Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
“Gelin başkalarına ait düşüncelerin savunucuları değil, kendi yeni kültürümüzün yaratıcıları olalım” sloganıyla 1992 yılından beri Mersin’de ve ülke genelinde oyunlarını sergileyen Merhaba Sanat Tiyatrosu yeni sezonda 3 oyunla sahnede olacak.
Merhaba Sanat Tiyatrosu’nu kuran, yüzlerce oyuncu yetiştiren ve Mersin’i Türkiye’ye tanıtan Ramazan Velieceoğlu ile Merhaba Sanat Tiyatrosu’nun yeni sezon çalışmalarını ve tiyatronun sorunlarını konuştuk.
-Bize tiyatroyu özetler misiniz?
Biz tiyatroculara göre tiyatronun yüzlerce tarifi var. Ama en iyi tabir; tiyatro, bir yaşam biçimidir. İnsanı, insanla insana anlatma sanatıdır. Tiyatro zaman geçtikçe yeniler kendini, bir devrimdir. Muhsin Ertuğrul, “Tiyatro salonları, büyüklerin medeniyeti öğrendikleri yerdir” demiştir.
-Merhaba Sanat Tiyatrosu’nun yeni sezon çalışmaları neler?
Merhaba Sanat Tiyatrosu turne yapan bir tiyatro topluluğu. Geçen sezon tüketemediğimiz Adil Okay’ın yazdığı ‘Karanlığın içinde aydınlık yüzler’ adlı oyunumuz, Ayla Çınaroğlu’nun yazdığı ‘Güneş doğunca sabah olunca’ adlı oyunumuz ve güldürü yönü ağır olan henüz tamamlamadığımız kolaj bir çalışmamızla bu sezon izleyicilerle buluşacağız. Bu oyunumuzu Mersin’in yanı sıra diğer il ve ilçelerimizde de sergileyeceğiz. 1 Eylül Dünya barış gününde Saat 18.30’da, Atatürk Parkı içerisinde bulunan Anfi Tiyatro’da ‘Barış’ temalı bir oyun sergileyeceğiz. Oyunun yanı sıra, şiir ve müzik dinletimiz olacak.
-Tiyatro yapan insan nasıl olmalıdır?
Tiyatro yapan insanlar kendilerine güvenen, içinde yaşadığı ülkeyi ve toplumu bilen, toplumdaki olayları yorumlayabilen, insanlardır. Tiyatrocular bu tiyatroda, tiyatro adamı olabilmeli. Bu nitelikleri taşımıyorsa hem tiyatroya hem de topluma zarar verir. Tiyatroyu yaparken, toplumu, toplumsal olayları, yaşam koşullarını, çevremizi, çok iyi değerlendirmeliyiz. Yönetmeninden ışıkçısına kadar, oynadığı oyunun ayrıntılarını bilmeli, izah etmelidir. İzleyicinin sorunları bilinmelidir, istedikleri bilinmelidir. Sanatçılar her zaman insanlardan bir adım önde olmalıdır. Bu nasıl olur yaşadığı yerin sorunlarını bilerek, gazetesini okuyarak televizyonunu izleyerek olur.
-Tiyatro izleyicisi nelere dikkat, oyunlar izleyiciye nasıl hitap etmelidir?
Tiyatro izleyicisi nasıl bir oyun izleyeceğini en başta bilmelidir. Malum gidip uyuyanda var. İzlediği oyunu eleştirmeli yeri geldiğinde memnuniyetini dile getirmelidir.
Tiyatro oyunları, sanatsal yönü olan, izleyici ile bütünleşen, eğlenceli yönü olabilmelidir. Seyirci potansiyeli değiştir, artık her şeye gülüyorlar. Neye güldüklerini de bilmiyorlar.
İnsan bir şey öğrendiğinde gülmelidir, mutlu olmalıdır. Bu anlamda tiyatro-izleyici ilişkisi üst düzeyde olmalıdır. Hem eğitmeli hem öğrenmelidir.
-Tiyatro ve şehir ilişkisi nasıl olmalıdır?
Tiyatro ve şehir ilişkisi konusuna değinirsek, bir şehirde kütüphane, tiyatro ve yeşil alan yoksa oraya şehir denmez. Yerel yönetimler, bu üç unsura özen göstermek zorundadır. Sorunları yakından takip etmelidir. En önemlisi, bir şehirde sanat çalışması yapabilecek alanlar kurulmalıdır. Buralarda çocuklar ücretsiz kurs almalı sanata yönelmelidir. Böylelikle önlenemeyen çocukların sokakta çalışma sorunu ortadan kalkar. Böylelikle çocuklar erken yaşta tiyatroyu sever ve aydın bir toplum oluşması sağlanır.
Tiyatro yerel basını mutlaka takip etmelidir. Basın da sanat alanlarına daha fazla yer vermelidir. Bir araya gelip sorunlar tartışılmalı, yeni projeler sunulmalıdır. Bu işbirliği hem tiyatroyu hem yerel basını güçlendirir.
-Tiyatro gerçekten bitiyor mu?
Herkesin dilinde bir ‘tiyatro bitiyor’ ifadesi var. Tabiî ki bunların nedenleri var. Nasıl ki futbol sanayileşiyorsa, tiyatro da sanayileşiyor. Bu sanayileşme sonucu, daha ayrıntılı daha teknolojik alt yapılı diziler, filmler oluşuyor. Tabi bu gelişmeler sonucu tiyatro arka planda kalmıştır. İnsanlar önüne ne gelirse izlemeye başlıyor. Ama bu asla tiyatronun yok olacağı anlamına gelmez. Nasıl ekonomi dalgalanıyor, bir düşüyor bir yükseliyorsa, tiyatroda bundan etkilenebiliyor. İşin bu yüzüne hiç dikkat edilmiyor. İnsanlık tarihinden bu yana tiyatro varsa, bundan sonrada yenilenerek devam edecektir. Halkın sahip çıkacağı, sürekli izleyeceği bir hale gelecektir. Yeter ki umutlar yıkılmasın.
-Sanatın gelişmemesinin en büyük nedenleri nelerdir?
Eğitim sistemimizde büyük bir hata var. Öğrencilerin yüzde 95’i kitap okumuyor, tiyatroya gitmiyor. Bu öğrencilerimiz ilerde bir kaymakam bir vali olduğunda ne oluyor, sanata uzak oluyor. Biz insanımıza değer vermediğimiz için sanatla ilgilenmiyoruz. Bu anlamda üniversite ile tiyatrolar arasında bağ kurulmalı, yerel yönetimler, tiyatrolar ve rektörlükler bu konuda işbirliği içinde olmalıdır. Gençlerin tiyatroya gitmemelerinin başında ailenin sanata yakın olmaması vardır. İnternette geçirilen fazla zaman vardır, tiyatronun, resmin, müziğin bilinmemesi vardır.
-Veliler çocuklarını neden sanata yönlendirmeli?
Bütün aileler çocuklarının ya içe kapanık ya da çok hiperaktif olduğunu söyler. İşte tiyatro bunların birini bastırırken birini aktif hala getirir. Çocukların ufkunu açar, daha iyi düşünmesini ve çevresini yorumlamasını sağlar. Bu işi iyi yapan yerler araştırılmalı, çocuklar buralara yönlendirilmelidir. Sanatla ilgilenen çocuklar, kendileriyle barışık, çevresiyle barışık bireyler olur. Düşünme gücü artar. Diğer çocuklar dersi 5 kere okuyarak anlarken, bu çocuklar bir kerede anlayacaktır.
İMECE





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


