Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
ABİDİN YAĞMUR YAZIYOR ...
Babasının elini sıkıca tutmuş, gizli bir hayranlıkla bağlı olduğu o dev adamın büyük adımlarına ayak uydurmak için koşturan, pek de alışık olmadığı insan kalabalığına, alışveriş yapanlara, çığıran esnafa korkuyla biraz da merakla bakan, kıvırcık saçlı, kara bir çocuk… Babası arada bir durduğunda o da durmakta ve elindeki çantaya göz ucuyla bakıp sevinmekte. Çantada bir çift naylon ayakkabı var, hem de gri, en sevdiği renkten. Askılı, kumaş pantolon, siyah ama olsun. Bir de kolsuz kazak, üzerinde bir çizgi film kahramanının resmi var…
Bayramlığı bu kadar o kıvırcık saçlı, kara çocuğun. Bu kadar sade, bu kadar yoksul işi…
Ama içi içine sığmamakta kıvırcık saçlı, kara çocuğun. Bir an evvel şekerler alınsın, asma yaprakları alınsın, alışveriş bitsin, bir an evvel eve gidilsin istemekte…
Çünkü eve gider gitmez, bayramlıklarını çantadan çıkaracak, divanın üzerine serecek, yemek yerken bile gözünü bayramlıklarından ayırmayacak. Ve erkenden uyuyacak, gri renkli naylon ayakkabılarını başucuna koyup petrol kokusunu duymak için…
* * *
Bayramları sevdiğimi, bayramlara özgü tütün kolonyası kokusunu özlediğimi, babasının elinden sıkıca tutup bayram alışverişine çıkan o kıvırcık saçlı, kara çocuğun içimde bir yerlerde senelerce gizlendiğini, Ağrı’nın Doğubayazıt kazasında, haritalara bile işlenmemiş bir karakolda askerlik yaparken anlamıştım.
‘Yarın Şeker Bayramı’ demişti nöbetten dönen onbaşı. ‘Çarşı yazacakmış Cemal Baba!’
Cemal Baba dediği, Cemal Üsteğmen. Yazdı çarşıları. Nem kokulu bir depoda, bavullarımızı açıp giyindik sivil elbiselerimizi, 50 gün sonra ilk defa. Bindik bir askeri kamyona, yol aldık, vardık Doğubayazıt’a. Doğubayazıt çarşısı, İshak Paşa Sarayı gibi sessiz, dingin… Bir iki volta attım caddede. Bir sigara içimi oturdum çay ocağında. Esra’yı düşündüm. Söylendim:
-Bugün Şeker Bayramı…
* * *
İyi de nereden geldi aklıma şimdi bu; yarın bayramken, bayramın güzelliklerini anlatan neşeli bir yazı yazmak varken, nereden çıktı karakollardan, askerlikten, gurbetten, yalnızlıktan söz etmek…
Bu bayramı da gurbette geçirenlere, bu bayramı da çocuğundan ayrı geçirenlere kastın mı var sanki!
* * *
Bayram demek neşe demek, eğlence demek değil mi?
O halde, bir bayram arifesinde, şöyle bayrama yaraşır, şeker tadında, bülbülyuvası kıvamında bir yazı yazmak gerek!
Gerek de, kolay mı öyle…
Bir yandan bayram derler, çocukluğun gelir aklına, yitip giden anılar, şimdilerde hayal ile düş gibi gelen güzel zamanlar, ölenler, gidenler…
Her ölen, her giden, çocukluğundan bir şeyler alır gider, senden bir şeyler alır gider; gurbette, yalnızlık içinde geçirilen her bayram içinde derin kesikler bırakır…
Bayramda gelir aklına bunlar…
Güleyim dersin, güldüreyim, neşeli bir şeyler yazayım; ama bırakmaz peşini çocukluğun, o kıvırcık saçlı, kara çocuk bırakmaz… Dikilir karşına, ellerinde naylon ayakkabıları, hem de gri…
Yitirdiklerin çıkar karşına, tam da bayram dediğin, neşelenelim dediğin anda. Onlarla geçen bayramları düşünürsün. Ne yapılırdı, nereye gidilirdi, ne yenirdi, ne konuşulurdu. Binlerce anı, milyonlarca görüntü, milyonlarca ses canlanır beyninde ama zaman dizgesi olmadan, karmakarışık. Bir rüya gibi, belirsiz ama etkileyici.
* * *
Yitirdiklerin toprak altında, sen toprak üstündesin, ayaktasın, nefes alıyorsun, bayramın geldiğini anlıyorsun, bayramlaşıyorsun, tütün kolonyası döküyorlar ellerine, şeker ikram ediyorlar, uzanıp alıyorsun neşeyle. Ama tam da o anda, gümüş şekerliğe uzanırken beynine üşüşüyor anılar, görüntüler çarpışıyor beyninde. Belirsiz hâlâ. Binlerce görüntü içinde, yitirdiğinden, şimdi toprak altında olandan bir iz arıyorsun, yok! Sanki hiçbir bayram sabahında beraber olmamışsınız gibi.
Oysa kaç bayram sabahı geçirdin kim bilir onunla. Şimdiyse, hiç yaşamamış gibi o. O öyleyse, sende öylesin; hiç yaşamamış gibi…
Hiç yaşamamışsa o, sen hiç yaşamamışsan, bayramın ne hükmü var!
Gel de neşelen haydi bir bayram arifesinde!
***
Acaba hâlâ babasının elinden tutup bayram alışverişine çıkıyor mu o kıvırcık saçlı, kara çocuk. Yoksa o da mı yitirdi bayram hazırlıklarının, bayramlık kıyafet almaların heyecanını…
Yoksa o da hiç yaşamamış gibi mi şimdi; hayal ile düş gibi mi?
İMECE





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


