünüldüğünde henüz 12 Eylül Darbesi’nin izleri çok taze. Dev-Yol o dönemin en büyük örgütü, Veysel de Dev-Yolcu olduğu için asılan ilk kişi. Darbeciler, cenazenin gösteriye dönüşebileceği kaygısını taşımış olabilirler” şeklinde konuştu.

‘Teğmen, ya infaz edildi ya da kaza kurşunuyla öldü’

Veysel’in, kaldıkları eve düzenlenen operasyon sırasında alnına yediği kurşunla ölen teğmeni vurduğu iddiasıyla idam edildiğini hatırlatan Dinçer, “Veysel, bu iddiayı, yakalandığı gün de, işkencede de, cezaevindeki arkadaşlarıyla konuşurken de idama giderken de kabul etmiyor. 25 yıl sonra ulaşabildiğimiz dosyada da Veysel in teğmeni vurmadığı net olarak görünüyor. Krokiler, tanık polislerin ifadeleri, olay yerini inceleyen Savcı Mete Göktürk’ün yazdığı kitap ve yıllar sonra çatışmanın olduğu evde kameralar eşliğinde bizim yaptığımız incelemeler, Veysel’in teğmeni öldürmediğini kanıtlıyor. Teğmen, balkonda alnından tek kurşun yemiş.
Veysel’in olduğu odadan Teğmeni vurmak mümkün değil. Veysel’in oraya geçmesi de mümkün değil. Çünkü oraları asker ve polis tutmuş. Teğmen ya bir kaza kurşunuyla öldü ya da o dönemin yine tipik özelliklerinden biri, infaz edilmiş olabilir. Çünkü teğmenin de solcu olduğu bilgisine ulaştık. Bu ve benzeri nedenlerle olayın yeniden ortaya çıkmasını istemiyor olabilirler” diye konuştu.

Veysel Güney Kimdir?

Veysel Güney 1957’de Malatya Hekimhan’da doğdu. Malatya’da başladığı eğitimini İzmir’de liseyi bitirerek tamamladı. İskenderun Meslek Yüksek Okulunda okurken İskenderun Demir Çelik Fabrikasında çalışmaya başladı. Devrimci mücadeleyle burada tanıştı. Demir-Çelik işçilerinin örgütlenmesinde, Türkeş’in İskenderun’a gelişinin engellenmesi girişiminde sivrildi.
Devrimci Yol’un İskenderun sorumlusu olduğu iddiasıyla gözaltında öldürülen Necdet Erdoğan Bozkurt için bir karakola gerçekleştirilen “misilleme” eyleminden sonra aranmaya başladı. İskenderun’da barınma şansı kalmayan Veysel Gaziantep’e geçti. 12 Eylül darbesinden 3 ay kadar sonra Gaziantep’te Ali İhsan Özer ile birlikte kaldığı ev polis ve askerin ortak operasyonuyla basıldı, Ali İhsan çatışmada ölürken, Veysel yaralı olarak yakalandı.
Çatışma sırasında komiser olan Atilla Çınar yaralanırken, Teğmen Şahin Akkaya ise alnından yediği tek kurşunla öldü. Veysel, teğmeni öldürdüğü iddiasıyla yargılanır. İki duruşmada da idam cezası aldı. Avukat tutmasına izin verilmedi. Cezaevinde kaldığı yaklaşık beş ay süresince sürekli hücrede tutuldu. Görüşmecilerine izin verilmedi, mektup yazması ve alması yasaklanan Veysel, 10 Haziran 1981 günü Askeri Darbe Yönetimi tarafından idam edildi. İdamdan önce yazdığı son mektubu ailesine verilmedi. İdamdan sonra Savcı tarafından cenazesi, babası Ali Güney’e teslim edilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e verildi. Ancak cenaze, aileye testlim edilmedi, aradan geçen 27 yıla rağmen Veysel’in mezarı bulunamadı.

Zahir Ecer-Güneyde İmece

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam