Bölümler
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
ETHEM DİNÇER-YETER ÖZDEMİR ŞAHİN YAZIYOR...
"Ne de güzel çay yapmıştım,
Ne de güzel peynir vardı,
Ekmek de taptazeydi."*
Ben ‘sürekli olarak can alınan bir ülkede yaşayanların, çoğalttığı bir ailenin’ öldürülmüş çocuğuyum.
Mağdurların ‘derin ailesi’ni izliyorum bir süredir. Kanadı kırılmış eşleri, çocukları, anaları izliyorum.
Güçsüz ama haklıları, yetkisizleri, babalarının kim olduğunu saklamaları tembihlenmiş çocukları izliyorum.
Hem babasının öldürüldüğü yaştaki çocuk saflığını hem de ölenin aslında toplumun vicdanı olduğunu anlatan sosyolog mesafesini aynı cümleye sığdıran çocukları izliyorum.
Öfkeli ama asil, kalbi kırılmış ama dimdik, yorulmuş ama hala katillerin peşini bırakmayan kadınları…
3 aylık acının 60 yıldır kanayan yürekle yaşıt olabildiği ülkemi izliyorum. Kanadı kırılmışları… Devletli, erkek ve güçlü olmayanları… Bir de devletli, erkek ve güçlü olanların kanadı kırık olanlarını izliyorum…
Ben Bedrettin. Çocuklarım, Arat’ın, Özgür’ün, Nükhet’in, Filiz’in kardeşleri… Ya kardeşim?..
Ah benim güzel kardeşim. Bir yanı 32 yıldır kanayan kardeşim. ‘Mevcut yasalar ölülerimizi savunma yetkisini bize vermedi’ diyen çığlığını, ‘sorumlu görevlerde olan, resmî sıfatlar taşıyan’ kulaklarınla duy artık.
32 yıl oldu, demek elinden bir şey gelmedi katilleri bulmak için. Duydum ki devletin en yetkili mevkilerine kadar yükselmişsin. Kaç kişi Hava Kuvvetleri Komutanı olabilir ki bu ülkede? Çok sevindim, kardeşlik başka bir şeydir. Acıyı da sevinci de başka türlü hissettirir insana.
‘Hangi kurum, hangi kurumun içindeki hangi saygın kişi incinecekse incinsin, zedelenecekse zedelensin, itibar kaybına uğrayacaksa uğrasın. Bunun asla bir canın kaybı kadar ağır olmayacağını anlamak, anlatmak zorundayız.’ diyen çığlığa kulak vermenin zamanı değil midir artık?
Kim ne biliyorsa söylesin. Bilmediklerinin sorusunu sorsun bağıra çağıra. Bilenleri işaret etsin artık.
* * *
Kardeşi Bedrettin'in öldürüldüğü haberi geldiğinde Ankara Akıncı'daki 4. Ana Jet Üssü 142. Filoda yüzbaşı rütbesiyle eğitim subayıdır. Bedrettin hocaydı Hacettepe’de 1978’de, kardeşi Hava Kuvvetleri’nde…
Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi, Bedrettin’i vuranları azmettirdiği için Abdullah Çatlı hakkında tutuklama kararı alır. Komutanların Çatlı’yı ‘görevli’ olarak yurt dışına gönderdiği söylenir. Avrupa Türk Ülkücü Dernekleri Federasyonu Başkanı Lokman Kondakçı, ‘Bedrettin cinayetinde emri dönemin ÜGD Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu verdi, onun üstünde de Ramiz Ongun vardı’ der dönemin İçişleri Bakanına.
Bedrettin’in vurulduğu silahlarla Ankara’da başka cinayetler de işlemiştir. Kolay olmuştur o nedenle katillerin isimlerini tespit etmek. Balistik incelemelerden ulaşılır isimlere: Rıfat Yıldırım, Üzeyir Bayraklı bir de gerçek adı tespit edilemeyen ‘Ahmet’ vardır peşindeki kırmızı arabada. ‘Ahmet’ hiç bulunamamıştır. Rıfat Yıldırım ve Üzeyir Bayraklı hem de başka cinayetlerden de aranırken Almanya’ya kaçarlar? Kanser hastası Ruhi Su’ya bile pasaport vermeyen bir yönetim adı sanı belli katillerin yurt dışına çıkmasına nasıl izin verir?
