Aynı mahallenin çocukları

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

SALİM TURGUT YAZIYOR ...

Anayasa oylamasının tartışıldığı şu günlerde ‘sol’da bir kırılma oldu. Dün aynı kulvarda olanlar bugün üç ayrı kulvarda yürüyorlar. Kendilerini farklı şekilde ifade edenler bir birlerine karşı kullandıkları dili de hızla sertleştirdiler.


Sertlik ilerde onarılmaz yaralara yol açmaması ve birbirimize karşı kullanacağımız dili yumuşatmak için Mersin’de bir form düzenledik.  Mersin 78’liler Derneği olarak ‘Sol anayasa referandumunu tartışıyor’ konu başlığıyla düzenlediğimiz forma siyasi parti, örgüt, demokratik kitle örgütleri ve bireyler katılarak kendi düşüncelerini özgürce sundular. Yaklaşık 4 saat süren forumu Mersin 78’liler Derneği eski başkanı Ethem Dinçer yönetti.  Ethem Dinçer’in giriş konuşmasının ardından ben 12 Eylül anayasasını ve yeni anayasa taslağını karşılaştırmalı olarak ele alan bir sunum yaptım. 12 Eylül anayasasında ne çıkartılmış yeni taslakta ne eklenmiş madde madde incelemeye çalıştım. Sunumun ardından salonda bulunan partiler, örgütler, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve bireyler kendi görüşlerini ifade ettiler.


Forum öncesi sertleşen sol için dilin yerine forumda esnasında genel anlamda dilde bir yumuşamanın olduğunu gözlemledim. Sertliğin ve yumuşamanın temelinde tamamen birbirimizi anlamama mantığının yattığını gözlemledim.


Solda saflaşmaya neden olan anayasa değişikliğinin neleri kapsadığını kavramadan, bu değişikliği tartışmadan, alternatif metinler ortaya koymadan ‘Evet, Hayır ve Boykot’ saflarında yerimizi almamız hiçbir şeyi ifade etmeyecektir.


 Her kes durduğu ve dünyayı algılayış tarzına göre ‘Hayır, Evet ve Boykot’ diyor. Boykot, evet ve hayır’ın gerekçeleri ideolojik olarak bir birine karşıt olmasına rağmen sol’daki evet, hayır ve boykot gerekçeleri birbirine çok yakın. Bir arkadaş saydığı gerekçelerle hayır derken diğer bir arkadaş aynı gerekçele evet, bir başka arkadaş ise aynı gerekçelerle boykot diyebiliyor. O zaman burada sorgulanması gereken bir mantık olduğunu düşünüyorum. 12 Eylül bizleri o kadar farklı noktalara savurmuş ki aynı gerekçelerle üç ayrı duruş sergileyebiliyoruz. Acı olan taraf bu. 12 Eylül’ün sola vurduğu en önemli darbe bu olsa gerek.


Solda kastlaşmalara neden olmasına rağmen hala birçoğumuzun değişikliklerin neleri kapsadığını gerçek anlamıyla tam bildiği söylenemez. Anayasa değişikliği ile ilgili olarak 2007’de tartışmalar başladığında 78’liler derneğinde  ‘anayasa üzerine tartışmalar ve alternatif anayasa taslağı üzerine çalışmalar yürütmeliyiz, geçici 15.maddenin kaldırılarak darbecilerin yargılanması bizim en önemli propaganda aracımızdır bunu değerlendirelim’ dedik ama bu süreci yaşama geçirmedik. Sistemin bize vermiş olduğu en önemli propaganda malzemesini ı mevcut hükümet aldı ve bize karşı kullanıyor.


Bu referandumun 12 Eylül’ün 30. yıl dönümüne denk düşmesi de tarihin bir cilvesi olsa gerek. 78’liler olarak 10 yıldır ‘geçici 15. Madde kaldırılsın darbeciler yargılansın’ sloganı ile etkinlikler yaptık. Her 12 Eylül’de de miting ve benzeri eylemler düzenledik. Bu yıl ise 12 Eylül protestosunu referandumda ki  –oyumuzun rengi ne olursa olsun- ortaya koyacağımız tavırla yapacağız.


12 Eylül’de toplam 27 maddede yapılan değişiklikleri oylayacağız. Bu maddeler de öz olarak bir değişiklik yok. Bazı maddelerde bazı fıkralar çıkartılarak yeni fıkralar eklenmiş yada bazı maddelerdeki fıkralara açıklık getirilmiş.


Bu maddelerden bir  geçici madde tamamen kaldırılıyor, yeni anayasanın yürürlüğe girme sürecinde iki geçici madde ve birde yürürlük maddesi var. Böyle olunca geçicileri saymazsak aslında 23 maddeyi oylamış olacağız.


Bu maddeler ; 10, 20, 23, 41, 51, 53, 54, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156, 157, 159, 166, Geçici 15 Madde, Geçici 18. Madde, Geçici 19. Madde ve 26.Madde.


Geçici ve yürürlük maddesi ile toplam 27 madde olmasına karşın bu maddeleri kişi hak ve özgürlükleri, sendikalar ve memurlar hakkında düzenleme, geçici 15.maddenin kaldırılması ve darbecilerin yargılanmasının yolunun açılması, askeri yargıda düzenleme, hakimler ve savcılar yüksek kurulu ve anayasa mahkemesine ilişkin değişiklikler olarak sınıflayabiliriz.


Son bir aydır siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi arasında kıyametin kopmasına neden olan bu değişiklikler toplumda bu kadar gerginliğe neden olacak düzeyde olmadığını taslağı incelediğimizde görürüz.

Burjuva partilerinin kendi içinde sertleşen kavgasına sol’dan da yoğun bir desteğin gelerek solun farklı kulvarlara bölünmüş olması da tehlikeli bir süreci gösteriyor.


İncelediğim kadarıyla bu değişiklikler için referanduma gitmenin hiçbir anlamı yok. Çünkü referanduma götüren anayasa mahkemesinin kararı tırnak içine alınmış birkaç cümle yüzündendir. Eğer anayasa mahkemesi bu cümleleri iptal etmemiş olsaydı 12. Eylül’de de referanduma gitmeyecektik.


Değişiklikleri olumlu yada olumsuz olarak abartmanın da safları germeninin de anlamı yok. Çünkü bizler bugün 3 ayrı kulvara bölünmüş olsak da aynı mahallenin çocuklarıyız. Fırtına geçtikten sonra aynı mahallede, başka mahallenin çocuklarına karşı aynı saflarda yer almaya devam edeceğiz.  Referandum sürecinde farklı kulvarlarda olsak ta, referandum sonrası bir çok toplumsal olaylara karşı birlikte kol kola yürüyeceğiz.

Kullandığımız dille yarın onarılmaz yaralar açmamalıyız. Sol  içi dili ve söylemlerimizi yumuşatarak birilerinin gündeminin çevresinde kavga etmek yerine kendi dilimizle, kendi kültürümüzle kendi gündemimiz etrafında mücadeleyi birlikte yürütmeliyiz.


30 Ağustos 2010 / Mersin

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam