Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
1 Temmuz 1980'de gözaltına alınan Ali Uygur gözaltında öldürülmüş, aralarında Hanefi Avcı'nın da bulunduğu dönemin Mersin Emniyet Müdürlüğü 1. Şube yetkileri bu olayın sorumlusu olmakla suçlanmışlardı. Ali Uygur'un ölümünün 26. yıldönümünde (14 Temmuz 2006) Mersin 78'liler Derneği yöneticileri ve Uygur Ailesi Mersin Cumhuriyet Savcılığı'na verdikleri iki ayrı dilekçeyle yeniden suç duyurusu yapmışlardı. Mersin 78'liler Derneği'nin 'işkence sonucu adam öldürmek' suçundan dolayı yaptığı başvuruyu yayınlıyoruz...
NÖBETÇİ CUMHURİYET SAVCILIĞINA
MERSİN
YAKINICI : Mersin 78’liler Araştırma ve Dayanışma Derneği adına Başkan…
ŞÜPHELİLER:
1-Ömer Güneş, 01.07.1980 tarihinden sonraki dönemde Mersin Emniyet 1. Şube Müdürü
2-Hanefi Avcı, 01.07.1980 tarihinden sonraki dönemde Mersin Emniyet 1. Şube Müdür Yardımcısı
3- 01.07.1980 tarihinden sonraki dönemde Mersin Emniyetinde görevli ve Ali Uygur’un soruşturmasına katılan emniyette görevli memurlar, öldürme olayının ortaya çıkmasını engelleyen, olayı soruşturmayan ve kimsesizler mezarına gömülmesine neden olan diğer sorumlular
SUÇ: İşkence sonucu ölüme neden olmak
OLAYLAR:
Başkanı olduğum Mersin 78’liler Araştırma ve Dayanışma Derneği’nin kuruluş amaç ve konusu kapsamında olan ve Derneğin 3. maddesinin 2. fıkrası ‘üyeleri ile başta askeri darbeler olmak üzere baskıcı otoriter yönetim biçimleri tarafından haksızlığa uğramış kişiler ile her türlü dayanışmada bulunur, onlarla iletişim kurmayı amaçlar.’ Yine 4. maddesinin 2. fıkrası da ‘üyelerinin ve diğer kişilerin karşılaştıkları hukuki sorunlarla ilgili onlara hukuki yardım sağlar’ hükmünü içermesi nedeniyle , emniyette gözaltında iken işkence sonucu öldürülen Ali Uygur’un ailesine hukuksal yardım sağlamak amacıyla olayın sorumlularının belirlenerek haklarında ceza davası açılmasını sağlamak için başvuruda bulunuyoruz.
1 Temmuz 1980 tarihinde Adana İli, Pozantı İlçesinde trenden indirilen Ali Uygur ve üç arkadaşı gözaltına alınarak önce Adana Emniyet Müdürlüğüne teslim edilirler ve bir süre Adana’da gözaltında tutulduktan sonra, Mersin Emniyet Müdürlüğünün isteği üzerine arkadaşlarıyla birlikte Mersin Emniyetine teslim edilirler.
Mersin Emniyetinde gözaltında sorgusu yapılan diğer üç kişi Adliyeye çıkarılmasına karşın, gözaltında olan Ali Uygur’dan hiçbir haber alınamaz. Gözaltında oldukları sırada 10 Temmuz 1980 tarihinde Ali Uygur’un annesi ve kız kardeşleri Mersin Cumhuriyet Savcılığına başvurarak, Ali Uygur hakkında bilgi almak istemelerine karşın, savcılık başvuruyu Mersin Emniyet Müdürlüğüne havale eder, ancak, görüştükleri 1. Şube Müdürü Ömer Güneş ve yardımcısı Hanefi Avcı’nın yanıtı ‘Ali, Demirtaş Mahallesinde yer göstermeye giderken elimizden kaçtı, inşallah ölmüştür, üstelik oğlunuzu bana değil yanınızdaki gazeteciye sorun’ şeklinde olur.
Emniyetten bu yanıtı alan ailesi, Ali Uygur’un hayatından endişe ettiklerine ilişkin Mersin Cumhuriyet Savcılığına dilekçe vermek isterler, ancak dilekçeleri kabul edilmez. Aile bu kez Adana 6. Kolordu ve Sıkıyönetim Komutanlığına başvurur. Buradan aldıkları sözlü yanıt ise; ‘Kayıtlarımızda böyle bir gözaltına rastlanmamıştır’ şeklinde olur.
