Çin işi, Türk işi, Mersin işi

Arşiv

paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin

Haberlere abone olun:

seçim: MERSİN'E NÜKLEER SANTRAL İSTİYOR MUSUNUZ?

Mersin Akkuyu'da yılardır kurulmak istenen ve ihalesi başlatılan nükleer santrale ilişkin düşünceleriniz nedir?

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 0 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

ABİDİN YAĞMUR YAZIYOR ...


Gökyüzündeki laciverdi bulutlara bakarak girdim sokağımıza. Bahçemizin kapısına gelince kavak ağaçlarına baktım; göğe uzanan başları, laciverdi bulutlara değdi değecek. Dallarında tek tük yapraklar kalmış, sararmış!
Omzumla yüklenip açtım bahçe kapısını. Sabah çıkarken çürümüş gazellerle kaplı olan bahçe, ben okuldan çıkana kadar virane olmuş, hayret!
Adam boyu yaban otları bitmiş bahçemizde. Ayaz vurmuş yaban otları kurumuş. Pencerelerin feri sönmüş, kerpiç duvarın beyaz badanası kirlenmiş, sıvası dökülmüş…
Adam boyu yaban otlarına ellerimle, ayaklarımla devire devire ilerdim evimize. Yüzeyinde derin çatlaklar oluşmuş iki kanatlı ahşap kapımız açık kalmış. Rüzgârda açılıp kapanmakta, açılıp kapanırken gıcırdamakta.
Giriverdim sofaya…
Sofa bomboş!
Odalar ona keza…
Ben yokken, ben okuldayken taşınmış bizimkiler, bana söylemeden gitmişler.
Ağlamaklı çığlıklar atarak çıktım sokağımıza. Kalın kazaklar giyinmiş çocuklar top oynamaktalar. Kolundan tutup sarstım birini:
-Bizimkiler nerede?
-Taşındılar öğleyin!
-Nereye gittiler?
-Çin’e taşındılar! At arabasına yüklediler eşyaları, Çin’e gittiler!
Başları göğe uzanan kavak ağaçlarından, o kavak ağaçlarını sallayıp duran rüzgârdan daha yalnızdım. Eve girdim yine. Boş eve! Boş odalardan birine girdim sonra. Duvarda kocaman bir harita! Asya haritası! Çin dedikleri memleket dışında haritadaki her yer yeşil, bir tek Çin dedikleri memleket kahverengi. Dağlık!
Oturup ağladım duvar dibinde; ‘Ben nasıl yaşarım Çin’de!’
* * *
İlkokul 5. sınıfta okurken gördüğüm bu rüyanın, bize derslerde anlatılan ‘Çinliler bizim milli düşmanımızdır’ safsatasından kaynaklandığını, birkaç gün önce büyük bir depremle sarsılan Çin’den haberleri izlerken anladım.
Resmi tarih söylemine göre, Orta Asya’daki Türk boylarının en belalı düşmanı kurnaz Çinlilerdi. Birçok Türk devletini, kılıçla yenemeyen Çinliler, hep içerden yıkmışlardı bizi!
Sonra biz Türkler, göç etmiştik de, kurtulmuştuk Çin belasından…
* * *
On binlerce insanın öldüğü son depremde, Çin’deki yaklaşık 70 bin devlet okulunun yıkıldığını söylüyordu haber bültenleri.
Tıpkı bizdeki tüm büyük depremlerde, devlet binalarının yıkılması gibi!
Bir zamanlar kanlı bıçaklı komşu olduğumuz Çinlilerle aramızdaki bu benzerlik, bir soru getiriverdi aklıma:
-Acaba biz Orta Asya’dan göç ederken Çinlilerin kimi özelliklerini alıp öyle mi düşmüştük yola?
* * *
Mesela ‘Devletin malı deniz yemeyen keriz’ atasözü, hem bizim, hem Çinlilerin ortak atasözü olabilir.
Baksanıza, bizde devletten iş alan müteahhitlerin çürük binalar yaptığının Marmara depreminin ardından ortaya çıkması gibi, Çin’de de devlet okullarının neredeyse tamamının çürük olduğu son depremin ardından ortaya çıktı.
Demek ki Türk müteahhitler de, Çinli müteahhitler de pek seviyorlardı ‘devletin malı deniz’ demeyi.
* * *
Gerçi bizim, eski komşularımız Çinlilerle benzer yönlerimiz çok fazla.
Mesela Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü onlarda da var, bizde de var.
Herkesin, her şeyi üretmesi onlarda da var, bizde de var.
Kafayı bir şeye takıp orada kalmak onlarda da var, bizde de var.
Ama en önemli ortak özelliğimizin, onların da, bizim de devlet okullarımızın depreme dayanaklı olmaması olduğu kanaatindeyim.
Yani onlarda da müteahhitler devleti soyuyor, bizde de…
* * *
Üstelik bu benzerlik tarihin ilk çağlarından beri var.
Örnek mi?
Çin Seddi!
Tarih kitaplarında Çin Seddi’nin Türk akıncılara karşı yapıldığı yazar ama öyle değildir işin aslı.
Son deprem felaketinden sonra doğan şüphem şu:
Dönemin Çinli hanları, bazı müteahhitlere iş çıkarmak, onlara ihale vermek için Çin Seddi’ni yaptırdılar!
Günümüzde bizde de öyle olmuyor mu?
Hükümetler, özellikle belediyeler, kendilerine yakın müteahhitlere iş vermek için olur olmadık projeler yaptırıyorlar.
Mesela havaalanları…
Türkiye’nin her yerinde atıl havaalanları vardır; işi yüklenen müteahhit ‘voleyi’ vurmuştur, havaalanları boş şekilde kalmıştır.
Mersin’den bir örnek…
Tulumba köprüsü, namı diğer Halil Paşa köprüsü!
Zamanın belediye başkanı, bu köprüyü niye yaptırdı acaba, hiç düşündünüz mü?
* * *
Yine de Çinliler bizden bir adım önde.
Adamların, müteahhitlere iş çıksın diye yaptırdığı Çin Seddi, dünya harikaları arasına girdi.
Bizdeki müteahhitlerin yaptıklarının bir işe yaradığı yok.

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam