Sadece Haliç'iniz değil, ülkeniz kokuyor

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

Ne kötü kokan Haliç ilgi alanımızdadır ne o kokuya rağmen orada bulunmakta olan Simonlar. Ne “Haliç’in Simonları”nı kendimize dert ederiz ne de “Haliç’in Simonları” kitabının ülkeye bomba gibi düşmesini. Haliç pis kokabilir, birileri bu kokuya aldırmayabilir; polisteki kötü kokuları ve emniyetteki cemaat örgütlenmesini birileri çıkıp deşifre edebilir. Bunu, kadıyı kadıya şikâyet gibi algılayan da çıkabilir; malumun ilanı olduğunu söyleyen de. Ne Hanefi Avcı’nın “av” olup olmadığıyla ilgiliyiz ne de Avcı’nın vakti zamanında cemaatçi tanındığı, 28 Şubat sürecinde kızağa çekildiği, son dönemde cemaatle yaşadığı çelişki nedeniyle daha önce hazırlamış olduğu ifşaatlarını kamuoyuyla paylaştığı iddialarıyla.

Biz Ali Uygur’la ilgiliyiz; işkencede katledilenlerle, sessiz sedasız gömülenlerle, kimsesizler mezarlığında yatanlarla. Biz Ali Uygur’a işkence yapanların kim olduğunu soruyoruz. Sorumlular kimdir, bilgilendirilmek istiyoruz. Kim emir vermiştir, kim uygulamıştır, Ali Uygur’u kimsesizler mezarlığına kim götürmüştür, kim götürülmesini emretmiştir, bunları merak ediyoruz.

Yoksa biz zaten biliyoruz, Haliç’inizin çoktan koktuğunu, kokunun tüm ülkeye yayıldığını, buna aldırmayanlar olduğunu, ancak çıkar çatışması baş gösterdiğinde birilerinin itiraflara başladığını.

Biz Devrimci Yol’cu, Gazi Der’li, Mersin emniyetinde işkencede öldürülen Ali Uygur’u soruyoruz size. Soruyor ve hatırlatıyoruz. Bu ülkenin nasıl koktuğunu anlamanızı sağlayacak belki de bu hatırlatmamız. Belki de başbakan, 12 Eylül’den hesap sorma teranesini tekrarladığında sinirleriniz daha çok bozulacak; çaresizlikten tırnaklarınızı yerken bulacaksınız kendinizi. Çünkü bileceksiniz ki, sadece Haliç’i kokmuyor bu ülkenin, kendisi kokuyor. Bileceksiniz ki bugün ekranlarda boy gösterenlerin pek çoğu kokuya aldırmayanlardan oluşuyor.

Biz Dev Genç’li Ali Uygur’u hatırlıyoruz, öğretmen Ali Uygur’u, ne zaman Hanefi Avcı’nın adı geçse gazetelerde. Hatırlıyor ve hatırlatıyoruz birbirimize.

"Bu ayakkabının sahibini tanıyor musun?" diyen komiserin sesi kulaklarımızda çınlıyor her seferinde. Bunun bir soru değil, açıktan tehdit olduğunun farkındayız. Soru olsa yanıtı beklenir değil mi. Soru olmadığı için devam ediyor komiser: "Ali Uygur'un ayakkabısı bunlar, o öldü, ayakkabıları kaldı. Ayakkabılarının burada kalmasını istemiyorsan, Ali gibi olmak istemiyorsan konuşacaksın." İşkenceyi hatırlıyoruz. Ali Uygur’un işkencede öldürülmesinin arkadaşlarına karşı tehdit olarak kullanıldığını unutamıyoruz. Komiser tehdit ediyor, işkencede kalırsınız, tıpkı Ali Uygur gibi, tıpkı onun gibi kimsesizler mezarlığına atılırsınız. Ölümünüzle ilgili resmi açıklama da hazırdır zaten: “Yer gösterme sırasında kaçmaya kalkıştı” diye yazılır saman kâğıt üzerine.

Biz işkencede öldürülen öğretmen Ali Uygur’u anlatıyoruz birbirimize. Hani şu, Mersin-Adana tren yolculuğu sırasında gözaltına alınıp işkencede öldürülen ve sonra ailesinin ısrarlı takibiyle kimsesizler mezarlığında bulunan kardeşimizi. Sonra, işkence dosyasının 12 Eylül’de nasıl da sumen altı edildiğini hatırlıyoruz.

Hanefi Avcı ne zaman ekrana çıksa ağrımıza gidiyor; 12 Eylül’den hesap sormaktan söz eden Simonların demokrasi havarisi kesilmesini görmek değil de, asıl Ali Uygur’un kimi eski arkadaşlarının buna inanması canımızı acıtıyor.

‘Kimdi o komiser’ diye sorulmasını bekliyoruz. “Bu ayakkabının sahibini tanıyor musun” diye bas bas bağıran komiser kimdi? Herkes biliyor aslında, herkes biliyor ve susuyor. O komiserin Hanefi Avcı olduğunu bilmeyen yok ama kimse yazmıyor, devrimciler dışında.

Başbakan bilmiyor olabilir mi, Avcı’yı Eskişehir emniyetine atarken. Hani şu, 12 Eylül’den hesap soracağını iddia eden başbakan.

Yayınladığı kitap tartışılmaya başladığından bu yana bir satır, bir cümle bekliyoruz; o komiserin bu emniyet müdürü olduğu ilan edilsin diye…

İnönü Alpat / sendika.org

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam