Bölümler
Mailinizi ekleyin
seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
Kürt sorunu diye başlayan, demokratik açılıma evrilen ve bugünlerde milli birlik projesi olarak adlandırılan yolculuğun bugünlerdeki kavşaklarında iki kent ve bu kentlerde yaşananlar çıkıyor ön plana.
Önce İzmir’de izinli DTP konvoyuna içlerinde mini etekli kızların da yer aldığı grubun kaldırım taşlı saldırısı…
Ardından Mersin varoşlarını yangın yerine çeviren ve ekranlarda izleyenlerin kanını donduran görüntüler…
İzmir ve Mersin son 150 yıl boyunca benzer kaderleri yaşamış iki sahil kenti.
Levanten ağırlıklı yabancılar sayesinde bir zamanlar ülkenin refah düzeyi en yüksek iki İli…
İkisinin de lokomotifi limanları, kent merkezlerinin çevresini kuşatan bereketli toprakları…
Ancak son 20 yılda iki kentte ciddi anlamda kan kaybediyor.
İki kentin içine sıkışıp kalmış benzer kaygıları/duyguları taşıyan bir kesim bu çöküşün en kolay bahanesini de bulmuş durumda.
“Nereden çıktı bu Kürtler”, “onlar gelmeden her şey daha güzeldi”, “Başımıza ne geldiyse, göçtendir” cümleleri yıllardır dillerde çiğnenen sakızlar.
İzmir’ de son yaşananları faşistlere, Mersin’dekileri PKK’ lılara yükleme kolaycılığı sorunları anlamamıza, daha da önemlisi çözmemize yetecek mi?
Soru budur ve ben sorunun son günlerde yeterince tartışılmaya başlanan İzmir ayağını bir yana bırakıp hiç üzerinde durulmayan –oysa önümüzdeki günlerde çok daha ciddi kırılmalara yol açma potansiyeli olan- Mersin kesiti üzerinde durmak istiyorum.
Mersin 1980’ lerden başlayarak Doğu ve Güneydoğu ağırlıklı iki, üç göç dalgasıyla karşılaştı.
Önceleri ekonomik kaygılar taşıyan göçler, sonradan boşaltılan köylerin yeni güzergahı haline geldi.
Mersin bir transit merkeziydi adeta.
Gelenler bir süre dinleniyor, çevresine göz atıyor, nispeten zenginler veya zengin olmaya niyetli hırslılar İstanbul’un yolunu tutarken, kaderine razı olanlar, varoşları daha önce mesken tutmuş hemşerilerinin/akrabalarının bulunduğu bölgelere yerleşiyordu.
Tipik bir ‘cemaatçilik’ olgusu işledi, durdu, yıllarca.
Ve Mersin’in sahillerde yaşayan mutlu kesimi bir yana sorunu çözme iradesini ortaya koyması gereken dinamikleri de şikayet etme dışında görmezlikten geldiler ‘arka mahalleleri’…
İlk gelenlerin ‘kaderlerine razı’ tevekkülü sayesinde, bazen kaşınsa da nispeten sorunsuz geçti bunca yıl…
“Sahillerde ne varsa, varoşlarda o olacak” vaatleriyle seçim kazanan yerel yöneticilerin bir süre sonra “onlar bana oy vermedi ki, hizmet götüreyim” pişkinliklerine bile tepki vermeyen Mersin, sorunları oturup konuşacağına, erteleme yolunu seçti…
Ve geldik bugüne…
‘Cemaatlerin’ tevekkül sahibi fertlerinin isyankar çocukları büyüyüp sokakları doldurmaya başladılar.
Ne babaları gibi kaderlerine razı olmaya niyetleri var.
Ne de çağdaş anlamda toplumun fertleri haline getirebildik onları.
Bayramı, Mersin Valiliğinin Mersin Üniversitesine yaptırdığı ve Doç. Dr. Yaşar Erjem imzasıyla kitap haline getirilen “Göç, kentleşme, sosyal problemler” raporuyla geçirdim.
Bugüne kadar el yordamıyla belirlediğimiz, hissederek algılamaya çalıştığımız gerçeklerin bilimsel araştırmayla bu denli örtüşmesi, Mersin’in en ince detayına kadar deyim yerindeyse genlerini bilen biri olarak, kendi açımdan bile şok edici bir deneyim olduğunu itiraf etmeliyim.
1022 hanede 5918 kişiyle yapılan saha çalışmasının ezber bozan fotoğrafını görmenin, Mersin’de yaşananları ve bundan sonra yaşanma olasılığı hayli yüksek gelişmeleri anlamanın yolu bu çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlarda yatıyor.
İşte 1022 hane 5918 kişinin yanıtladığı “arka mahallemizin” gerçek resmi:
-Hane halkı büyüklüğü 6’ ya yakın (5.8)
yüzde 50’sinde 4 ila 6, yüzde 30’ unda 7-10 kişinin yaşadığı evler…
-5918 kişinin yüzde 80’i bekar..
-Yaş dağılımına baktığımızda tablo daha da ilginç bir hal alıyor: yüzde 71’i 19 yaş ve altı, yüzde 17’si 20-29 yaş grubundan oluşan demografik yapı var karşımızda.
-Göç edenler diye tanımlıyoruz ama araştırma konusu olan 5918 kişinin yüzde 22’ si Güneydoğu, yüzde 7’si Doğu Anadolu doğumlu iken Mersin’de doğanların oranı yüzde 68…
(Göç eden ana/babaların Mersin’de doğan ama bir türlü kendini Mersin’li hissetmeyen, bizim de kültürlerini, dillerini koruyarak Mersin’e entegre etmeyi beceremediğimiz bir sel dalgası söz konusu)
-Eğitim durumunu ortaya koyan tablo yılların ihmalini de görmek isteyen gözlere sokuyor zaten:
yüzde 20’ si okuma yazma bilmeyen, yüzde 37’si ilk okul, yüzde 16’sı orta okul, yüzde 3’ü lise, yüzde 2’si Üniversite mezunu…
yüzde 20’si okuma yazma bilmeyen varoşlarıyla 21.yüzyılı kucaklamaya çalışan Mersin…
-Ankete katılanların Mersin’e göç öncesi meslek dağılımları da ilginç:
“Mersin’e göç etmeden önce memleketinizde hangi işi yapıyordunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 59’ u “işsiz”, yüzde 24’ü “çiftçi” yanıtını verirken, kalifiye meslek sahibi oranı yüzde 4,5 ta kalıyor.
Tablonun bu bölümü, göçün terörden çok, iş ve aş umuduna dayalı bir arayıştan kaynaklandığını gösteriyor. (Aslında benzer göç dalgasını çok daha büyük oranda Çin’ de gözlemek mümkün. Köylerinden kopan 200 milyon ‘köylü-işçi’ kent varoşlarını kuşatmış durumda)
-Zaten göç nedenleri sorusuna verilen yanıtlar da yukarıdaki olguyu pekiştiriyor:
Can güvenliği nedeniyle göç ettiğini söyleyenlerin oranı yüzde 6,6’ da kalırken, terör yüzde 2,7’ ye düşüyor. Buna karşın işsizlik nedeniyle göç edenlerin oranı yüzde 53 (52,7) , Geçim sıkıntısı yüzde 13,1…
İşsizlik nedeniyle ve iş umuduyla Mersin’e göç edip, Mersin’de de işsizlik girdabında kaybolmanın ironisi…
-Araştırmanın benim açımdan en çarpıcı sorularından biri “Mersin’e göç etmekten memnun olma durumuna” verilen yanıtlar:
Ankete katılanların yüzde 54,3’ ü memnunum, yüzde 6,2’si çok memnunum derken kararsızım diyenlerin oranı yüzde 17.7…
Memnun değilim ve hiç memnun değilim diyenler ise " ile sınırlı…
Memnun olmayanların yarısından fazlasının tek şikayeti ise iş olanağı bulamamak.
