Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
ABİDİN YAĞMUR YAZIYOR ...
Bağ bıçaklarıyla bıçkılanmış söğüt dallarına, alnı ak akıtmalı doru atlara biner gibi bindiğimiz, sığ ırmakları Ceyhun’u geçer gibi, küçücük tepeleri Altayları aşar gibi aştığımız; arada bir Cüneyt Arkın’ın akıncıları gibi nara attığımız, kahpe Bizans’ın surlarına Türkün şanlı bayrağını diktiğimiz o çocukluk günleri neşeliydi, güzeldi; ama biraz karışıktı kafalarımız.
Hepimiz Türktük madem; Alevilik Sünnilik neydi ve neden annem, beni okula gönderirken ‘Aman ha Alevi olduğunu söyleme arkadaşlarına’ diye tembihlerdi sıkı sıkı.
Benim arkadaşlarım birbirine küfür ederken neden ‘pis Kızılbaş’ derdi.
Ben Alevi olduğumu arkadaşlarıma söyleyemiyordum madem, onlar neden gizlemiyorlardı Sünni olduklarını.
Peki öğretmenlerimiz, okul müdürü, müstahdemler, kantinci, okulun karşısındaki bakkal, onun yanındaki tüpçü, karakoldaki polisler neden gizlemiyorlardı Sünni olduklarını.
Alevi olmak, gizlenmesi gereken bir şey idiyse; Cuma namazına gitmeden önce okulun içinde takke ile dolaşan öğretmenler, resmi üniformanın altına şalvar giyinip camiye giden polisler, evine televizyon sokmayan cami imamı neden bir şeyleri gizleme gereği duymuyordu.
* * *
Yıllar geçti, ben büyüdüm, söğüt dalından yaptığım alnı ak akıtmalı doru atımı geçmişin sonsuz bozkırlarına saldım, günümüzün gerçeklik çöllerine yalın ayak adım attım.
Kızgın kumlar ayağımı yakarken öğrendim Türkiye’nin en eski, en kanlı kavgasının Alevi-Sünni kavgası olduğunu.
Öğrendim, annemin ‘Aman ha Alevi olduğunu söyleme arkadaşlarına’ diye tembihler dizdiği tarihten 5-6 sene önce, Maraş’ta, Alevi oldukları için 111 insan katledildiğini ve aynı günlerde bizim apartmanımızın saatlerce ateş altında tutulduğunu…
* * *
Aradan kaç sene geçti, annemin ‘Aman ha Alevi olduğunu söyleme’ dediği çocuk büyüdü, yolu yarıladı; ama Türkiye hiç değişmedi, o en eski ve en kanlı kavganın soğukluğu hiç gitmedi.
İşte daha geçen gün, İstanbul’da konuşurken ‘Yargıtay’da mezhepsel bir yapılanma var’ diyordu Başbakan. Mezhepsel yapılanma dediği, Alevilik…
Yani artık sadece ilkokul öğrencileri değil, koca koca hakimlere de annemin öğüdü gerekli:
-Aman ha sakın söyleme arkadaşlarına Alevi olduğunu!
-Niye?
-Çünkü burası Türkiye! Alevi katliamları ülkesi! Bu ülkede ancak ancak Sünni Türk isen hakim olabilirsin bir mahkemeye!
* * *
Yetmez ama evet diyen solcu eskileri peyda oldu bugünlerde; yüksek yargıda, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Alevi avına çıkan dincilerden demokrasi mededi uman solcu eskileri!
Bir de slogan doladılar dillerine:
-12 Eylül işkencecilerinden hesap soracağız!
Acaba Maraş katliamının, Sivas katliamının hesabını da soracaklar mı?
Alevi olduğunu gizlemek zorunda kalmış ilkokul öğrencilerinin, ‘Kızılbaş mısın oğlum sen’ diye hakaret eden öğretmenleri karşısında susup kalan ortaokul öğrencilerinin, Alevi köyünden geldi diye yetiştirme yurtlarında hortumla dövülen yetimlerin, Alevi köyünden geldi diye saçlarından tutulup başı karatahtaya çarpılan yatılı okul öğrencisi kızların da hesabını soracaklar mı?
* * *
Yargıda Alevi örgütlenmesi varmış…
Anayasa değişirse bu örgütlenme kırılacakmış…
Öyle diyor dinciler!
Başbakan da onlara destek çıkıyor, ‘Yargıtay’da mezhepsel yapılanma var’ diyor .
Ve bunun adı ileri demokrasi oluyor!
* * *
Türkiye’nin en eski, en kanlı kavgası Alevi-Sünni kavgası…
Öyle bir kavga ki bu, Aleviysen, Alevilik dışında bir felsefeye inanmış olsan bile gelip seni buluyor, kavganın içine çekiyor.
İşte davalarda, miting meydanlarında adları geçen Alevi hakimler, Alevi subaylar…
Çoğu Aleviliğin geleneklerini unutmuş. Çoğu öz akrabalarından bile uzaklaşmış. Çoğu, tek ve kesin felsefe olarak Atatürkçülüğe inanmış!
Ama yine de kavganın, Alevi-Sünni kavgasının içine çekiliyorlar!
* * *
Üstelik bu kavga, Osmanlı zamanındaki gibi kılıca kılıç, mızrağa mızrakla değil…
Kurnazca bir kavga şimdi ki…
Demokrasi gömleği giyinmiş faşistlerin kuralı belirlediği, savaş meydanını belirlediği, silahı seçtiği, rakibine bir savunma olanağı vermediği bir kavga…
Yetmez ama evet diyen solcu eskileri de bu kavganın piyonu…
Şah geride!
* * *
Söğüt dalından yaptığım alnı ak akıtmalı doru atımı geçmişin sonsuz bozkırlarına saldım, günümüzün gerçeklik çöllerine yalın ayak adım attım.
Kızgın kumlar ayağımı yakarken öğrendim Türkiye’nin en eski, en kanlı kavgasının Alevi-Sünni kavgası olduğunu.
Onun için pek de şaşırmıyorum, Başbakan’ın bile mezhep kavgasında taraf olmasına da, mezhep kavgasının, doğrusu Alevi düşmanlığının, yüksek hakimleri, subayları hedef almasına da…
Bir tek solcu eskilerine şaşırıyorum…
Onlara ne desem yetmez, biliyorum!
Onun için, geçmişin sonsuz bozkırlarına saldığım söğüt dalından atım gelse de, binsem, bu memleketten gitsem diyorum.
İMECE





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


