Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?
Mersin Akkuyu'da yılardır kurulmak istenen ve ihalesi başlatılan nükleer santrale ilişkin düşünceleriniz nedir?
Bu makaleyi beğendiniz mi ?
(Toplam 3 Oylar)
NEDİM İNCE YAZIYOR ... Televizyon reklamlarında son yıllarda çok ilginç şeylere rastlıyoruz. Sizlerin de dikkatinizi çeken birçok reklam vardır ilginçlik yönünden, benim de gözlemime takılan iki reklamdan söz etmek istiyorum.
Birincisi “harcadıkça kazan” sloganı üzerine oturtulan bir bankanın kredi kartı reklamı. Harcayacaksınız, cebinizden birçok para çıkacak ve siz bu durumda kazançlı çıkacaksınız. Mantıklı mı? Tabii ki değil. Yapılan tüketimi kamçılamak için bir yanılsama. Siz zaten tüketeceksiniz, harcayacaksınız, bu kayıp değil, bunu yaparken o bankanın kredi kartını kullandığınızdan dolayı bir miktar komisyon alacaksınız. Cebinizden 100 lira çıkarken alacağınız bir lira sizin kazancınız olacak ve ne kadar çok harcarsanız o kadar çok kazanacaksınız. 1000 lira harca 10 lira kazan. 10.000 lira harca 100 lira kazan. Harcadıkça kazan. Peki ya harcadıkça cebinizden çıkanlar…
Diğer reklam da yine bir banka reklamı. Şöyle diyor: “Maaşım yetmiyor diye tasalanma, bana gel maaşının 5 katı, 10 katı tüketici kredisi vereyim, hemen vereyim.” Anladım banka ücretlilerin halinin farkında. Onlara nefes aldırmak istiyor. Peki, maaşı gündelik yaşantısına yetmeyen kişi krediyi alıp harcadıktan sonra krediyi tekrar nasıl geri ödeyecek? Hangi parayla?
Harca, harca, harca!!!
Tüket, tüket, tüket!!!
Olası bir senelik, iki senelik, beş senelik gelirini şimdiden harca, şimdiden tüket.
Harca ki değerli olduğunu hisset, tüket ki insan yerine konulduğunu hisset. Zaten dün geçmişte kaldı, yarın ise meçhul, yaşadığın gün bu gün ve bu günü hakkıyla yaşa. Hakkıyla yaşamak nedir? Harcamaktır, tüketmektir.
Yaygın tüketim kültürü yaşamın değerlerini değiştirmekte, insanları bireycilleştirmektedir. Takılan at gözlükleri ile tüketmek ve onun için para kazanmak, ama nasıl olursa olsun para kazanmaktan başka bir şey görülmesine izin vermemektedir.
Atalarımız “Ağaç yaşken eğilir” demişler. Bunu reklamcılar da çok iyi bilmektedirler. Dikkat ettiyseniz reklamların hedeflerinde büyük ölçüde çocuklar, gençler ve onlara anne olmaları nedeniyle çok sıkı teması olan kadınlar var. At gözlükleri daha çocukluk yaşlarında takılmaya başlıyor ve gençler bunu artık doğal kabul ediyor, başka türlüsü aklına bile gelmiyor.
Gençlerimize takılan at gözlükleri ile bireycileşmeleri, sadece kendilerini düşünmeleri, yalnızca günü yaşamaları, mutluluğu, doyumu sadece tüketimde aramaları, sorumluluk gibi sıkıntılardan kaçmaları sağlanıyor.
Gençlerimiz harcadıkça gençliklerini harcıyorlar!
Gençlerimiz harcadıkça toplumun geleceğini harcıyorlar!
Gençlerimizi, toplumumuzun geleceğini harcıyoruz!
Biz bu ortamda “Atatürk Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı”nı kutluyoruz.
Sanırım tam da bu koşullarda daha büyük bir coşku ile kutlamamız gerekiyor bu bayramı. Çünkü ne kadar at gözlüğü takılırsa takılsın, ne kadar yaşken eğilirse eğilsin, gençliğin doğasında özgürlük vardır, isyan vardır, değişime özlem vardır, muhalefet vardır, sorumluluk vardır, fedakarlık vardır.
Her şeye rağmen geleceğimiz gençlerimizin yürekli, fedakar ellerinde yükselecektir.





GÜNCEL
Abidin Yağmur
Adil Okay
Adnan Bostancıoğlu
Akın Zayim
Ali Rıza Aydın
Aysel Kılıç
Aziz Çelik
Ethem Dinçer
Güler Ataş
Mete Çubukçu
Muhsin Kızılkaya
Münevver Özgenç
Nedim İnce
Rahmi Yıldırım
Rıdvan Akar
Salim Turgut
Selçuk Polat
Yeter Özdemir Şahin
ŞİİR BAHÇESİ
Bağış Erten


