Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
ABİDİN YAĞMUR YAZIYOR ...
Türkiye’de şehirler, özellikle bazı büyük illerin gölgesinde kalmış şehirler, ‘toplu halde adam yerine konulmanın’ iki şeyden geçtiğine inanırlar: Birisi Süper Lig’de bir futbol takımıyla temsil edilmek, birisi de havaalanı.
* * *
Anadolu’nun doğusunda, ortasında, güneyinde, kuzeyinde yer alan onlarca şehir Süper Lig’e futbol takımı gönderememenin ezikliğini yaşıyor senelerdir; Süper Lig ise 13 şehrin takımlarından kurulu, 5 takım İstanbul’dan, 2 takım Ankara’dan, 1 takım İzmir’den…
Geriye kalan iller ne yapsınlar, ‘toplu halde adam yerine konulmak’ için havaalanı sevdasına kaptırıyorlar kendilerini; sanıyorlar ki havaalanına sahip olurlarsa, büyüyecekler, gelişecekler, herkes onlara gıpta edecek.
* * *
Ankara’nın uluslar arası havalimanından, Erzurum havaalanına uçtuğum bir gün, küçücük, nohut oda, bakla sofa evler gibi mütevazı Erzurum havaalanına bakıp şöyle sormuştum kendime:
-Neden her ile havaalanı yapılır ki?
Bir süre sonra, yine Ankara havalimanından Ağrı havaalanına uçmuştum; 200 metrakare kapalı alana sahip, kar yağdı mı uçak inmeyen Ağrı havaalanına. O zaman da şöyle sormuştum kendi kendime:
-Neden büyük ölçekli, geniş, uzun vadeli bölgesel havaalanı yapılmaz da, böyle gecekondu gibi havaalanları yapılır?
Acaba Ağrılılar, ‘Biz senelerce Süper Lig’e takım gönderemeyiz, bari havaalanımız olsun’ diye düşünmüş olabilirler miydi?
* * *
Erzurum’un iyi kötü bir havaalanı var, Ağrı’nın gecekondu havaalanı var, ama daha beterleri de var!
Vaktiyle, bir kamyona binip Orta Anadolu illerini gezmiştim. Sonsuzluk hissi veren, sararmış buğday başaklarının deniz gibi dalgalandığı düz arazide, renksiz, ekinsiz bir yer çarpmıştı gözüme. Kamyoncuya sormuştum orası nedir diye. Kamyoncu da ‘Havaalanı olacakmış’ demişti. Günün birinde politikacılar gelmişler oraya ‘burada havaalanı kurulacak’ demişler, köylüler de inanmışlar, hatta muhtar tabela bile dikmiş, gelen giden olmayınca, tahta tabelaya beyaz kireçle yazılmış, bilmem ne köyü havaalanı yazısı da güneşte kurumuş, silinmiş…
* * *
O gariban köylülerin, politikacıların ‘havaalanı yapacağız’ yalanıyla oyalanmasından bu yana kaç sene geçti kim bilir; ama hâlâ aynı yalanın, aynı oyalama sözlerinin değeri var politika piyasasında.
Üstelik, öyle fukara köylüler filan değil, koca koca şehirler, o şehirlerin pek akıllı, pek muhterem ‘ileri gelenleri’, ‘akıl daneleri’ de inanıyorlar, politika esnafının, ‘havaalanı yapacağız’ yalanlarına.
* * *
İşte bizim Mersin; hesapta akıllı, girişimci, dünyayı okuyabilen, üstün insanların ‘yönetimde’ olduğu, sözlerinin dinlendiği Mersin, nasıl da kandırıldı politikacılarca!
Devletin, senelerce tarım yatırımı yaptığı, su getirdiği, destekleme primi verdiği verimli tarım arazisinin üzerine, politikacılar istedi, Mersinliler istedi diye havaalanı yapılması akla mantığa uygun muydu? Devlet kurumlarından biri karşı çıkmayacak mıydı buna?
Bunları düşünmediler akıllı, girişimci, dünyayı okuyabilen, üstün insanlar, hükümet ne dediyse inandılar, alkışladılar; havaalanının başka yerde yapılmasını istemeyi de akıllarına getirmediler. Böylece, tereyağı ile bal sürdüler, zaten Mersin’e havaalanı yapmak istemeyen hükümete…
* * *
Şimdi, Mersinliler kırgın, şaşkın, bazen kızgın. Kimileri, havaalanı projesini engelledi diye Adanalılara kızıyor, kimi tarım arazilerini savundu diye Devlet Su İşlerine kızıyor.
Ama ne hikmetse hiç kimse, hükümetin Mersin’i bir Şark kurnazlığıyla aldattığını, oyaladığını söyleyemiyor.
Hükümet böylece, bir taşla iki kuş vurmuş oluyor. Hem Mersin’e havaalanı yapmayıp bu vaadi zamana yayarak, koca bir şehrin, kalın enseli adamlarının ağzının içine bakmasını sağlıyor hem de Adana’da ve Mersin’de ‘hazır kıta’ oylarını koruyor.
* * *
Varsın Mersinliler, havaalanını engelledi diye, Devlet Su İşleri Genel Müdürüne kızsınlar?
Devlet Su İşleri Genel Müdürü seçimle belirlenmiyor ya…
* * *
Bizim Mersin’in, havaalanı meselesinde, politikacılarca aldatılması da bir garip oldu. Bugüne kadar politikacılar, ya iyi kötü bir havaalanı yaparak ya da boş bir araziye tabela dikerek aldatıyorlardı halkı. Mersin’i aldatmak için, bir tabela bile dikmediler! En azından bir tabela dikselerdi, yalandan bir temel atma töreni yapsalardı, daha çok yakışırdı Mersin’in şanına…
Neyse…
* * *
‘Toplu halde adam yerine konulmak’ için Süper Lig’e futbol takımı göndermeye ya da havaalanına sahip olmaya çalışan onlarca taşra şehrinden Mersin’in ne farkı var sizce.
Süper Lig’deki 18 takımdan 10’u İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Kayseri temsilcisi. Türkiye’nin uluslar arası havalimanları da bu 5 şehirde.
Şu halde bizim Mersin, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Kayseri ile mi aynı sınıfta yoksa hem iyi kötü havaalanı olan hem de Süper Lig’de takımı olan Sivas ile mi aynı sınıfta.
Yoksa daha alt sınıflarda mı Mersin?
* * *
Ziya Paşa’nın, ‘Bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkündür’ diye bir dizesi var.
Acaba Ziya Paşa, günümüzde yaşasaydı, Mersin’in havaalanı sevdasının, eşi benzeri görülmemiş bir Şark kurnazlığıyla engellenmesine, politikacıların, hükümetin bu kurnazlığı karşısında Mersin’in ‘gaflet’ içinde olmasını nasıl değerlendirirdi. ‘Bu kadar çaresizlik ancak zenginlik ile mümkündür’ der miydi?
Baksanıza, Türkiye’nin en zengin şehirlerinden biri Mersin; ama ne bir havaalanı var, ne bir Süper Lig takımı…
Hepsinden geçtim, bir havaalanı tabelası bile yok!
imece





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


