Mailinizi ekleyin
seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
MÜNEVVER ÖZGENÇ YAZIYOR ...
Temmuz Yangını
2 Temmuz 1993
Kara günlerimizden birisi
Düşlenilen aydınlığa inat
Temmuz sıcağında göğe yükselen yobaz ateşi, kara dumanı, acı isi.
Yerinde sönse de 15 yıldır yüreklerde sönmeyen yangın, küllenmeyen ateş, kabuk bağlamayan yara. Kolay değil. 37 can, 37 insan.
Toplumsal belleğimizde yer tutmadan silinip çekiliverdikçe olaylar, hep yenileri eklenen, yüreklerimizi dağlayan acılarımızdan bir tanesi. Unuttuğumuz, unuttukça öldüğümüz yakın tarihimizin kara sayfalarından, utanç halkalarından yalnızca birisi.
Tanık olduğumuz ilk katliam olmadığı gibi son kıyım da değil. Tıpkı Maraş, Çorum, Gazi olayları gibi.
Günler öncesinden organize olup, bildirili- cihadlı devletin gözü önünde işlenen cinayet. Güvenlik güçlerinin seyirci olup, hükümetin sessiz kaldığı.
Ne alevi-sünni çatışması, ne de kürtlük-türklük davası.
80 yıldır kara nadasta boy verip, karanlıkta yol bulan travmalar içindeki kör tohum, 12 Eylül’ün uğursuz himayesinde kollanıp kanatlanan, beslenip palazlanan gericilik. Korkunun ve yılgının sindirdiği bezgin topraklarda cesaretlenen yobazlık. Ülke yönetimine tırmanan karanlık niyet.
Şeriat isteğiyle cihada atılan çığlık.
Tıpkı ateşe atar gibi ak güvercinleri uçtuğu yerden
Yakıldılar semaha dururken
12 yaşında (Koray Kaya), 17yaşında(Özlem Şahin) , 18 yaşında (Belkıs Çakır)
Acımadılar şiire, utanmadılar türküden
“Gazanız mübarek olsun” döküldü uğursuz dillerden
Katlediler 52 yaşında (Metin Altıok), 66 yaşında (Asım Bezirci), 67 yaşında (Nesimi Çimen)
* *
Şimdi onlar her yerde:
Onları tanıdığımda 12 yaşındaydım;
Küçük bir kasabada bir ilk yaz öğlesinde çıkılan bir yağmur duasını izlerken fotoğraf çekmeye yeltendiler diye önlerine katıp eve kadar kovaladıkları 1968 üniversite gençliğinden ağabeyim ve birkaç arkadaşı eve düşüp saklanarak linç edilmekten kıl payı kurtulmuşlardı. Bir anda evimizin önünde toplanan o şalvarlı-sakallı öfke dolu kalabalığı hiç unutmadım. Bu yüzden o güruhu nerde olsa çıkarır, kin dolu bakışları tanırım.
Azeri şairin anlattığı gibi, tıpkı şöyle; (*)
“Ay balam!
Tek başına çıkırem ben dağlara bala dağlara
Yangını volkan görirem
Cin görirem can görirem
Muhtelif elvan görirem
Bin türlü tufan görirem
Korkmirem ben korkmirem!
Ay balam!
Şafak vakti düşirem ben çöllere bala çöllere
Kükremiş aslan görirem
Kan yiyen sırtlan görirem
Dalgalı umman görirem
Cin görirem can görirem
Mezarda hortlak görirem korkmirem
Korkmirem balam korkmirem!
Harda bir yobaz görirem
Harda bir softa görirem
Harda bir molla görirem korkirem!
Kandan fikirlerinden
Riyakar zikirlerinden
Korkirem balam korkirem!
Korkmamak için:
UNUTMAMAYA ve UNUTTURMAMAYA!
(*)16 yy. Azeri ozan Mirza Alekber Sabir





Abidin Yağmur
Adil Okay
Adnan Bostancıoğlu
Akın Zayim
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Aziz Çelik
Doğanay Saygılı
Ethem Dinçer
Güler Ataş
Mete Çubukçu
Münevver Özgenç
Nedim İnce
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
Yeter Özdemir Şahin
ŞİİR BAHÇESİ
Bağış Erten


