PARTİ KURDUĞUMU ANNEME SAKIN SÖYLEMEYİN

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

SELÇUK POLAT YAZIYOR...

 Yıl 1970; annem ile babam beni okulda ziyarete geldiklerinde kantin duvarında Che’nin hit olmuş resmini ve ünlü sözlerini –hani ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin- görünce bana bir tuhaf bakmışlardı. Annem, babamın duymayacağı şekilde: oğlum sen okumuyor musun yoksa? Diye sorduğunda: anneciğim hem okuyor hem siyaset yapıyorum diye cevap vermiştim.

Yıl 1974; cezaevinden çıkıp baba ocağında anneme sarılıp hasret giderirken annem içinde çözemeyeceğim birçok şeyi saklayan şu cümleyi söylemişti: hani parti kuruyordun? Nooldu?  Donup kalmıştım.

Yıl 1978; İstanbul da Annemle aynı evde kalırken geceleri gelmeyen ve sürekli örgüt toplantıları, miting vb etkinliklere giden oğluna endişeli gözlerle bakarak: yinemi parti kuruyorsun? Demişti. O zamanlar bu sorunun anlamını fark etmeden: tabi ki anneciğim. Demiştim. Ama o bana yine endişeli gözlerle bakmış ve ağlamıştı.
Yıl 1994; Eşimden boşanmışım ve yine annemle birlikte kalıyorum. Bir gün geç geldiğim akşam sevinçle: anneciğim parti kuruyoruz. Dediğimde annem korkmuş ve kızmış gözlerini üzerime dikerek: hala akıllanmadın mı oğlum? Her parti kurduğunda içeri aldılar seni. Ben bu beynimle görüyorum da sen bunları görmüyor musun? Dediğinde anlamıştım ki her siyasi çalışmamı annem parti kurma olarak değerlendirmiş ve her siyasi çalışmadan-yani parti kurmadan- sonra da içeri alındığımı görerek değişmez bir kanıya ulaşmıştı: Oğlumu yine içeri alacaklar.

ÖDP’ nin kuruluş sürecinde; 68’liler Vakfı Yönetimindeyken demokratik ve kitlesel bir partinin gerekliliğini hem yönetimdekilere hem de çevreme anlatıyordum. Toplantılar yapıyor, broşürler basıyor, yazılar yazıyordum. Arkadaşlarımı bu partinin gerekliliğine zor ikna etmiş de olsam benzer düşüncelerin bizimle buluşmasını sağlayınca kendimize Anadolu Demokrasi Hareketi adını vererek yola koyulmuştuk. Karşı çıkmama rağmen fraksiyon liderlerine bu sürece katılmaları için çağrı da bulunulmuştu. Hepsinin de cevabı aynıydı: Biz sosyal demokrat böyle bir proje ile ilgilenmiyoruz.

Hızla gelişen ve genişleyen hareketimiz Dev-Yol’dan kopup gelen benzer düşüncedeki arkadaşlarla Geleceği Birlikte Kuralım adını alarak parti kurma aşamasına gelmişti.

Bu ara Marksist fraksiyonlar Kuruçeşme toplantıları ile bir yere varamamışlar ve ‘deniz bitti’ noktasına gelmişlerdi. Gözlerini ‘sosyal-demokrat projeye’ dikmişlerdi. Geleceği Birlikte Kuralım grubu 29 kişinin toplandığı o meşhur yuvarlak masada ‘kurulacak partinin demokratik içerikte olması gerektiğinin, bu projenin özünün bu olduğunun, eğer fraksiyonları buraya katarsak partinin özelliğini yitirerek intihar etmiş olacağımızı’ anlatmaya çalışıyorduk. Kiminle mi? Eşber Yağmurdereli ve birkaç arkadaşla.  Ne var ki Geleceği Birlikte Kuralım Yönetiminin çoğunluğu, Kazablanka toplantısını organize ederek ‘Geleceğimizi Birlikte Karartma’ işine ortak olmuştu. Sonuçları zaten biliyoruz.

