Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
MÜNEVVER ÖZGENÇ YAZIYOR ...
26 maddelik anayasa değişikliğine ait halkoylaması yapıldı bitti ama sonuca ilişkin yorumların, tartışmaların ardı arkası kesilmiyor.
Bundan sonraki gündem maddesi bile çoktan belirlenip piyasaya sürülse de, aceleye gerek yok. Nasıl olsa sıra ona da gelecek.
Önce ‘birileri pişirmiş, birileri sunmuş, toplum da yutmuş’u tamamına erdirip, hazmedilir kılmalı.
Çözümlemeler türlü çeşitli; Tersinden, çapraz, çengel.
Sandık başına gidenlerin çoğunluk oyu ile kabul edilen referandumdan meğer seçmen öyle ince mesajlar yollamış ki bunları doğru okuyup doğru yorumlamak gerekirmiş.
AKP’nin anayasa değişiklik paketinin her ne kadar yeterli olmasa da,
ülkenin demokratikleşmesi yolunda bulunmaz bir fırsat olduğuna herkesi inandırmak için kendilerini paralayanlar şimdi de aynı gayreti sonuç üzerinden giderek gösteriyorlar.
Neymiş?
“Toplumda yeni ve demokratik bir anayasa talebinin haklılık ve meşruiyet kazandığı ortaya çıkmış.” Evet’çilerin niyeti bu değilmiş belki ama niyet önemli değil, nesnel durum bunu gösteriyormuş.
Haftalar boyu beyni yıkanan, kandırılarak, korkutularak, tehdit edilip baskı yapılarak, her türlü duyguları istismar edilerek, iftar sofralarında yedirilip içirilerek ‘Evet’ oyuna yönlendirilen seçmenin güdümlenmiş iradesinden çıkan sonucu bir çırpıda halkın demokratikleşme ve özgürleşme talebi okuyorlar.
Bakmayın siz, halkımızın gözü ne parada, ne işte, ne karın doyurmada imiş. Yurdun dört köşesinde insanların ‘açız, işsiziz, atanamıyoruz, geçinemiyoruz” tepkileri aslında ileri demokrasiye ulaşma ve özgürleşme nöbetlerinin dışa vurumuymuş. Her türlü şiddet, cinnet, hatta intiharlar da bu çıkmazdan kaynaklanıp artıyormuş.
Ayrıca, referandumun sonucuna bakarak, toplumun darbe anayasasını ve etkilerini geride bırakma isteğini de algılamak gerekirmiş.
Bu toplum gerçekte 12 Eylül 1980 darbecilerinin yakasına yapışıp, bu lekeden kurtulmak için can atıyormuş ama neylesin ki bugüne kadar bu arzularını doğru dürüst okuyan çıkmamış. Kısmet bu referanduma imiş.
Bütün bunlar referandumun lastikli, çengelli, zorlama yorumları.
Sonuçları doğru analiz etmenin bir diğer yolu daha var ki, olup biteni yani gerçeği olduğu gibi okuyup meraklısının yüzüne şamar gibi çarpanı. Seçmenin sosyo-kültürel temel vatandaşlık özelliklerine dayanır;
12 Eylül günü oyunu kullandıktan sonra sandıktan ayrılan seçmenlerle yüzyüze görüşme yöntemi ile alınan sonuçlara göre (*) eğitim seviyesi yükseldikçe, ‘hayır’ oyları yükselmekte. ‘Evet’ oyu verenlerin oranı ilkokul mezunlarında yüzde 71’e yakın. Üiversite mezunlarında ise yüzde 38’in altına inmekte. Anayasa değişikliğinin kabul görmesinden yana en büyük destek ise ev kadınlarından çıkmış.
Meğer en eğitimsiz bırakılmışımız, en çaresizimiz, toplumsal alanın en uzağına itilmiş, cinsiyet ayrımcılığı cabası en çok dışlanmış ev kadınlarımız özünde sıkı birer demokrasi, eşitlik ve özgürlük aşıkları imiş! Hem de demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak değil araç olarak gören, kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum diyen, çok değil hemen referandum öncesinde değişmediğini söyleyen, yüzü karanlığa dönük bir Başbakanın peşinde.
Var mı bu memleket manzarasının dosdoğru bir açıklaması? Aklı eren söylesin…
Münevver Özgenç
(*) Türkiyenin yedi coğrafi bölgesinde, 49 il ve 153 ilçede bunlara bağlı 254 mahalle ve köyde 1528’i kadın toplam 3072 denekle yapılan Adil Gür Araştırma şirketine ait araştırma





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