‘Ağca’ya pasaport verenlerle Rıfat Yıldırım’a pasaport verenler aynı kişiler’ diye yazar Uğur Mumcu. Ağca’ya, Papa’yı vuran silahı Üzeyir Bayraklı’nın verdiği söylenir bir de. Ağca da pasaportu Nevşehir’den almıştır! Abdullah Çatlı’nın memleketi Nevşehir’den… Daha sonra adını çokça duyduğumuz İbrahim Şahin, Nevşehir’de görevlidir! Nasıl olduysa sonradan Nevşehir Emniyeti’nin arşivi yanar!
Pasaportlar hazır olunca Almanya’ya giderler. ‘Eroin milliyetçisi’ olurlar Almanya’da! Türkiye’de kalsalar yakalanacakları yoktur, ama Alman güvenlik güçleri bizimkilere benzemez! 1.5 kilogram eroinle yakalanırlar. ‘Kaçakçılığı örgüt adına yapıyorum’ der Rıfat Yıldırım, Alman polisine. Almanya, iade etmez bunları idamla yargılanırlar diye. Türkiye’den birilerini gönderip Bedrettin cinayetiyle ilgili sorgulatmak hiç kimsenin aklınıza gelmez tabi? O sıralar Faruk Cömert de Avrupa’da görevlidir.
* * *
Öyle rahat hareket ederler ki Frankfurt’ta, bir bar açar birisi. Skala koyar adını. Dizi, sıra, yelpazedir Türkçe karşılığı. Cinayetler ‘skalasından’ sıkılmış barcılığa terfi etmiştir Rıfat Yıldırım denileni! Barın müdavimleri, Alaaddin Çakıcı ve Avrupa’da yaşayan bilcümle mafya gruplarıdır!
Mafyayla, uyuşturucuyla, kaçakçılıkla bu kadar içli dışlı olunca ‘suyolunda kırılır Üzeyir Bayraklı’nın testisi’! Nerde mi? Adres bellidir! Yıldırım’ın barında! Uyuşturucu işindeki bir anlaşmazlıktan öldürülüp atılır bir kenara Almanya’da. Cenazesinde kimler vardır dersiniz? Abdullah Çatlı ve Muhsin Yazıcıoğlu!
İdam cezası kalkınca Rıfat Yıldırım iade edilir Türkiye’ye. ‘Delil yetersizliğinden’ beraat eder. Neredeyse 25 yıl geçmiştir Bedrettin’in öldürülmesinin üzerinden! Zaman aşımı, infaz yasaları derken ‘beraat etmiştir’. Hem sadece Bedrettin’i öldürmek suçundan değil, Abidin Paşa Lisesi önünde öğrencilere ateş etmekten, Yağmur Kıraathanesi’ni taramaktan da beraat etmiştir!
Katillerin ‘MİT’in dolar maaşlı infaz timinde yer aldığı’ söylenir? Tabi bunlardan daha ‘meşhurları da’ vardır o listede! Abdullah Çatlı, Oral Çelik, Mehmet Şener, Ramiz Ongun, Enver Tortaş, Tevfik Ağansoy, Bedri Ateş, Rıfat Yıldırım, Türkmen Onur ve Üzeyir Bayraklı.
* * *
Sanırım sen o sıralar artık General olmuştun. Genç bir subayken uzanamadığın dosyalara ulaşma şansın fazlalaşmıştı sanki. Benim General kardeşim katillerimi ararken iade edilen katil ne oldu peki? Keşke mahkemede müdahil olsaydın kardeşim. Hiçbir şey yapamıyorsan yüzüne baksaydın katillerin. ‘Kardeşimi öldürdünüz, peşinizdeyim, bir ömür unutmayacağım katilleri’ diyerek baksaydın.
Devletin kurumları niye yargısız infaz yapar? Niye katil sürüleri devlet görevlerinde kullanılır?
Sen bu işlere bulaşmamışsın. Bunu duyunca çok sevindim. 1989-1994 yılları arasında Diyarbakır'da görev yaparken devletin Hizbullah'ı kullanarak faili meçhullere yönelmesine tepki göstermişsin. Sana da bu yakışırdı kardeşim.
Cenaze törenimi hatırlıyor musun Faruk kardeşim? Üniformanı çıkarıp gelmiştin. On binlerce kişi faşizmi lanetlemişti cenazemde. Ergun da Kemal de küçücüktü o sıralar. Bu katiller yıllar sonra iade edildiğinde bile onlar babalarının katillerinin idam edilmesini istemediler. O yaşta bile ‘çocuktular, saftılar’, gerçekten yargılanabileceklerini düşündüler. Katiller, idam edilmesin ömür boyu hapis cezası alsın istediler.
Canım kardeşim, ‘devletin kendi içine sızmış yıkıcı odakları ayrıştırabilmesi, açığa çıkarabilmesi için henüz bir fırsatı var. Bu kadar çok üstü örtülmüş cinayeti, cinayetler sonrasında işlenen cinayete iştirak suçlarını, bu devlet ayıbını sizden sonrakilere miras bırakmayın’ diye henüz bir fırsatınız var.
Tam 32 yıl oldu. Çocukların isteğini gerçekleştirmek çok mu zor? Adalet istemek, ‘katiller hesap versin’ demek, ‘vicdanları rahatlatmak’ çok mu zor?
Sen bu ülkenin en yetkili kurumlarında görev yaptın. Üç kez ve yıllarca ülkeyi yöneten beş kişiden birinin bulunduğu makamın bilgisi ve yetkisiyle donanmıştın. Ama bir yanın kanadı kırılmış ‘faili meçhul’ kardeşi idi hep.
* * *
Faruk Cömert, Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevini devralırken yaptığı konuşmada "Sahip olduğum makamın yetki ve sorumluluklarını, şahsım, ailem ve yakın çevremin çıkarları için asla kullanmayacağım" der. Kuvvet Komutanlığı görevini aynı sözleri yineleyerek ve sözünü tutuğunu söyleyerek devreder.
* * *
Ben ‘sürekli olarak can alınan bir ülkede yaşayanların çoğalttığı bir ailenin’ öldürülmüş çocuğuyum artık canım kardeşim.
3 aylık acının 60 yıldır kanayan yürekle yaşıt olabildiği ülkemin şimdi bir şansı var.
Katillerin ve işbirlikçilerin her yerde yan yana durduğu ülkemde adalet için de bir fırsat var şimdi.
Ben Bedrettin. Çocuklarım, Arat’ın, Nükhet’in, Filiz’in kardeşleri… Ya benim kardeşim?..
Bu fotoğrafta bir eksik yok mu?
* * *
"O akşam dört kişiydik orada beşinci yoktu
Bedrettin yatıyordu Karşıyaka'da
Kurşun yemiş, karnı toktu." *
Ethem Dinçer – Yeter Özdemir Şahin
birgün - www.mersinyasam.com
----------------------------------------------------
*Hasan Hüseyin, “Sonuçsuz Bir Telefon Konuşması”
Can Dündar’ın ve Faruk Bildirici’nin yazılarından yararlanılmıştır.





GÜNCEL
HAFIZA-İ BEŞER
Ethem Dinçer
Yeter Özdemir Şahin
Abidin Yağmur
Akın Zayim
Aziz Çelik
Adil Okay
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Güler Ataş
Adnan Bostancıoğlu
Nedim İnce
Mete Çubukçu
Alper Turgut
Münevver Özgenç
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
TÜRKÜLERİMİZ KARDEŞTİR
Bağış Erten
KARIŞIK KASET
VEYSEL GÜNEY DOSYASI
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel


