Mersin'in yeni kenar mahalleleri

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

ABİDİN YAĞMUR YAZIYOR ...

Doğu’da Tarsus sınırından Batı’da Tece’ye, kıyı şeridinden Kuzey’de Gözne’ye kadar uzanan kocaman bir alan; o alana yayılmış onlarca mahalle, onlarca köy, binlerce sokak ve cadde; o mahallelerde, köylerde, sokaklarda, caddelerde yaşayıp giden, her biri ayrı bir öykünün kahramanı bir milyona yakın insan…
Devletin resmi kayıtlarına, vatandaşa gönderilen kâğıtlara göre hepsi şehrin içinde, hepsi şehirli…
Muhabirimiz Serdar Kocapınar’ın, yoğun bir beyin ve beden emeğiyle hazırladığı yazı dizisine göre ise, kimi köylü, kimi şehirli…
* * *
Günlerdir Mersin’in kenar mahallelerini, kenar mahallerin ötesindeki köyleri dolaşıyor Serdar. Nacarlı’dan Adanalıoğlu’na, Kazanlı’dan Bağcılar’a gezip duruyor, o yerlerde yaşayanlarla konuşuyor, dinlediklerini, gördüklerini yazıyor.
Onun yazdıklarından öğreniyoruz, Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde olup da okulu olmayan, sağlık ocağı olmayan, kanalizasyon sistemi olmayan, asfalt yolu olmayan; belediye otobüsü uğramayan mahalleleri.
* * *
Üç beş yıl önce bendeniz de, çiftçilerinin sorunlarını yerinde dinlemek için birkaç köye gitmiştim. O zamanlar köy olan, sonradan mahalleye dönüştürülen birkaç yerde, şalvarlı, kasketli; çoğu ilkokul mezunu köylülerle sohbet etmiş, ekseriyetle onları dinlemiştim.
O sohbetler sırasında, hakir görülen köylülerin, aslında Türkiye’de ve dünyada olup bitenleri anında kavramalarını sağlayan ince bir zekâya sahip olduğunu görmüştüm.
Hepsi, ağızbirliği etmişçesine, hükümetin, AB yolunda, kırsal nüfusu düşürmek için köyleri gözden çıkardığını, merkeze yakın köylerin şehirlere katılabileceğini anlatıyorlardı.
Haklı çıktıklarını gördüm zaman içinde.
Gerçekten de hükümet, tarımdan başka geçim kaynakları olmayan onlarca köyü, bir gecede mahalleye dönüştürüvermişti; gece köylü olarak uyuyanlar, sabah şehirli olarak kalkmışlardı!
* * *
Tam bir Şark kafası projesi sergilendi o dönemde. Binlerce insan, yaşadıkları köylerde, üretim biçimlerinde, yaşam seviyelerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan, kâğıt üzerinde, şehirli yapıldı!
* * *
Tarımla geçinen, şehir yaşamıyla ilgisi olmayan köylerin, kâğıt üzerinde şehirlere bağlanması kurnazlığı, aradan üç beş yıl geçmeden iflas etti işte.
Adları mahalleye dönüştürülen köylerde yaşayanlara, ne belediyeler ne de merkezi idare, şehrin nimetlerini götürdü.
Bırakın şehrin nimetlerini göndermeyi, çoğu yerde sahipsiz kaldı üretici köylü. Şimdi, ne belediyeler sahip çıkıyor üretici köylülere, ne de köylerle ilgili merkezi idare kuruluşları…
* * *
Serdar’ın gezip gördüğü kimi köylerde muhtarlar, hizmet getirmeyen Büyükşehir Belediyesi’ni şöyle eleştirmişler:
-Madem bizden de vergi alınıyor! Pozcu’daki hizmetler bize de yapılsın!
Muhtarların Pozcu derken kastettikleri belli bir mahalle değil elbette; belediyenin milyonlarca lira döktüğü Adnan Menderes Bulvarı ile Forum Mersin’in ışıltılı dünyasına göndermekte yapmaktalar…
Çünkü onlar da çok iyi biliyorlar ki, kendileri akşam hava karardığında, kâğıt üzerinde bağlı oldukları Mersin’e, yani şehre inemezler ama günün her saatinde şehre inen, Adnan Menderes Bulvarı’nı, Forum Mersin’i gezebilenler var!
Onlar da Mersinli, onlar da Mersinli!
* * *
Acaba bizim belediyelerimizi yönetenler aynı şehirde yaşayanların, aynı nimetlerden faydalanmasının, en temel insan haklarından biri olduğunu biliyorlar mı?
Yoksa evli evine, köylü köyüne, herkes kendi dengine mi diyorlar?
* * *
Zenginlerin dünyası, zenginlerin sistemi, bir çok alanda olduğu gibi, şehir yaşamında da eşitsizlikler doğuruyor; bir şehirde yaşayan insanlarının tümünün, şehrin tüm nimetlerinden eşit oranda faydalanması engeleniyor, böylece ‘gettolar’, alaturka deyimiyle kenar mahalleler oluşuyor.
Mersin’de öteden beri ‘gettolaşma’, kenar mahalle-merkez ayrımı vardı; köyler mahalleye dönüştürülünce o ‘gettolaşmaya’, yenileri eklenmiş oldu.
* * *
İşin daha gülünç yanı, bu süreç, yani yeni kenar mahallelerin oluşması, göçler sonucunda gerçekleşmedi. Devlet, yerleşik hayat yaşayan, kendi çapında üretim yapan köyleri, oldukları yerde ‘kenar mahalleye’ dönüştürdü; belediyeler de bir yanda ışıltılı kentler yaratırken diğer yanda virane mahalleler yaratarak bu sürecin üzerine gümüş tüy dikti!
Daha da gülüncü var…
Köylerin tüzel kişiliğini kaldırma, mal varlıklarına el koyma, köylülerin üretim yapmasını zorlaştırma işini, köylülere hiç danışmadan yapan parti; kendisinden başka herkesi ‘tepeden inmeci’ diye eleştiren, ‘yeter söz milletin’ diye nutuklar çeken bir parti…
* * *
Bir yanda Avrupalı, modern, alaturka deyimiyle ‘asri’ Mersin, bir yanda ‘köylü’ Mersin. ‘Asri’ Mersin doymak bilmez, keyfine düşkün; ortak sofradaki yemekleri yedikçe iştahı kabarıyor. ‘Köylü’ Mersin daha kalender. Bir dost, bir post dileyen derviş misali, ‘Yoluma asfalt, mahalleme otobüs, yeter’ diyor.
Diyor ama…
Görünen o ki, belediyeler de, merkezi idare de pek kulak asmıyor…

imece

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam