Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
ADNAN BOSTANCIOĞLU YAZIYOR...
Aslında tam bir saçmalıktı, Bursaspor maçına Beşiktaş seyircisinin alınma kararı... Nitekim, neticesi ortada!
Denebilir ki, 8 yıl öncesinin hesabı mı olur artık? Mesele 8 yıl öncesi değil. Daha bu sezonun başında İstanbul’da yaşanmış hadiseler var. Üç kişi bıçakla, bir kişi şişeyle yaralanmış. Yani, iki taraftar grubunu bir araya getirme girişimi fiyaskoyla sonuçlanmış.
Hepsi bir yana, yetkililer, İstanbul’daki olayların ardından Bursaspor taraftar forumlarını hiç mi okumadılar? Birkaç aklıselim çağrı, “intikam” nidalarının arasında kaybolup gitmişti. Hasılı, Bursa’da yaşananlar, zaten “geliyorum” diyordu, geldi!
* * *
Kabul edelim, bu iş “kan davası”na dönmüş. Kan davaları biraz böyledir. Bir zaman sonra “davanın” sebebi unutulur. Meselenin fitilini ateşleyen “ilk olayı” hatırlayan olmaz. Ama arada geçen zaman, düşmanlığın gerekçelerini yeniden ve yeniden üretir.
Değinmeden edemeyeceğim. İşin bu noktaya gelmesinde Beşiktaş taraftarından çok Bursaspor taraftarının (ya da daha doğru bir ifadeyle onları yönlendiren grupların) payı var. Diyelim ki, Beşiktaş vaktiyle Akçaabat’a yenildi (belki başka bir takıma... şimdi hatırlamıyorum) ve siz bu nedenle küme düştünüz. Bunda düşman ilan ettiğiniz taraftarın ne tür bir rolü, payı olabilir. O yenilgiye, onların sevindiğini mi sanıyorsunuz?
Türkiye’de bu işler maalesef böyle: Bir topluluğu motive etmenin yolu, genellikle başka bir topluluğa karşı hasmane duygular uyandırmaktan geçiyor. Birileri bu “geleneksel” yöntemi kullanıp gencecik çocukları Beşiktaş düşmanlığı ile ajite ettiler. Adeta “imâl edilmiş” bir düşmanlığı, taraftar topluluğunu “konsolide” etmenin aracı haline getirdiler.
Haa, Beşiktaş taraftarı da sütten çıkmış ak kaşık değil. İlk yarıda Dolmabahçe’de yaşanan olayların gerisinde “şunlara bir ders verelim” saçmalığı yok mu? Var.
Ve gelinen nokta bu!
* * *
Biliyorum, bunları söylediğim için birçok Bursaspor taraftarı bana “sitem” edecek. (Kimi Beşiktaş taraftarı da...) “Sitem” dediğime bakmayın, “daha fazlası” olacak. Sorun yok. Böyle şeylere aldırmayacak kadar yaşamışlığım var. Öfkeli gençlere lâf anlatmanın zorluğunu da biliyorum. Ama yine de söylemeden edemiyorum. Bu işler, bir tek kişinin burnunun kanamasına değecek şeyler değil. Olup bitenin ne kadar “absürd” olduğunu anlamanız için ille de benim yaşıma gelmeniz gerekmiyor. Biraz aklıselim, biraz soğukkanlılık yeter. Rakip takım taraftarlarıyla girilecek dostane ilişkiler, düşmanlıktan çok daha mutluluk vericidir. Ne bileyim, sözgelimi -formasının rengi ne olursa olsun- sahadaki bir futbolcunun acısını ya da mutluluğunu ortak tezahüratlarla paylaşmak, ki böyle şeyler sahalarımızda hiç rastlamadığımız olaylar değildir, kendimizi iyi hissetmemiz için güzel vesilelerdir. Çok mu iyimserim?
* * *
Bu arada... Orta yerde bir soru hâlâ cevap bekliyor: Bu işin sonu ne olacak? Gerçekçi olmak gerekirse, yaşanan karşılıklı düşmanlığın kısa zamanda küllenmesini beklemek hayalcilik olur. Hatta uzun bir zamana ihtiyaç var gibi... Belki de bir taraftar kuşağının değişmesi, yerlerini yenilerine bırakması gerekecek. Bu arada her iki takımın taraftarlarını karşı karşıya getirecek kararlardan uzak durmak lazım. Bırakın Beşiktaş’la Bursaspor taraftarları takımların maçlarından birini tribünden seyretmeyiversin. Dünyanın sonu değil ya! Ya da birinin başına kötü bir şey gelmesinden daha mı önemli? Bu saçma sapan husumeti zamanın tedavi edici unutkanlığına terkedelim gitsin. İki takımın taraftarları, birlikte maç seyredebilecek olgunluğa ulaştıklarında, bunu anlamak zor olmayacaktır.
ntv spor





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