Yıl 1997; annem tutuklanmadığımı görünce: yoksa partiden çıktın mı? Diye sordu. Anneme durumu nasıl izah edecektim bilmiyordum. Kestirip attım: partiyle ilgilenmiyorum. O zaman şöyle dediğini hatırlıyorum: oğlum hani başkanı sen önermiştin. Bak adam hala orda. Gerçekten de 1994 de, ÖDP’ nin kurulmasından önce Ankara da yapılan toplantı da arkadaşlar Ufuk Uras’la birlikte birkaç ismi elime tutuşturup kürsüden açıklama görevini bana vermişlerdi. Ufuk Uras her TV ye çıktığında bende havamı atıyordum: Bak anne bunu partiye ben önerdim. O günden sonra Annem benim her parti ve siyasi çalışma girişimlerinden sonra şöyle söylenmeye başlamıştı: Bak senin arkadaşların partiye girip seni oradan atmışlar. Şu parti işlerinden vazgeç be oğlum! Ne zaman parti kurmaya kalksan ya içeriye alıyorlar ya da partinin dışına koyuyorlar.
Yıl 2009; 10 Aralık hareketini ÖDP sürecine çok benzetiyorum. Tek farkla aynı projenin o zamanlar başında genellikle biz sosyalistler vardık. Bu gün ise genellikle sosyal-demokratlar. Geçmişte fraksiyonlar işin içine sokulunca kendilerinden olmayan herkesi silip süpürdüler ve en güçlü olan oraya hâkim oldu. Durum ortada. Şimdi o partiden ayrılan ve 10 Aralık Hareketiyle benzer projeye inanan sosyalistler sosyal-demokratlara tahammül etme-etmeme,

Partinin yönetimini onlarla paylaşıp-paylaşmama ve liderin bir sosyal-demokrat olması-olmaması arasında gidip geliyorlar. Tam bir kafa karışıklığı, entelektüel yetersizlik ve sosyalist bilinçsizlik hali. Sosyal-Demokratlar ise hiç de haksız olmayan nedenlerle onlara karşı kuşkuyla bakarak girdikleri bu korku tünelinden nasıl çıkacaklarını düşünüyorlar.

Bugün sosyalistlerin temel görevi ülkemizin demokratik inşasına katılmak ve bunu yönetmektir. Her şeyi bilen, söylediklerinin ve yaptıklarının mutlak doğru olduğuna inanan ve herkesten üstün olduğunu sanan tavırları bırakarak. Kendimizi kandırmayalım: Projenin özü burjuva bir içerik taşıyor.

Bugün ülkemizde bir devrim durumu yok ve siyasi görevlerimizi belirleyen de budur. Yeri geldiğinde “en gerici örgütlerde bile çalışmak gerekir” diyenler, sosyal-demokratlardan üstün olduklarına inananlar, onlarla birlikte yürümekten çekinerek kendilerine olan güvenlerinin olmadığını göstermektedirler.

Bugün ülkemizde ki en önemli gelişme anti-komünist olmayan sosyal-demokratların varlığı ve benzer projeyi savunuyor olmalarıdır. Bu projenin içinde Kürt sorunun olduğu kadar Alevilerin, emekçilerin, doğanın, tüm canlıların ve tüm yoksullarının sorunlarının çözüm yolları var.

Kendilerini bir şey sanan sosyalistlerle, kendilerini sosyalistlerden uzak tutan sosyal-demokratlardan devrim tanrısı bizi korusun!

1979 Aralık ayı tarihsel bir andır. Herkes hırstan, duygu ve kişisel olan her şeyden uzaklaşarak geleceğimizi karartma yerine aydınlatacak sağduyuyu(tabi ki solduyu) ve genel çıkarları ön planda tutmak zorundadır. Bana soruyorsanız benim tek isteğim var:
SAKIN ANNEME PARTİ KURDUĞUMU SÖYLEMEYİN.                                     

23.12.09 S.POLAT

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam