EMPERYALİST KÜLTÜRÜN UZANTISI 'ARABESK' VE 'BURJUVA YAVŞAKLIĞI'

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

‘Macun’ koro kemanlar,
hiç değişmemeye yemin etmiş bir ‘(k)org’ ritmi,
edebi enkaz seviyesindeki sözler,
‘ha ağladı ha ağlayacak’ vokal üslubu…
Bütün suç ya zalim sevgilinin ya da Allahın…
Olan biten her şey kader, irade dışı, bize düşense tevekkül etmek!


Kültürel virüs

Yukarıda sıraladıklarım, yani ‘arabesk’ denilince bilinç üstünden hemencecik dökülüverenler, elbette kavramı sırtlamakta epeyce eksik kalan ve yanlışlara gebe bir tanımlamaya yol açıyor.

Çünkü arabesk, bir ‘müzik türü’nden çok daha fazlasıdır. Arabesk, toplumun yaşamına ve sanatına, yani daha kestirme bir ifadeyle kültürüne bulaştı ve tam anlamıyla bir ‘kültürel virüs’ ya da ‘öfke sibobu’ ya da ‘pusulasızlaştırma aracı’ işlevleri görüyor.

Karşı-devrimci bir üslup

Arabesk, karşı-devrimci bir üsluptur, bir afyon kültürüdür. Uluslarüstü sömürü çarkının çarkçıları – ‘Emperyalistler’ diyoruz kısaca –, sömürü düzeneklerini kurarken, ‘üstyapı’ kurumu diye nitelendirilen kültür ile ilgili de titiz çalışmalar yaparlar. Mesela CIA, çok alternatif görülen bir sanat akımının öncüllerini finanse ediyor olabilir!

MOLA:
RESMİ İDEOLOJİ ELEŞTİRİSİNİN ORGAZMINI AŞAMAMAK


Resmi ideoloji eleştirisini aşamamış, bu eleştiri üzerinden kendi gerici ideolojilerini meşrulaştırmayı ihmal etmeyen kalemşörlere göre arabesk masum bir müzik türü ve hatta ‘devlet zulmüne rağmen’ halkın yaşattığı bir alt kültür!

Arabesk, özgün bir kent kültürü imiş!

Halkın devlete rağmen yaşattığı bir müzik imiş!

Melez, masum bir müzik türü imiş!

Marksistler buzağı arıyormuş karıncanın altında!

Özellikle 80 öncesinde devletin arabeske karşı çok katı olduğu, bu türü hiçe saydığı ifade edilir. Peki, muhalif yönetmenler film çekmek için para bulamaz, akıl almaz kovalamacalar yaşarken, bu kadar arabesk film nasıl çekildi acaba[1]? Arabesk şarkı söylediği, film çektiği için baskıya maruz kalan, gözaltına alınan, yargılanan, tutuklanan bir şarkıcı gösterilebilir mi? Müsaade… Cevap: Hayır!

Uyuşturucu satmak da yasak ve hatta devletin buna karşı mücadele verdiği masalını da okuyoruz kuşe kâğıda basılı yalan metinlerde. Biliyoruz ki, köşe başlarında öfkeli gençliğin panzehiri olarak uyuşturucular satılıyor, bu işin tacirleri ile devletin üst kademelerindekilerin ‘tamamen duygusal (!)’ bir bağı var ve bu, gençlerin içindeki ‘muhalif’ öfkeyi kırmak, sönük ve ‘bağımlı’ bir gençlik yaratmak için planlı olarak uygulanıyor. İstanbul, Mersin, Adana’da bir sürü mahalle var böyle!

DEVAM:
HALK KÜLTÜRÜ DEĞİL AMA KİTLE KÜLTÜRÜ OLARAK ARABESK



1980 darbesinden sonraysa arabesk üretimler tavan yaptı. Arabesk, diğer müzik türlerine de bulaştı. Sıkça karşılaşıldığı üzere arabesk, pop müziğe de, rock müziğe de ve bunun yanı sıra edebiyata da, şiire de, sinemaya da; tekrara düşmek pahasına yinelemek istiyorum, ‘kültüre dair ne varsa’ hepsine sızdı. Dolayısıyla arabesk bu toplumun ‘gerçekliği’ oldu. Rasyonel olmaması, dayatma olması, ilerici kültürel değerlerin karşısında bir emperyalist kültür projesi uyarınca durabilmesi, bir an önce kazınması gerekliliği, bu gerçekliğin tespitinin önünde engel değil. Bu önemli. Elde kalsın.

5 vakit ezan yerine 5 vakit Çav Bella okunsaydı…

Arabesk, ideolojik bir üsluptur. Yığınlar çok sevdiklerini zannedebilir. Yığınlar, kendilerine ne dayatılırsa onu severler maalesef! 5 vakit ezan verirsen hacı-hoca kıvamına gelir millet, 5 vakit ‘Çav Bella’ okunsaydı iş biraz değişebilirdi.  Çünkü yığınlar, her vakit kulaklarına – zorla – hangi müzik veriliyorsa onu severler. Daimi bir Stockholm Sendromu yani!

Bunun farkında olan birileri vardır; Freddy’nin döngüsünden çıkmak isteyen ve aklına davranan, onlar istifin içinden çıkar artık. Topluluğun içindedir mecburen ama ‘yığın üyesi’ değildir. Zaten sanatın eğitsel işlevi de karşılığını, ‘kitleden örgütlü bireyler toplamına’ doğru olan bu yolculukta bulur.

Bu gayenin gerçekle tanışabilmesi için yöntem açık; şu anda bir avuç zenginin elinde bulunan sanat, en geniş kalabalıklara yayılacak. Yoksul çoğunluk sanatın öznesi olacak – Maslow’u atlamıyoruz tabi ki! –.

İktidara notaları doğrulttuğunuzda teslim olur mu?

Toplumsal değişim-dönüşümü isteyen ve bunun gerçekle flörtüne katkı sunmak anlamında samimi olanlar bu doğrultuda üretime geçecek. Yani konser salonlarından, ‘halk’ın eğilimi tahlil edilemez. Megaloman küsmelerle de olmaz bu iş. Olur, da komik olur!

Rantçı Arabeskçiler

Fazıl Say’ın burjuva çıkışı, en çok da eleştirinin muhataplarının işine yaradı. Her biri yeniden ekranlara fırladı, ‘Fazıl’a inat arabesk geceleri’ filan yapıyorlar[2]. Bu böyle gider.

Fazıl Say’ın burjuva yavşaklığı

Fazıl Say kitleleri suçluyor, peki o kitlenin özneleşme süreçlerine, arabesk çeşnili olmayan müzikleri yayma süreçlerine nasıl destek oluyor caba? Elitist müzik festivallerindeki fahiş fiyatlı ‘şehir-dışı’ konserleriyle mi? Hani halk konserleri? Hani sanat eğitimi birimleri? Yine ben cevaplayayım: Yok!

Yani Fazıl Say, öznesini yanlış tarif ettiği arabesk yavşaklığının yerine kendi burjuva yavşaklığını sorgulama ki, sanat iktidarın kalelerinde gedikler açabilsin.


[1] Gelişim Sinema Dergisi'nin 1985 Ocak ayında yayımladığı veriler, bu gerçeği gösterir: 1979 yılında çekilen 195 filmden 19 tanesi arabesk iken 1980 yılında çekilen 68 filmden 27 tanesi arabesktir. Yani 1979'da %9,7 olan arabesk film oranı, ertesi yıl 9,7’ye fırlamıştır. 1981'de çekilen 72 filmin 33 tanesi de arabesktir. Yani oran E,8 olmuştur.
[2] Sibel Can, “Fazıl Say’a inat” arabesk gecesi yapacağını. Müslüm Gürses ve Şevval Sam ile birlikte arabesk şarkılar söyleyeceğini duyurdu.

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam