Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
Darbecilere karşı direniş destanı yazanlar, Diyarbakır’da Devrimci 78’liler Federasyonu önerisiyle gerçekleştirilen etkinliklerle anıldı
12 Eylül darbesinin 30. yılı nedeniyle Ankara’da 3 Eylül’de açılan ve her gün yüzlerce insan tarafından ziyaret edilen, “12 Eylül Utanç Müzesi”ne ek olarak Devrimci 78’liler Federasyonu Diyarbakır’da da bir dizi etkinlikler düzenledi.
4 Eylül sabahı yanlarına dostları kurum temsilcileri, sanatçı ve aydınları da alan Devrimci 78’liler Federasyonu Ankara, İzmir ve İstanbul’dan Diyarbakır’a uçtu. Sivas’tan ise bir grup 78’li karayoluyla Diyarbakır’a geldi. Programa göre önce fotoğraf sergisi açılacak, devamında Koşuyolu’nda her hafta sonu gerçekleşen oturma eylemine katılınacak, devamında forum düzenlenecek ve en son Diyarbakır E Tipi Cezaevine yürüyüş yapılarak önünde basın açıklaması gerçekleştirilerek darbecilere karşı direniş destanı yazılan devrimciler anılacaktı. Ancak Ankara’da Devrimci 78’liler Federasyonu’nca tasarlanan ve Diyarbakır’a önerilen program bazı eksiklerle gerçekleştirilebildi.
Devrimci 78’liler Federasyonu öncülüğünde Diyarbakır’a gidenlerden ancak İstanbul’dan ve Sivas’tan gelenler oturma eylemine yetişebildiler. Çünkü oturma eylemi BDP Milletvekillerinin programı nedeniyle erken saate alınmıştı. Ankara’dan ve İzmir’den gelenler Koşuyolu Parkı’na ulaştıklarında oturma eylemi sona ermiş kitle bekler bulundu
CİGERXWÎN’DE BULUŞTULAR
Koşuyolu Parkı’ndan otobüslere binilerek Kayapınar Belediyesi Cegerxwîn Gençlik Kültür ve Sanat Merkezi'ne gelindi. Burada Diyarbakır zindanında ve diğer mücadele alanlarında yitirdiğimiz devrimcilerin fotoğraf sergisinin açılışı yapıldı. Açılışta BDP Diyarbakır Milletvekili AKIN BİRDAL ve Devrimci 78’liler Federasyonu Adına Hüseyin ESENTÜRK kısa bir konuşma yaptılar. Fotoğraf sergisi gezildikten sonra ikram edilen çaylar içildi ayaküstü sohbetler yapıldı. Bu arada konuklar için yaptırılan dürümler ve ayran ile öğle yemeği tamamlandı. Çayan DEMİREL’in "5 No'lu Cezaevi" belgeselinin gösterimi yapıldı. 90 dakika sürdü ve saat: 15:05’te bitti. Verilen 10 dakikalık çay arasından sonra saat 15.15’te saygı duruşuyla birlikte forum başladı.
Gerçekleşen forumda; MEYA – DER, (Mezopotamya Yakınlarını Kaybedenler Derneği) Başkanı Ali ÖZGEN, Demokratik Toplum Kongresi adına konuşan Cemal COŞKUN, Devrimci 78’liler Federasyonu adına Ankara 78’liler Derneği Başkanı Hüseyin ESENTÜRK, Diyarbakır cezaevinde ölüm orucu direnişinde Devrimci Yol davasından kardeşi ORHAN KESKİN’i kaybeden Devrimci 78’liler Federasyonu üye Ankara 78’liler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İpek GÜR, sanatçı Yasemin GÖKSU, aydınlardan Temel DEMİRER, Grup Kibele solisti Reyzan BİLGİN, Şair Zerrin TAŞPINAR, Halk müziği sanatçısı Nevzat KARAKIŞ, fotoğrafçı şair Mehmet ÖZER ve Diyarbakır’dan Ümit ASLAN kürsüye gelerek kitleye hitap ettiler.
12 EYLÜL İNKAR HAREKETİDİR
Etkinlikte konuşan MEYA - DER Başkanı Ali ÖZGEN, ‘12 Eylül imha ve inkar hareketidir. Aynı zamanda AB ve ABD emperyalizmin planıdır. Katliamlarla olgunlaştırılan bir sürecin son noktasıdır 12 Eylül. Diyarbakır Askeri Cezaevi tüm özel uygulamaların merkeziydi. Kürtlerin istemleri, kültür, dil, kimlik mücadeleleri bu cezaevinde yapılan insanlık dışı marifetlerle tutukluları teslim alarak, kendilerine yabancılaştırarak onların şahsında Kürtlük ve insanlık bitirilmek isteniyordu’ dedi. Baskı ve işkencelere karşı militan direnişi anlatan ÖZGEN, ‘Cezaevinde KEMAL PİR, HAYRİ DURMUŞ, AKİF YILMAZ ve ALİ ÇİÇEK şahsında baskıya karşı onurlu bir duruş sergilendi. Devrimcilerin büyük ölüm orucunda yaşamlarını yitirmesi 12 Eylül vahşetine indirilen ilk tokat oldu. Bu durum Kürtlerin barış, demokrasi çabalarına ivme kazandırdı, son 30 yılın mücadele tarihine önemli katkılar sundu’ diye sözlerini sürdürdü.
BİR BOYUTU KÜRTLER DİĞER BOYUTU DEVRİMCİLERDİ
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) adına söz alan Cemal COŞKUN, 12 Eylül öncesi gerçekleştirilen Maraş katliamıyla, Alevilere ve Kürtlere 'yan yana gelirseniz katledilirsiniz' denilmek istendiğini söyledi. COŞKUN, ‘12 Eylül aynı zamanda kapitalist sistemi kabullendirmeydi. 12 Eylül'ün bir boyutu Kürtler, diğer boyutu ise devrimcilerdi. ’dedi.
SEVDAMIZDAN VAZGEÇMEDİK
Devrimci 78’liler Federasyonu adına konuşan Federasyona bağlı Ankara 78’liler Derneği Başkanı Hüseyin ESENTÜRK yaptığı konuşmada şunları söyledi, ‘Kardeşler bizler 17–18–19–20 li yaşlarda yüreğimizdeki devrim ve sosyalizm sevdasıyla yola çıktık. Kimimiz Türk’ü kimimiz Kürt’ü kimimiz Çerkez’di. Bu sevda uğruna Metris’te, Mamak’ta, Diyarbakır’da ve ülkenin birçok cezaevinde gözaltına alındık. Kimimiz cezaevlerinde kimimiz darağaçlarında kimimizde karanlık pusularda katledildik. Yıllarca cezaevlerinde çürüdük. Ama sevdamızdan asla vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz de…
AKP’YE SAKIN İNANMAYIN
Kardeşler; Devrimci 78'liler Federasyonu 2. Olağan Genel Kurulu’nda utanç müzeleri açma kararı almıştı. Bu karar doğrultusunda Ankara'da ilk utanç müzesini açtık. Utanç müzesinde DENİZLERİN, ERDALLARIN, NECDETLERİN idam edildiği idam sehpasının orijinalini koymak istedik. Ancak AKP’nin Altındağ Belediye Başkanı Veysel TİRYAKİ basın huzurunda vermeye söz verdiği darağacını vermedi. Sözünü tutmadı. Başbakan yardımcısı Cemil ÇİÇEK, Ulucanlar cezaevinin kalıcı utanç müzesine dönüştürülmesini söz verdi. Sözünü tutmadı. Dün Başbakan buradaydı. Sizlere bir sürü vaatte bulundu. İnanın yalan söylüyor. takiye yapıyor. Sakın inanmayın. Kürt sorunun çözümünde muhatap arıyormuş.. Muhatap Kürt halkının kendisidir. Kürt halkının seçilmişleridir. Kürt halkının örgütlü gücüdür. Devrimcilerdir bunlar Kürt sorunun çözümünü istemiyorlar yalan söylüyorlar. Sakın inanmayın.
DİYARBAKIR CEZAEVİNİ YIKTIRMAYIZ
Diyarbakır cezaevini yıkacaklarmış yeni bir cezaevi yapacaklarmış. Yıktırmayacağız. Diyarbakır’da yaşanan 12 Eylül faşizminin en büyük tanığıdır biz Diyarbakır cezaevini utanç müzesine dönüştüreceğiz. Bu böyle biline.’ Diyarbakır Cezaevinde açlık grevlerine yaşamını yitiren Devrimci Yol çevresinden ORHAN KESKİN’in kardeşi İpek GÜR’de yaptığı konuşmada, ‘Biz Amed'de aşkların en güzelini yaşadık. Devrime ve sosyalizme olan inancımızı sloganlarla ve şarkılarla bu şehirde haykırdık. Ama Amed aynı zamanda 5 No'lu Hapishanesiyle bizi bir sınavdan da geçirdi" diyerek Diyarbakır gerçeğinin bilinmeyen yüzünü gösterdi.
KATLEDİLENLERİN YOLDAŞLARI BURADA
Konuşmasını Kürtçe bir ezgiyle tamamlayan Sanatçı Yasemin GÖKSU’da şunları söyledi ‘12 Eylül hepimizin üzerinden bir silindir gibi geçti. Hepimizi darmadağın etti. O dönem yaşananları bizler uzun yıllar boyunca ifade edemezken bugün egemenler kendileri o vahşeti itiraf ediyorlar. İçeri tıktıkları şairlerin şiirlerini okuyorlar miting meydanlarında.’ Aydınlardan Temel DEMİRER’in ajitatif konuşması ise salonda sık sık alkışlarla kesildi. DEMİRER şunları söyledi, ‘Mamak'ta Metris'te, Ulucanlar ve 5 No'luda katlettiklerinizin yoldaşları olarak buradayız. Devrim ve sosyalizm için buradayız. Gerekirse yeniden gireriz o zindanlara. Bizler 12 Eylül'ün mağdurları değiliz, alacaklılarıyız. Biz Kürtlerin taleplerini desteklediğimiz, sosyalist devrimci ve yurtsever olduğumuz için işkencelerden ve ölümlerden geçirildik. Erdoğan cezaevini yıkacağım derken suçun kanıtlarını kaybetmeye çalışıyor. Çünkü 5 No'lu demek Türkiye Cumhuriyeti demektir. Yıktırmayacağız, direneceğiz ve yıkmak için gelen o tankların önüne yatacak ilk insan olmaya size söz veriyorum.’
TÜRKÜLER VE ŞİİRLER OKUNDU
Grup Kibele’nin solisti Rezzan BİLGİN de Diyarbakır’da olmaktan duyduğu mutluluğu belirterek, söylediği Kürtçe türküyle salonda duygu seli yaşattı. Barış analarını selamlayan Şair Zerrin TAŞPINAR, yaptığı kısa konuşmayla salondaki anaların duygularını paylaştı.
Halk müziği sanatçısı Nevzat KARAKIŞ, söylediği türküyle salonda hüzün bulutlarının oluşmasına neden oldu. Artvinli ve Gürcü olan Şair Mehmet ÖZER, Lise 2’de Bingöl’de okurken cebinden çıkan bir kağıtta Kürtçe yazılı, “ben bir kürdüm” cümlesinden dolayı gözaltına alınıp ağır işkenceler gördüğünü ve öldüğü düşünülerek şehrin dışına atıldığını anlattığı anısından sonra, “ben şimdi 50 yaşındayım ve tekrar ediyorum, BEN BİR KÜRDÜM” dedi. Diyarbakır’dan katılan Ümit ASLAN ise şair Ahmed ARİF’in, çok sevilen şiiri ‘oy havar’ı Kürtçe okuyarak foruma dayanışmasını sundu.
CEZAEVİNE YÜRÜYÜŞ
Forumdaki konuşmalar saat: 17:00’ye kadar sürdü ve devamında içeriden alınan pankart ve fotoğraflarla Cezaevine doğru yürüyüşe geçildi. Cezaevine kadar devam eden yürüyüşte ve sonrasında sık sık, “ŞEHİT NAMIRIN – BİJİ BİRATİYA GELAN – YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ – KAHROLSUN FAŞİZM – YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM – GÜN GELECEK DEVRAN DÖNECEK DARBECİLER HALKA HESAP VERECEK - 5 NOLU DİRENİŞİ ONURUMUZDUR – YAŞASIN HALKLARIN ÖZGÜR İRADESİ – DİRENEN HALKLAR KAZANACAK - DÖRTLER ÖLMEDİ KAVGAMIZDA YAŞIYOR – İNSANLIK ONURU İŞKENCEYİ YENECEK” sloganları atıldı. Yürüyüş güzergahı boyunca halkın ilgisi ve katılımı yoğundu.
