'Birlikte büyüdük evini bastım'

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

Olaylarda kırk yıllık arkadaşının evine yürüyen bir vatandaş “Bize ne oldu” diye sordu, diğeri linci savundu: Onlar lüks içinde yaşıyor.

 O da fısıltı haberleriyle başlamıştı... 1955 yılında 6-7 Eylül olayları sonrasında binlerce gayrımüslimin işyeri ve evlerinin talan edilmesinin mini bir provasıydı Manisa’nın Selendi ilçesinde yaşananlar. Bir kahvehanede çıkan sigara içme tartışması ve sonra yayılan fısıltı haberleri. Bir Roman, Allah’a, dine ve kendilerine ağır küfürler etmişti. Sonrasında toplanan kalabalık ve Romanların evlerini yakmaya varan linç girişimi. Selendi’deki olayların ardında yatan çarpıcı gerçek ise bambaşka. Tarım ve tütün ekmekle geçinen fakir Selendi halkının yanında “ötekiler” diye nitelendirdiği romanları zengin olması...

Selendi, Manisa’nın en küçük ilçelerinden birisi. Manisa’ya bağlı ama İzmir-Uşak yolu üzerinde ve Uşak’a daha yakın. Önceki gün gece vardığımız Selendi’de sokaklar sessiz. Beni karşılayacak olan Selendilileri beklerken, İstanbul’da çok eskiden görmeye alıştığımız sivil polislerin kullandığı beyaz renaultların sokaklarda dolaştığını görüyoruz. Ama gece karanlığında sokaklarda kimse görünmüyor. Herkes evlerine çekilmiş.

Belediye başkanı ‘anlık tepki’ diyor

Selendi’nin küçük belediye binasında Başkan Nurullah Savaş muhtarlar ile yaptığı toplantıdan çıkıyor. Bütün Selendililer gibi oda basına tepkili... Taraf’dan geldiğimi söylediğimde hemen masasından “Taraf gazetesine” başlığı taşıyan yazılı açıklamayı uzatıyor. Basında olaylara karışan vatandaşların “belediye tarafından kışkırtıldığı” şeklindeki yazıların büyük bir haksızlık olduğunu söylüyor. Ona göre bu haberler MHP’li kimliğinden dolayı yapıştırılıyor. “Burası küçük yer partilerin fazla bir önemi yok” diye ekliyor.

Olayların bu kadar büyümesi Belediye Başkanı Nurullah Savaş’ı da şaşırtmış. Olaylardan çarşamba akşamı 21.30’da Selendi Kaymakamı’nın araması ile haberdar olmuş. “Hatta ilk duyduğumda ‘benim gelmeme gerek var mı’ dedim. Kaymakam Bey gerek olmadığını söyledi. Ancak daha sonra daha da büyümüş. Tekrar arayarak gelmemi istedi” diyor.
Belediye Başkanı Nurullah Savaş “İnsanları evlerden uzaklaştırmak için Sayın Valimizin konuşma yapacağını anons ettim. İnsanları belediye önüne topladık. Anons olayı bu” sözleriyle açıklıyor kışkırtma iddialarını.

“Peki giden Romanlar geri gelebilir mi” sorusuna “Elbette gelebilirler. Zarar verilen evlerin tamiratını hızla yaptırdık. Kesinlikle güven içinde gelebilirler” diye yanıt veriyor.
Bizim ekmeğimizi yediler

Ancak sokaktaki Selendililer biraz farklı konuşuyor. Onların şartları var. Konuştuğumuz bütün Selendililer, “Romanların evlerini yıktılar” haberlerine tepkili. Romanların evlerinden çıkan silahlardan, senetlerden, bıçaklardan söz ediyorlar.

“Biz yıllardır birlikte yaşarız, onlara kapımızı açtık, buranın ekmeğini yediler” cümleleri sürekli yineleniyor. Hepsi Romanların evlerine misafir gittiklerinden, beraber arkadaşlık ettiklerinden bahsediyor. Sonra yine birbirinin aynı sözcükler dökülüyor hepsinin ağzından: “Yani kim anasına, dinine, camisine küfrettirir...”

Bir gün önce evinde misafirdim

Selendi Belediye binası önünde camcı Barış Ercan ile karşılaşıyoruz. Selendi’nin kırılan camlarını o takıyor. Olay günü, daha önceki olayda sigara meselesinden camları kırılan kahvehanenin camlarını takıyormuş. “Bir an için hemen kahvenin yanındaki evime uğradım aşağı indiğimde bütün camları indirmişlerdi” diyor.

Arkasından kalabalık toplanmaya başlamış. “Romanlar kahveyi tekrar bastılar” haberi bütün Selendi’de duyulunca kalabalık daha önceki olayda babası (Necdet Uçkun) kalp krizinden ölen Aşkın Uçkun’un evine yürümüş.

Kalabalıkla birlikte yürüyen Barış Ercan “Daha bir gün önce evine misafirliğe gittim. Çocukluğumuz beraber geçti. Ama o evden bize silah çekti” diyor. “Ona Aşkın ben Barış dedim ama o ateş etti” diye ekliyor.

Olaylar sırasında bazı gençler evi yakmak istemiş. “Onlara engel olduk, nasıl yakarsın hemen yan tarafta başkalarının evleri var” diyor. “Kimseye Roman olduğu için saldırmadık” diyen Barış, “Ölen Necdet Uçkun otuz yıl önce burada birini öldürdü. Ama o zaman haklıydı” diye konuşuyor.

Benim bile böyle evim yok

Gece yarısını geçmesine rağmen beni misafir edecek olan Selendililer ilçeyi gezdiriyorlar. Selendi’de Romanlar diğer ilçe sakinleri ile yan yana yaşıyor. Gecenin karanlığında Selendili bir genç, “Romanlara düşman olsak bu evler böyle sağlam kalır mıydı” diyerek bir evi gösteriyor. Sonra yine sağlam kalmış bir başka ev gösteriliyor. “Biz Roman düşmanı değiliz, ama bunlar başka Roman” diyorlar. “Bak benim bile böyle bir evim yok” diyerek tek katlı beyaz badanalı İstanbul’un eski gecekondularına benzer bir evi gösteriyor.

Polis evleri bekliyor

Kentten göç etmek zorunda kalan Romanların evlerinin önünde polis bekliyor. Polisler gecenin soğuğunda üşümemek için ateş yakmışlar. Mahallelinin kendilerine getirdiği çayı içiyorlar. Bir polis kahvehanenin ilk basıldığı yılbaşı akşamı oradaymış.

“İçeriye önce kadınlar girdi” diyor. Kadınlar önce masaları tekmelemişler. Ardından Aşkın Uçkun kahvehaneden daha önce kovulmasının acısıyla elinde iki bıçakla girmiş. Polis memuru müdahale edip bıçakları elinden almış. Ardından gözaltına alınan Aşkın Uçkun’un babası Necdet Uçkun emniyet binası önünde kalp krizi geçirip ölünce kahvehane ikinci defa dağıtılmış ve olaylar zinciri başlamış.

Kadınlar hariç herkes oradaydı

Selendi, olayların üzerinden geçen üç günden sonra sakin günlük yaşamına başlıyor. O geceki olayları az zararla atlatan bir-iki evin önünde polis bekliyor. Yıllardır Selendi gazetesini çıkartan Yılmaz Tuna olayları baştan sona izlemiş. Selendi’nin Manisa ilçeleri arasında en yoksulu olduğunu belirtiyor. İlçenin başlıca geçim kaynağı tarım ve daha çok tütün ekiliyor. O da olaylardan daha çok son birkaç yıl içinde gelen Romanları sorumlu tutuyor. “Buraya sonradan gelenler tefecilik yapmaya başladı. Kahvehane sahibi yoksul bir adamdı. Deniz Feneri’nden adama yardım edilmişti. Şimdi sen ne diye bu adama saldırıyorsun” diye konuşuyor. Yılmaz Tuna yazdığı haberde “Romanlara Selendi’nin Tepkisi” başlığını koymuş.
5 ocakta kahvehanenin önünde toplanan 150 kişilik bir grubun saldırıya geçtiğini anlatan Tuna iki evin içine yanıcı maddeler atıldığını belirtiyor. Yılmaz Tuna ile konuşurken çevremizde ki kişilerden bazıları “Hayır evler yakılmadı” diyor. Ancak Tuna “Doğrusunu konuşmak gerek. İki ev yakıldı” diyor. Yedi bin nüfuslu Selendi’nin en az iki bin kişisinin olay yerinde olduğunu belirtiyor. “Kadınlar hariç herkes oradaydı” diye ekliyor.

Birkaç aile var onlar dönemez

Selendili basına da büyük tepki duyuyor. İlçede çekim yapan bazı televizyon kanallarının araçları taşlanmış. Konuştuğumuz her Selendili bu tepkisini yüksek sesle dile getiriyor. Zaman zaman etrafımızdan “küfürler” duyuluyor. Selendili çiftçi Ramazan Kılıç “Buradan gidenlerden Burhan benim cezaevi arkadaşımdı” diyor. Selendi’ye sonradan gelen bu kişilerin Selendi’yi bozduğunu söylüyor. “Bunlar galericilik yapıyor, tefecilik yapıyor. Ben karnımı zor doyuruyorum. Onlar üstüne bir de bize küfrediyor” diyor.

Gidenlerin geriye dönmesi konusunda ise bütün Selendililer aynı şeyi söylüyor. “Tamam, kurunun yanında yaş da yandı. Biz onların dönmesine bir şey demiyoruz. Ancak birkaç aile var. Onlar dönemez.”

taraf

 

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam