Mailinizi ekleyin
seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
AZİZ ÇELİK YAZIYOR...
Bu hafta yazmak için öylesine çok, öylesine cazip konu var ki, insan hangi birini yazacağına karar veremiyor. Memleketin bir numaralı konusu Ergenekon gözaltıları veya filler tepişmesi üstüne mi, Başbakan’ın kömür ocağına inmesi üstüne mi, KESK Kongresi üstüne mi, Nabi Yağcı’nın Taraf’taki söyleşisi üstüne mi yoksa Çay Kur’daki hükümet destekli sarı sendikacılık girişimleri üstüne mi? Karar veremedim. Belki en iyisi bu uzun sıcak yaz günlerinde bu ağır konuları daha sonraya bırakıp kitaplardan konuşmak. Bu hafta ağır zamanlara iyi gelecek üç kitaptan söz etmek istiyorum.
Yoksa az mı konuşuyorlar?
Birincisi Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Seydi Çelik’in “Osmanlı’dan Günümüze Devlet ve Asker” adlı çalışması (Salyangoz Yayınları). Ülkemizin uzun zamandır değişmeyen başta gelen gündemi askeri bürokrasinin/ordunun sistem içindeki yeri bu kitapta enine boyuna irdeleniyor. Uzun soluklu bir doktora tezi çalışması olan kitap çok güncel bir konuyu yoğun bir arşiv çalışması ve soğukkanlılıkla ele alan kapsamlı bir çalışma. Askeri bürokrasinin sistem içindeki yerine, tarihsel köklerine dair devasa bir bilgi kaynağı. Kitap askeri bürokrasiye sistem içinde tanınmış yetkilerin genişliğini ve ayrıcalıkları gözler önüne seriyor. Örneğin Genelkurmay Başkanlığı’na tanınmış yetki, görev ve ayrıcalıklar tahminlerin çok ötesinde. Yazar, 66 Kanun, 1 Kanun Hükmünde Kararname, 8 Tüzük ve 40 Yönetmelik ile tanınmış yetki ve ayrıcalıkları saptamış. Bu kadar geniş yetkiler tanınmış silahlı bürokrasi, konuşmasında ne yapsın diyesi geliyor insanın! Kitap, askeri bürokrasının devlet içindeki yerini anlamak için temel bir kaynak.
İçinden çocuk işçiler ve sendikacılar geçen roman
Söz edeceğim ikinci kitap Özcan Karabulut’un “Amida, Eğer Sana Gelemezsem” romanı (Can Yayınları). Öykücü Özcan Karabulut, bu kez bir romanla karşımızda. Uzun yıllardan bu yana çocuk işçilikle ilgili çalışmalar yapan ve sendikaları yakından tanıyan Karabulut’un romanı, içinden çocuk işçilerin, sendikacıların ve Diyarbakır’ın geçtiği; sosyal mesele ile Kürt sorunu ve türban etrafında yoğunlaşan aidiyet ve kimlik meselesinin kesiştiği, iç içe geçtiği can yakıcı bir aşk hikâyesini anlatıyor. “Deli cesaretine sahip olacak kadar genç değil, cahil cesareti içinse çok geç”in romanı. Romanda, yazarın çocuk işçilik ve sendikacılara ilişkin, işin kolayına kaçmayan gözlem ve eleştirilerini de görmek mümkün. Roman, sosyal ve siyasal olanı propagandaya kaçmadan; bireyi bir yandan yapayalnız, bir yandan kalabalıklarla anlatabilen bir politik edebiyat ürünü.
“Ayrımız gayrımız yok hepimiz biriz” börekçisi”
Üç kitabın en yenisi Zafer Aydın’ın “Forum mu Yapsak Devrim mi (Sollamar II)” kitabı (Versus Kitap). 2006 yılında “Sollamalar” (Aykırı Yayınları) kitabıyla solcuların gün yüzüne çıkmamış güler yüzlü hikâyelerini anlatmaya başlayan Zafer Aydın, yeni kitabıyla ülkemiz solcularının insanı serüveninden yeni bir demet ve solun zor zamanlardaki güleç, sevecen, arsız ve yaratıcı yanından yeni öyküler sunuyor. İlk kitaptaki kısa öykülerin yerini bu kez uzun ve ince işçilik ürünü öyküler almış. Boşnak börekçisinin, bölücülükle mücadeleden taviz vermeyen zehir hafiyeler yüzünden nasıl “Ayrımız gayrımız yok hepimiz biriz börekçisi” olduğunu okurken veya solcuların forum rekabetini okurken aslında memleketin siyasal tarihini de okur gibi oluyorsunuz.. Zafer Aydın’ın yeni kitabı, bu kasvetli ve günlerde, iyi gelecektir.





GÜNCEL
Abidin Yağmur
Adil Okay
Adnan Bostancıoğlu
Akın Zayim
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Aziz Çelik
Doğanay Saygılı
Ethem Dinçer
Güler Ataş
Mete Çubukçu
Münevver Özgenç
Nedim İnce
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
Yeter Özdemir Şahin
ŞİİR BAHÇESİ
Bağış Erten


