Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
ABİDİN YAĞMUR YAZIYOR ...
Babamdan dinlediğim bir mesel vardır:
Âdem ile Havva’nın çocukları Kabil ile Habil, yaşlarını başlarını alıp çalışmaya başladıklarında, babaları Âdem’den, mülkü paylaştırmasını istemişler.
Mülk dedikleri, Dünya! Kendilerinden başka kimse yok koca gezegende…
Âdem, dünyayı Kabil ile Habil’e pay etmiş, ikisinin de toprağının sınırı belli olsun diye de dünyanın orta yerine bir hudut taşı dikmiş!
Dünyanın yarısı Kabil’e, yarısı Habil’e!
* * *
Fakat bu paylaşım, Âdem’in ilk oğlu olan Kabil’in hoşuna gitmemiş; hoşnutsuzluk çıkarmaya, zaman zaman kardeşiyle kavga etmeye başlamış.
Günlerden bir gün Kabil, ilerleyen yıllarda öldüreceği kardeşi ile bir kavgaya daha tutuşmuş; iki kardeş, birbirlerine vura vura, birbirlerinin boğazını sıka sıka yere düşmüşler, tam hudut taşının önünde, Kabil’in bölgesinde. Yerde yuvarlanırlarmış, o arada Kabil, ayağıyla, hudut taşını iteklermiş, birkaç metre daha toprak kazanmak için!
İşte Âdemoğlu, o gün bugündür, kavga eder, elinde olandan daha fazlasını istermiş!
* * *
Adana ile Mersin arasında yıllardır süren çekişme, gerilim, tartışma, birbirinin kuyusunu kazma huyu, Kabil ile Habil’in kavgasını anımsatır bana.
Koskoca Çukurova’yı, o bereketli toprakları pay etmiş iki şehrin, sahip olduklarının değerini bilmeden, birbirlerinin hakkına göz dikmesine şaşar kalırım.
Mersin’de bir gelişim adımı olsa Adana küplere biner, Adana’da bir gelişim adımı olsa Mersin küplere biner.
Tıpkı, Kabil’in, Dünya’nın yarısına sahipken bile birkaç metre toprak için hile yapması gibi, Adana ile Mersin’de, ellerindeki avantajlara bakmadan, hilenin hurdanın yolunu ararlar.
Bir havaalanı ya da bir bölge müdürlüğü ile kaderlerinin değişeceğine inanırlar!
* * *
Ama iki şehir arasındaki ‘pay kavgası’ gözleri o kadar kör etmiştir ki, etraflarında olan bitenin farkına bile varmazlar.
Bugün, Adana ile Mersin arasında, ekonomik açıdan ne fark var?
Adana mı daha zengin yoksa Mersin mi?
Yoksa ikisi de giderek yoksullaşıyor mu?
Peki sosyo kültürel gelişmişlik düzeyi açısından hangisi daha üstün?
Yoksa ikisi de hızla ‘büyük köylere’ mi dönüşüyor?
Peki, Adana’ya da, Mersin’e de yakın sayılacak iller ne âlemde? Bu iki ili hem ekonomik olarak hem sosyo kültürel gelişmişlik bakımından geride bırakmış, sollamış iller var mı, yok mu?
* * *
Üç beş gündür gazetelerde, televizyonlarda haberlere konu oluyor; Dünya Basketbol Şampiyonası’nın ev sahibi Türkiye, şampiyonayı 4 ilde yürütüyor.
Biri, malum İstanbul…
Biri, yine malum Ankara…
Biri, Kambersiz düğün olmaz hesabı, İzmir…
Dördüncüsü kim?
Kayseri!
* * *
Sormadan edemiyor insan; koskoca Adana ile Mersin’de, Dünya Basketbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak altyapı yok mu?
Yanıt peşinden geliyor:
-Yok!
Bugün burunlarından kıl aldırmayan, gelişmişlik ölçütlerinden söz açıldığı zaman birbirlerine bakan, ‘havaalanı niye orada, opera bale niye burada, bölge müdürlüğü niye orada’ gibi ‘taşra eşrafı’ tarzı tartışmalardan başka bir şey konuşmayan Adana ile Mersin, uluslar arası bir spor turnuvasına ev sahipliği yapacak altyapıya sahip değil!
Peki, bu iki şehir, böyle bir turnuvaya ev sahipliği yapabileceği inancına sahip mi?
Yok canım sende!
Bizimkiler ancak tartışmayı, lafebeliğini bilir; bir şehrin kalkınması için bir havaalanı ile üç beş bölge müdürlüğü kurulmasının yeterli olduğuna inanır; dünyada olan bitene bakma gereği duymaz.
Onun için, İstanbul, Ankara, İzmir’in yanına Kayseri eklenir ama Adana ile Mersin eklenmez!
İMECE





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