12 EYLÜL ZULÜM MEKANİZMASIYDI
‘YAŞAMAK DİRENMEKTİR - BERXWEDAN JÎYAN E’ yazılı MEYA – DER ve Devrimci 78’liler Federasyonu imzalı pankartın ardında başlayan yürüyüş, 35 dakika sürdü. Yürüyüşün ardından 12 Eylül’ün simgesi haline gelen Diyarbakır E Tipi Cezaevi önüne gelindi. Saygı duruşuyla birlikte anma da başlamış oldu. Cezaevi önünde ilk konuşmayı MEYA-DER Başkanı Ali ÖZGEN yaptı. ÖZGEN, 12 Eylül'ün bir zulüm mekanizması, baskı ve yok etme hareketi olduğunu söyleyerek başladığı konuşmasına şu sözlerle devam etti. ‘12 Eylül döneminde Diyarbakır Askeri Cezaevi tüm özel uygulamaların merkezi haline geldi. Burada yapılan baskı, işkence ve saldırıları sözle anlatmanın mümkün değildir. Kürt halkına karşı her türlü asimilasyon reva görülüyor, yok etme politikası sonuna kadar uygulanıyordu. Kürtlerin hedef durumunda olduğu net olarak ortadaydı. Üniversitelerin kapısı bilime kapatılmış, darbeci EVREN 82 anayasasını halka zorla onaylatmıştı. Demokrasi, insan hakları, özgürlük ve sosyal yaşam adeta rafa kaldırıldı. Ülkenin tümü açık cezaevi haline getirildi. Kürtleri bitirme politikası zamana yayılarak sistemli bir şekilde bu güne dek sürdü.’
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) delegesi Cemal COŞKUN’da burada yaptığı konuşmada Diyarbakır E Tipi Cezaevinde gerçekleşen direnişe değinerek, ‘o direniş ve kararlı mücadele yolumuzu aydınlatıyor’ diye konuştu. Cezaevinin yıkılmasına karşı çıkacaklarını söyleyen COŞKUN, ‘suçun kanıtlarını ortadan kaldırmaya, yaşanılan bir tarihi silmeye dönük bu girişime izin vermeyeceğiz’ dedi.
KEMALLERE, HAYRİLERE GELDİK
Devrimci 78’liler Federasyonu adına konuşan eski başkan Ruşen SÜMBÜLOĞU ise şunları söyledi. ‘Bugün burada insanlık tarihinin gördüğü en büyük işkence ve zulüm merkezinin önünde toplanmış bulunmaktayız. Üzerinden 30 yıl geçtiği halde kurumsal ilişkileri, zihniyeti, siyaseti, hukuku ve kültürüyle süren, haklarımızın üzerine bir karabasan gibi çöken 12 Eylül Askeri Faşist Diktatörlüğü’nün yarattığı en büyük zulüm evi olan 5 Nolu’nun, Diyarbekir Zindanı’nın önündeyiz. Kemallere, Hayrilere, zindan direnişinin şen yüzlü çocuklarına geldik. Bizimkilere geldik. Devrimin ve sosyalizmin şiarlarıyla kardeşlerimizle kucaklaşmaya geldik.’
ERDOĞANA CEVAP: BURASI MÜZE YAPILMALIDIR
Bir gün önce Başbakanın Diyarbakır Cezaevinin yerine bir cezaevi yapılıp buranın yıkılacağını söyleyen Başbakanın sözlerine değinen SÜMBÜLOĞLU konuşmasını şu sözlerle sürdürdü, ‘Daha dün, burada referandum mitingi yapan gerici AKP hükümetinin başbakanı 12 Eylülü unutturmak için Diyarbakır cezaevini kapatıp, yıkacağını açıkladı kamuoyuna. Diyarbakır’ı unutmamız gerektiğini söyledi. Sorun tam da budur. Toplumun belleğini ayakta tutacak ne varsa silinirse, yok edilirse hesaplaşama bilincinin de yok edileceğini hesaplar egemen olan. O ne derse, ne isterse tersini yapmak devrimcinin boynunun borcudur. Diyarbakır Zindan direnişini gerçekleştiren kardeşlerimiz 30 yıl öncesinden bu güne uzanan bir vasiyet gibi emek ve demokrasi güçlerine bir görev vermiştir: “Diyarbakır Zindanını müze yapın” demişlerdir bize. Zindan direnişinin bütün aşamalarının yaşayan canlı bir tarih gibi yansıtıldığı bu alan olduğu gibi korunmalı ve insanlığa sunulmalıdır. Uygulanmış işkence yöntemlerini belgeleyecek araçlarıyla, dönemi anlatan görüntüleriyle, elde edilecek belgeleriyle bir büyük müzeye dönüştürülmelidir. Bu görev mutlaka yerine getirilecektir.
KARDEŞLERİMİZE SÖZÜMÜZ VAR
İkincisi, büyük bedeller ödedik, egemenler faşizmin çıkarları adına bu zindanlarda toplumla, halklarımızla, Kürtlerle hesaplaşırken binlerce yağız gencin bedeni üzerinden, çaldığı hayatları üzerinden yürüttü soysuz kavgasını, bütün hesaplar açık kaldı. Yeni korku imparatorluğunun şövalyeliğine soyunmuş Başbakan ve temsil ettiği tüm yerli yabancı egemenler bilmeli ki, devrimciler kapatmadıkça hiçbir hesabı hiçbir güç kapatamayacak. Tarih ve gelecek önünde kardeşlerimize verilmiş bir sözümüz var; o da bu hesap er ya da geç mutlaka sorulacak…’
BU ZİNDAN BİR GALAKSİNİN MERKEZİYDİ
Cezaevinde geçmişte yaşananları bir bir hatırlatan SÜMBOLOĞLU sözlerine şöyle devam etti, ‘Çok canımız yandı. Yüzlerce insanımız şu duvarın arka yüzünden bu duvarın ön yüzüne taşındı tabutlarla… Bu cezaevinin çevresinde bulunan her ev, gecelerini şu duvarın arka yüzünden gelen çığlıklarla, haykırışlarla kurdu yeni hayatını. Her çığlık her haykırış sadece faşizme karşı direnişin bir kişi bedeninde somutlaşması değildi. Şu duvarların arkasından atlayarak her eve, sokağa ulaşan ve ‘neden bize bunlar yapılıyor sorusunu sorduran bir büyük soru işaretinin de bilinçlere takılan en ağır çengeliydi. Diyarbakır 12 Eylül karanlığının her yeni güne uyanışında 5 Nolu da acıyla dolu bir başka uyanış içindeydi. Adeta bir doğum sancısı gibi diriliş içindeydi. Daha çok özgürleşme ve daha çok insanlaşmanın dirilişi… Diyarbakır Zindanı bir galaksinin merkeziydi. Çevresindeki evler, binalar, sokaklar meydanlar ve içinde yaşayan insanlar ise galaksinin yıldızlarıydı. Faşizmin ve zorbalığın tahakkümünde Diyarbakır Zindanı Kürt halkının özgürleşme mücadelesinde en önemli başlangıçlardan biri oldu. Galaksinin sonsuz çekim gücü içinde kentlere, ovalara dağlara taşan bir büyük halklaşma hareketine dönüştü.’
Gerçekleşen direnişin aynı zamanda dışarıda halkın kararlılığını artırdığına işaret eden SÜMBÜLOĞLU, ‘Yakın tarihimize bakıldığında görülecektir ki, faşizme karşı direniş odağına dönüşen cezaevlerinde her şey devrimcilerin, sosyalistlerin öncü bir güç olmasıyla başlar Burada da olan oydu. Son soluklarında bile sosyalizmin ışığında düşenlerin o büyük muazzam iradesi olmasaydı halklaşan bir büyük hareket olmayacaktı’ dedi.
DÖRTLER KURTULUŞUMUZUN MEŞALESİDİR
Kürt ve Türk halklarının kardeşliğine, o halkların devrimcileri arasındaki dayanışmaya vurgu yapan SÜMBÜLOĞLU yaptığı konuşmaya şu sözlerle devam etti, ‘Halklarımızın özgürleşme ve birlikte eşit yaşama kavgasının tarihi, arkadaşı için her türlü özveriyi gözünü kırpmadan yapabilen yüz binlerin tarihidir. Sosyalist mücadele zemininde yarattığımız bu kardeşlik ve dayanışma duygusu, insanlığın kurtuluşunu sağlayacak en önemli mihenk taşlarından biridir. O sosyalist özdür ki; CEMAL ARAT’la ORHAN KESKİN’i etle tırnak gibi birbirine bağlar. O öz, KEMAL PİR’i alır,DENİZLERLE, kucaklaştırır. Bir sosyalist bilir ki, MAHİR ÇAYAN’la HAYRİ DURMUŞ arasında iki dilin en güzel sözleri kurulur gönülden gönüle, bilinçten bilince. İBRAHİM sadece bizim değil, MAZLUM DOĞAN’ın da önderidir. O güçlü bağdır ki, DENİZLER içinMAHİRLER can verebilir. Bedenlerini ateşe atan dörtler hepimizin kurtuluşunun meşalesi olur. Bu yüzden özgürlüğün bir yeri yurdu olmaz, bir mezarı ise asla. O rüzgâr, o ruh eser geçer üzerimizden, bedenlerimizde cisimleşir, bizleşir, gerçekte biz onlar oluruz. Özgürlüğün vicdan terazisi öyle hassastır ki, sadece mücadele edenin bayrağını alır taşır en yukarılara…’
Diyarbakır zindanında yaşamlarını yitirenleri isimlerini yüksek sesle dillendirerek selamlayan SÜMBÜLOĞLU’nun konuşması sık sık sloganlarla kesildi. SÜMBÜLOĞLU konuşmasını; ‘MAZLUM DOĞAN, KEMAL PİR, HAYRİ DURMUŞ, AKİF YILMAZ, CEMAL ARAT, ORHAN KESKİN, ALİ ÇİÇEK, FERHAT KURTAY, MAHMUT ZENGİN, EŞREF ANYIK, NECMİ ÖNER, NECMETTİN BÜYÜKKAYA ve isimlerini bilmediğimiz bütün diğer ölümsüz yıldızlarımız, kardeşlerimiz, sizler sosyalist mücadelenin ve halklarımızın yiğit evlatları oldunuz. Türkiye halklarının kurtuluş mücadelesine büyük katkılarda bulundunuz. Onurumuz oldunuz’ sözleriyle sürdürdü.
FIRATIN İKİ YAKASI AYNI TÜRKÜYE AKTI
Kardeşçe yaşayan halkların egemenlerce yıllardır savaşla karşı karşıya getirilmek istendiğine dikkat çeken SÜMBÜLOĞLU, konuşmasını şu sözlerle tamamladı. ‘Adı özgürlük olan en büyük denize ulaşmak için Fırat’ın o yakası ve bu yakası binlerce yıldır ayrı dillerden aynı türküye aktı. Bu ülke halkları bu bedeli ödemeye devam ediyor hala. Onbinlerce ananın en kıymetli sandıklarında oğullarının, kızlarının kanlı gömleklerini sakladığı bir ülke yarattı faşizm. Egemenlerin soygun ve sömürü politikalarını daha derinleştirmek için yürüttüğü imhada gördük ki, yan yana açılan iki mezarda yoksul bir ailenin oğlu asker olarak, yoksul bir başka ailenin oğlu gerilla olarak yatıyor. Kürt sorununun eşitlikçi, özgür ve kalıcı temelde çözümünü önlemede zalim her türlü yöntemi mubah görüyor. Haklıyı yok etmek için kardeşi kardeşe kırdırıyor. Halkları halklara vurdurmak istiyor. Bizler bir direniş kalesinin önünden sesleniyoruz; Bütün bu kanlı oyunlarınız, kirli sinsi planlarınız, sömürü soygun ve talan politikalarınız, yok etmeleriniz, faili meçhuller, kayıplar ve suikastlarınız için halklarımıza hesap vereceksiniz. Halklarımız bir Newroz güneşi gibi doğacak kurtuluşu kendi elleriyle yaratacak.’
5 NOLU EGEMENLERİN UTANÇ KALESİDİR
Şair Mehmet ÖZER’de cezaevi önünde yaptığı konuşma ve okuduğu şiirle DÖRTLER’i selamlayıp Cezaevinin AKP tarafından yıkılmak istenmesine tepki gösterdi. Diyarbakır E Tipi Cezaevinde gençliğinin 5 yılını geçiren yazar Necmettin SALAZ, orada Kürt halkının çok önemli bir tarihsel parçasının durduğunu söyleyerek, ‘Diyarbakır 5 Nolu Türk egemenlerinin utanç kalesidir. O utançtan kurtulmak istiyorlar. Orada bizim arkadaşlarımız, yoldaşlarımız yatıyor. Biz orayı anıt mezar olarak yaşatacağız. Yıksalar bile gelecekte yine yaparız’ dedi.
Şair Ahmet TELLİ’de devrim için mücadele eden ve bu yolda yaşamını yitirenler için yazdığı “Soluk Soluğa" isimli şiirini okudu.
Diyarbakır E Tipi Cezaevi önünde gerçekleşen anma saat: 18:45’te son buldu.
Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından sanatçı ve aydınlarında dayanışmasıyla Diyarbakır’da gerçekleşen anma ve dayanışma etkinliği, 12 Eylül sonrasında bir ilk olma özelliği taşıyor. Önümüzdeki yıllarda da farklı şekilde güçlendirilerek sürdürüleceği belirtiliyor. 6 Eylül 2010
78liler.com





HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