Ali Uygur’un gözaltında olduğu günlerde, gözaltında olan Haşim Aslan,’ Ali Uygur’u gördüğünü, birlikte gözaltında bulunduğu sırada başına sopa ile vurularak yanımda öldürüldü. Bu konuda tanıklık yapmak istiyorum’ beyanında bulunması üzerine Sinop Cezaevine sürgün edilir.
Yine aynı tarihlerde Demokrat Gazetesi Mersin Muhabiri Vahap Şehitoğlu bu konudaki bir duyum üzerine konuyu araştırmak üzere Mersin Devlet Hastanesi morgu nöbetçi memurlarıyla görüşür, morg görevlilerinin beyanı Ali Uygur’un gece yarısı morga getirildiği, sabaha karşı tekrar morgdan alındığı şeklindedir. Bunun üzerine ailesi hükümet tabibi Mustafa Serpil’e başvurur, hükümet tabibinin yanıtı; Ali Uygur’un eşkaline uyan birisinin emniyet görevlilerince getirildiğini, kulağından kan geldiğini ve beyin kanamasından öldüğü, bu doğrultuda rapor verdiği şeklinde olmuştur.
Ali Uygur’un ailesi yaptığı diğer araştırmalarda, Mezarlık görevlileri Durmuş Taşyürek, İsmail Bıyık, İmam Ali Kılıç ve Saniye Tümer’e gösterdikleri fotoğraflarda, Ali Uygur’un cesedinin kokmak üzere iken getirilerek 19 ada, 33792 nolu mezara gömüldüğünü belirtirler.
12 Eylül askeri müdahalesi sonrası Ali Uygur’un gözaltında kaybedilmesi olayı ile ilgili bir çok girişimler olmasına karşın her seferinde farklı ve çelişkili yanıtlarla olay saptırılmaya çalışılır. Yine Emniyet yetkilileri, olayı saptırmak için, Ali Uygur’un gömülü olduğu mezarı resmi kayıtlarda, Ali Bütün adında denizde boğulan bir kişinin mezarı olarak gösterirler. Olaya ilişkin dönemin Cumhuriyet Savcısı Kenan Gülcükoğlu’nun Hükümet Tabibi Mustafa Serpil’e yaptırdığı otopsi sonucu mezardaki cesedin Ali Uygur’a ait olduğu annesi tarafından teşhis edilerek belirlenmiştir.
Yine daha sonra 3. Sulh Ceza Mahkemesince Hakim Lütfi Marangoz ve Belediye Tabibi İnayet Uslu’nun gözetiminde açılan mezardaki ceset üzerinde yapılan otopsi sonucunda cesedin, emniyet yetkililerince firari olarak belirtilen Ali Uygur’a ait olduğu kesinleşir:
Emniyette işkence ile öldürülen Ali Uygur’un firar ettiğini söyleyen emniyet birimlerinin yanında, dönemin Mersin Valisi Fahri Öztürk de 29 Ağustos 1980 tarihinde Ali Uygur olayı ile ilgili olarak sorumlu polis memurları hakkında soruşturma açtırdığını basına açıklamasına karşın, olayın açığa çıkarılması bir yana, soruşturma için ifade vermeye gelen polis memurları ve arkadaşları adliye binasında yasadışı slogan ve gösteri yaparak olayın tamamen örtbas edilmesini sağlamışlardır.
Yukarıda belirttiğimiz nedenlerle, Ali Uygur’un işkence ile öldürülmesine neden olan ve olaya karışan güvenlik görevlileri ve bunlara emir veren sorumlular ile yargılanmaları için gerekli soruşturmanın yapılmasını, olaya ilişkin ilgili güvenlik görevlileri ile uyetkililer hakkında gerekli adli soruşturmanın yapılarak yargılanmalarının sağlanmasını saygılarımla arz ve talep ederim.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda belirtilen nedenlerle, Ali Uygur’un gözaltında kaybedilerek öldürülmesinden sorumlu olan görevliler hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak eylemlerine uyan TCK’nun ilgili maddeleri gereğince yargılanarak cezalandırılması için gerekli soruşturmanın yapılmasını arz ve talep ederim.
14. 07.2006
MERSİN 78’LİLER ARAŞTIRMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
EKİ: Basında yer alan olaya ilişkin yazılar





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


