Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
MÜNEVVER ÖZGENÇ YAZIYOR...
Gerçek şu ki, referandum sürecinde yaşanmakta olanlar akıl sağlığı yönünden tuhaf vatandaşlara dönüştürdü bizleri. Kendi adıma, bugünlerde yığınla sözcük, şarkı sözü, nakarat, misal usumda, dilimde dört dönüyor.
Yıllar önce Alpay’dan dinlediğimiz doyumsuz bir ayrılık şarkısı vardı örneğin. (unutulmaz Eylül’de gel parçası değil) O yıllardan bu yana belki de hiç dinlememişim. Ortada hasret- ayrılık ta yokken, ansızın zihnime takılıverdi.
İlle de bir dizesi kurtulamadığım; / adım adım (*) diye başlayan
Otuz yıl önce üzerimize çöken bir karabasan düzeninde sinsice boy verip, sekiz yıldan bu yana da açıktan ülkemizi adım adım karanlığa çeken gerici- uğursuz serüvenin en keskin ve son dönemecindeyiz şimdi.
Referanduma yakın, dilime dolanan şarkıyı şimdi “Evet’in arkasında karanlıklar” diye dillendirmek geliyor içimden.
İki dizesini ise inadına tersinden okuyup geçiyorum;
Dermanım çok,
Umudum çok!
Ne garip ülkeyiz;
12 Eylül 1980 faşist darbesinin getirip dayattığı baskı ve yılgı ortamından hiç gocunmayan, büyük kesimi ile duyarsız kalan, bunca yıldır gözü, dili, bilinci, vicdanı bağlanmış halde uyutulup- uyuyan, hesap sormayan, hak aramayan, kabuğuna çekilen,
Tek sözcükle unutan bir toplumdan aynı 12 Eylül’de çekilen acılar üzerinden yürütülen anayasa değişikliği oylamasında, referandum sandığından evet çıkmasından ciddi ciddi kaygılanıyoruz.
Meğer ne hevesliymişiz hesap sormaya (!).
12 Eylül’den beslenenler,
12 Eylül’de yükselenler.
12 Eylül’de dönenler,
12 Eylül’de sinenler,
Yerli yersiz- asılsız ihbarlarla devrimci – yurtsever solcuları yerinden yurdundan, işinden gücünden, canından edenler kim bilir nerelerde ne yaman birer darbe karşıtı şimdi. En çok ta bu gücüme gidiyor.
Aldatmaca, yalan ve sahte gözyaşları ile her gün bir meydanda demokrasimizin nasıl gelişip zenginleşeceği, yeni yeni hak ve özgürlüklerle donanacağı, darbe ve darbecilerle yüzleşileceği yolunda olmadık demokrasi masalları anlatılmakta halka.
Televizyon programlarında, kürsülerde, alanlarda, her ağızdan bin ses çıkıyor.
Hele birisi var ki;
Sabah akşam evimizin içinde,
Gözümüze baka baka
Kulağımızın dibinde…
Sözcükleri buz
Düşüncesi geri
Hedefi uçurum
Yönü karanlık
Kadına düşman
Büyüğüm olsa ardından gitmem
Akrabam olsa sözüne kanmam
Sokağımda otursa yüzüne bakmam
Tanışım olsa merhaba demem
Ne ki başımızda,
Gözünde torunlarımın geleceği
Elinde çocuklarımın bugünü
Dilinde geçmişimiz…
Yani, insanlık için güzel günlere inanan, emperyalizmin azgın çarklarına Hayır dediği için, ülkesi ve inandığı değerler uğruna bedel ödeyen en soylu, en onurlu kuşağın baş eğmeyen en güzel çocukları…
(*) adım adım yaklaşıyor ayrılıklar (Dağların arkasında yar)





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