-Mersinden başka kente göç etmeyi düşünüp düşünmedikleri sorusuna ankete katılanların •’i hayır diyor.
-Göç ettiği bölgeye geri dönmeyi düşünenlerin oranı ise yüzde 90,2…
-Peki arka mahallemizde unuttuğumuz bu insanlar ne iş yapıyor derseniz?
yüzde 43’ ü tarım ve inşaat işçisi, yüzde 19’u seyyar satıcılık, hamallık gibi düzensiz işlerde, yüzde 14’ü tesisatçılık gibi yine inşaata dayalı işlerde çalışırken esnaflık yapanların oranı yüzde 4,8, serbest iş yapanlar yüzde 4…
-Ankete katılanların yüzde 81,1’ i sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlanıyor. Neredeyse tamamı hastalandığında bir sağlık kurumuna gidiyor ve ailelerdeki özürlü sayısı yüzde 21,1
-Son günlerde sokaklara yansıyan o savaş görüntülerinin maskeli çocuklarını en iyi anlatan verileri en sona sakladım:
1022 hanenin 146’ sında (yüzde 14,3) hiç çalışan yok, 760 haneyi (yüzde 74,4) tek kişi çalışarak geçindirmeye çalışıyor.
Bu çalışanların yüzde 19’ u sosyal güvenlikten yoksun.
Ailelerin yüzde 8’ nin hiç geliri yok. yüzde 12’si ayda 100-200 TL arasında gelirle ayakta durmaya çalışıyor. yüzde 42,5’unun aylık geliri ise 201-400, yüzde 24,7’ sinin 401-600 TL aralığında…
Gelirlerinin yüzde 66’ısını gıdaya harcadığını söylüyor ankete katılanlar.
Ve en çarpıcı sonuç: Gelecekte gelirinin daha iyi olacağını söyleyenlerin oranı yüzde 8’ de kalırken, daha kötü olacağını söyleyenlerin oranı yüzde 50 (49,4) , fikri olmayanların oranı ise yüzde 42,5…
Tüm veriler arka mahallede neler olduğunu merak edenlere çok anlamlı yanıtlar içeriyor aslında…
Yoksulluk sınırının altında, boğaz tokluğuna çalışan babaların geçindirmeye çalıştığı evlerde büyüyen, gelecekten umudunu kesmiş, Mersin’de yaşayan ama kentten habersiz, isyankâr bir nesil büyüyor arka mahallede…
Onları kucaklamayı, anlamayı, eğitip nitelikli hale getirmeyi başarabilen bir Mersin, makus talihini yener, Türkiye’nin yükselen yıldızı haline gelir…
Aksi takdirde…
O olasılığı düşünmek bile istemiyorum…
02.12.2009, Mersin
abdullahayan@gmail.com
Bugüne kadar görmekten kaçındığımız gerçeklerle yüzleşmemize ve geleceği görmemize ışık tutan bu çalışmaya öncülük eden Mersin Valisi Hüseyin Aksoy’a rapora emek veren Mersin Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Yaşar Erjem’e içten teşekkürlerimle…
Abdullah Ayan / ufuk uru





Abidin Yağmur
Adil Okay
Adnan Bostancıoğlu
Akın Zayim
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Aziz Çelik
Doğanay Saygılı
Ethem Dinçer
Güler Ataş
Alper Turgut
Mete Çubukçu
Münevver Özgenç
Nedim İnce
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
KARIŞIK KASET
ŞİİR BAHÇESİ
HAFIZA-İ BEŞER
Bağış Erten
Vakanüvis Muharrir Muhalefet Çelebi
Aydın Engin
Serdar Türkmen
Ali Asker Günel
VEYSEL GÜNEY DOSYASI 


