Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
Son günlerde Hanefi Avcı kaleme aldığı haliçte yaşayan simonlar adlı kitap ile oldukça yankı yarattı . Türkiye medyasının acar simaları kadar ülke siyasetinin önemli şahsiyetleri de gündeme bomba gibi düşen iddiaların peşine takılarak işlerine gelen yerden reyting savaşından post çıkartmak yarışına katılmayı ihmal etmiş görünmüyorlar.Bu ülkenin başbakanı 12 eylülde idam edilen gençlerin mektuplarını okurkenki timsah gözyaşları ile tam gaz tartışıyor tartıştırıyor, köşe yazarları, lehte-aleyhte ,alkış tutma –yuh çekme,övgü-yergi ikilemine aldırmadan döktürdükçe döktürüyor.Yani bir dönemin hem de karanlık bir dönemin ak ve aydınlık olmayan yüzleri cunta döneminin kepazeliğinden itibar devşirme ve kendilerini aklama fırsatını üstelik ülkeyi demokratikleştirmek kamuflajı ile taçlandırma gayretinde.Gariptir ki bugün yolları ayrılan başbakan ve Hanefi Avcı aynı yolun yolcusu olmak bir yana aynı sistemin ihtiyaç duyduğu dönemlerde tarih sahnesine çıkardığı iki aktör olarak da tartışılmayı hak etmiyor demek olanaklı görünmüyor.Çünkü ikisi de toplumsal hafızanın en zayıf yönlerine oynamayı siyasi olduğu kadar ahlaki bir sorun olan belleksizliği istismar etmeyi etkin bir biçimde kullanmayı, toplumsal hayatta kök budak salmış yozlaşma ve çürümeyi kendi lehlerine fırsata dönüştürmeyi başarabilen müstesna kişilikler.Özellikle düzen yanlısı tutma kalemler , hemen herkes onları tartışmayı,onları yazmayı,onları dinlemeyi önemsiyor,müspet yada menfi hiç fark etmiyor onlara bakarak kendini tarif etmeyi benimsemiş görünüyor.Oysa bu zatı muhteremlerden hiç kimse bu kadar laf kalabalığı içerisinde zülfü yare dokunmayı aklından geçirmiyor.dünün ve bugünün en acımasız,en vicdansız iki olayı karşısında dut yemiş bülbül gibi susuyor.Çünkü bu ülkenin yüzakı devrimciler tarafından gündeme taşınan,gündemde tutulmaya çalışılan konuları görmek istemiyorlar.(Hanefi avcının kitabını dikkatle okudum canlı yayında da büyük bir dikkatle izledim.Başvekil Recep Tayyip Erdoğan’ıda yıllardır izliyorum.Birisi yıllar sonra demokratlığı keşfetmiş,diğeri bu ülkeyi demokratikleştirmek için hayatını kefene doldurmuş(!)referandumda destek istiyor.Birisi yıllarca hizmet ettiği devletten ve kurumlarından değil fethullahtan medet bekliyor,referandum öncesi uzun yıllar tartışılacak bir hamleye imza atıyor.Diğeri demokratikleştirme iddiaları ile düzenin kurumlarını ele geçirmenin hamlelerinden birisi olan halk oylamasını EVET letmek derdinde) halbuki iki adet olay var ki kimliklerini gizlemelerine izin vermiyor
OLAY 1
Avcı 598 sayfalık kitabının 51.sayfadan 93.sayfaya kadar mersin merkezde çalıştığı günleri yazmış, yani 42 sayfa yani anlatımlarının yüzde yedisini oluşturuyor.Mersinin Mut ve Gülnar ilçelerinde çalıştığı sayfaları da katarsak bu bölüm 63 sayfa tutuyor yani yazdıklarının yüzde 10 nu aşıyor.Ama gelin görün ki 12 eylül 1980 ile 1983 yıllarına dair dişe dokunur hiç birşey yok.Sanırsınız 12 eylül yaşanmamış ve ona hızla yükselme imkanı veren cunta dönemi işkenceli sorgularına ait bölüm kaçırılmış.Anlatılan iki siyasi anı mevcut,birincisi pkk nın banka soygunu ikincisi ise acilciler operasyonu .Acilcilere yönelik operasyon bir yargı ve bir emniyet mensubunun ölümü ile sonuçlanan eylemlerle ilgilidir.Banka soygunu ise avcı ile işbirliği yaptıkları için ceza evinden çıktıktan sonra pkk tarafından infaz edilen R.D ve Ö.E adlı soyguna katılan iki kişinin acı sonu ile ilgilidir.Ama Avcı ve ekibi ile işbirliği yapmayı kabul etmeyen bir devrimci vardır ki ona dair tek laf etmiyor Hanefi avcı;ALİ UYGUR…evet onunla ilgili hiç konuşmuyor.kendisinin yöneticilik yaptığı 1.şubede öldürülüp Ali Bütün adına açılmış mezara gömülen Ali Uygur ile ilgili konuşmasını bekliyoruz.1.7.1980 de gözaltına alınıp 14.7.1980 de emniyette öldürülen sonrada bir operasyona götürülürken elimizden kaçırdık her yerde arıyoruz açıklamasının ardından 22.8.1980 de mezarı açıldığında:
-Annesi Hatice Uygur tarafından teşhis edilen
- Mezarlık görevlilerinin denizde boğulmuş olan ali bütün adlı şahıs için tahsis edilen mezara Ali Uygur’un gece yarısı polis tarafından getirilerek gizlice gömüldüğüne dair tanıklık ettikleri
-Hükümet tabibinin bana polis tarafından getirildiğinde ölümcüldü diye beyanda bulunduğu
-Nihayet olan bitenin mezarın açılmasına nezaret eden hakim lütfü marangoz tarafından tutanak altına alındığı Ali Uygur cinayeti ile ilgili açıklama bekliyoruz DEMOKRAT Hanefi avcı dan
OLAY 2
Şimdilerde 12 eylülde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı döken R. Tayyip Erdoğan, bununla da yetinmemiş idam edilen devrimcilerin posterleri ile donattığı standlarda referandum için EVET oy u istemeyi de ihmal etmemektedir.Her fırsatta 12 eylül ile hesaplaşmayı sağlayacak anayasa değişikliği ne destek isteyen sandıktan HAYIR çıkması halinde ülkenin demokratikleşemeyeceğini,iddia eden başbakanın gerçek de demokrasi ve insan hakları gibi bir probleminin olmadığına dair pek çok tez ileri sürülebilir olsa da VEYSEL GÜNEY olayı bütün iddialara son noktayı koyar niteliktedir.
Veysel güney 6.kolordu ve sıkıyönetim komutanlığı 2 no lu askeri mahkemesince ölüm cezasına mahkum edilir. Cezası kesinleştikten sonra 10.6.1981 de idam edilir. Cenazesi de gömülmek için ailesine verilmek üzere yüzbaşı burhan erdem e tutanak karşılığı teslim edilir. Gelinen nokta son derece ilginçtir,cenaze tam 30 yıldır devletin zimmetindedir.Üstelik Veysel’in ölümü sıradan değildir.Resmi yollardan devlet eliyle öldürülmüş bir insandır.Ordu evi tarafından yine şu an yönetimi AKP elinde bulunan Gaziantep belediyesine ait mezarlığın dan idam öncesi rezervasyon yaptırıldığı VEYSEL GÜNEY in de oraya gömüldüğü belgelenmiş durumdadır.Tam 5 yıldır bu ülkenin ulusal medyasında haberleştirilmiş bu olay karşısında susan konuşmayan kımıldamayan 8 yıldır Türkiye nin başbakanıdır.Yanlış anlaşılmasın bahsi geçen başbakan ;
Bu ülkede kozmik odaları fethetmiş elemandır.
Darbelerin baş düşmanı olarak kendini takdim etmekle kalmamış en kuytu yerlerde iki kişi arasında geçen konuşmalardan dahi haberdar olabilecek kadar kocaman kulaklara sahiptir.
Kürt sorunu, alevi sorunu demokrasi sorunu konusunda açılmaya muktedir yegane şahsiyettir.
Orta doğunun liderliğine soyunmak ancak onun başarabileceği bir iştir.
Ama bizim Veysel söz konusu olunca basireti, bağlanmaktadır. Anayasa oylamasında önce EVET oyu verin darbecileri yargılayalım diyerek adeta herkesi salak yerine koymaktadır.
Dünyanın neresinde devlet kendisine zimmetli bir cenazeyi 30 yıl bekletir? Bunu aileye teslim etmek için yürürlükteki yasalar yetersiz midir? Referandum mu gerekmektedir? AKP şu anda Gaziantep büyükşehir belediyesi Başkanlığını, Başbakanlığı, Cumhurbaşkanlığını seçtirmiş bir partidir ve isterse cenazenin teslimi bir günde geçekleşir.
Sadece Veysel güney ve Ali Uygur ile ilgili yaklaşık 1000 sayfa lık bilgi ve belgeye ulaşılmış durumda.Yani bu konuyu yazarak bitirmek olanaklı görünmüyor.
Cemaatler mi devletleşti,yoksa devlet mi cemaatleşti daha uzun süre tartışılacağa benziyor.Uzun yıllar devletin en kritik yerlerinde görev ve sorumluluklar üstlenmiş insanların hangi fikri arka plan ile hamle yaptıkları henüz tam anlamıyla açığa çıkmamış olsa da iktidarın kullanımında rol kapma yada kapamama mücadelesi tüm pervasızlığı ve sınır tanımazlığı ile süredursun, iş sistemin varlığını sürdürme noktasına gelince bu muhteremlerin sadakatleri,demokratlıkları,Müslümanlıkları sorgulanamaz bir hal alıyor.
Sadakatleri, demokratlıkları ,Müslümanlıkları da kendilerine kalsın.Biz Alinin katilleri ile Veysel’in cenazesini istiyoruz. İki elimiz yakalarında 30 yıldır bu işin peşini bırakmadık.Ali Uygur u kaybettiler bulduk sıra Veysel Güney de.Bilinmelidir ki bir otuz yıl daha koşturacak arkadaşlarımız var.
Adnan Korkmaz
BİRGÜN





HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


