Ne kadar çok kaybederseniz o kadar çok bulacağız Veysel'i

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 5 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

ETHEM DİNÇER YAZIYOR... Yirmi yedi yıldır kayıp Veysel, biz üç yıldır arıyoruz…

 

Bazen umutsuzluğa kapıldığımız oluyor yaşadıklarımızdan, bazen çok yaklaştığımızı hissediyoruz. Gaziantep Mezarlığı’na her gittiğimizde biliyoruz ki Veysel oralardan bir yerden bize bakıyor. ‘Buradayım’ diyor, ‘az kaldı bulmanıza’…

 

Yüzlerce mezarı tekrar tekrar dolaşıyoruz. Açtığımız ilk mezar Veysel’indi kuşkusunu hep taşıyoruz, ama ne yazık ki ‘bulun verin kardeşimizi’ dediğimizde ‘ben nerden bulayım, o zaman asker kraldı’ diyen bir hâkimle; aileye, basın mensuplarına, 78’lilere düşmanca hislerle saldıran, avukatın elinden fotoğraf makinesini çekip alan, ‘buradan çeker giderim sürünürsünüz’ diyecek kadar pervasızlaşan bir adli tıp doktoruyla karşı karşıya kalıyoruz.

 

Ne acılı aileye, ne basın özgürlüğüne saygı duyan,  kamu görevlisi olmanın gerektirdiği nezakete, doktor olmanın gerektirdiği insancıllığa zerrece sahip olmayan, adının Serdar olduğunu öğrendiğimiz bu ‘doktor’, her mezar açışımızda karşımıza çıkıyor. Her seferinde gergin olan sinirlerimizi daha da geriyor, üzgün olan aileyi daha da üzüyor. Ve artık duygularımızı öyle bir noktaya getiriyor ki ve artık öyle insanlık dışı davranıyor ki açtığımız bir mezar tamamen boş çıkınca boş mezara atlayıp oynamadığı kalıyor. 

Her boş çıkan mezarda ‘haydi şimdi çekin’ diye bağırıyor adli tıp doktoru. Hipokrat yemini etmiş ‘doktorun’, bu görüntülerin aslında insanlıktan uzaklaşmanın, insanlığa atlatılacak son eşiği de atlatmanın görüntüsü olduğunu hiçbir zaman anlamayacağını görüyoruz.

Evet, ‘idam edip kaybetme’ eşiğini atlattı bu ülkeye 12 Eylül rejimi…

***       

 

Veysel Güney’i idam eden 12 Eylül darbecileri -nedendir bilmiyoruz- aileye cenazeyi vermediler. Darbeyi, cuntayı, askeri mantığı anlamak mümkün belki. Ama bugünkü yönetimlerin Veysel Güney’in bulunması çabasına karşı gösterdiği ‘karşı çıkışı’ nasıl yorumlamak gerektiğini, bunca sorunun neden çıkarıldığı anlamıyoruz.Devletin derinliklerinin’ bir refleksi olarak algılıyoruz.

 

Bulduğumuz mahkeme dosyasında çok açık yazıyor. Savcı Mete Göktürk ve Yüzbaşı Burhan Erdem imzasını taşıyan belgede ‘Veysel’in cenazesinin babası Ali Güney’e verilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edildiği’ görülüyor.

 

Bu belge için iki kere TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na, iki kere Gaziantep Cumhuriyet Savcılığına başvuru yapılmasına rağmen, Veysel Güney olayı TBMM’de iki kez soru önergesiyle gündeme getirilmesine rağmen, Ufuk Uras’ın çok açık ‘Yüzbaşı Burhan Erdem’i bulup Veysel’i nereye gömdüğünü sormayı düşünmüyor musunuz?’ sorusuna rağmen İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı susuyor. Gelen tek yanıt ‘Burhan Erdem emekli oldu!’ Peki, bu devlet emekli olan bir askeri personelini bulamıyor mu? Her ay maaş ödediği personelinin nerede yaşadığını bilmiyor mu? Biliyorsa neden bulmak için çaba harcamıyor?

 

Bu soruların cevabı Gaziantep’teki ‘adli tıp doktorunun’ kişiliğinde gizli! Kendilerini devlet otoritesi varsayan, diğerlerini düşman gören bir anlayış her yere sinmiş durumda! Onlara göre cenazesini arayan aileler ‘şov yapıyor!’ Onlara göre kendileri gibi düşünmeyen herkes idam edilmeyi de, mezarlarının kaybedilmesini de hak ediyor! Onlar bir kentteki ‘saldırgan doktor’ kadar az değiller! Devletin bütün mekanizmalarında bir şekilde varlar!

 

***

 

Veysel Güney’i arayış sürecini hızlandırmak için neler yapabileceğimizi düşündüğümüz ilk toplantılarda konuyu kamuoyuna taşımanın olumlu sonuç vereceği görüşünde hemfikir olduk. Elimizden geldiğince basınla bağlantıya geçtik. Yasal süreci başlattık. Gazetelerde çıkan haberlerden sonra çeşitli ihbarlar gelmeye başladı. Bu topraklarda ‘vicdan sahibi’ insanların hâlâ var olduğundan emindik. Bir ailenin idam edilmiş çocuğunun mezarını araması kadar meşru bir talebin ülkemizde karşılığı olmalı diye düşündük.

 

Ve bir mezarlık görevlisi cenazeyi kendisinin gömdüğünü söyleyerek yeri gösterdi. O kadar emindi ki görevli, çeşitli işaretlerden de söz ediyordu.  O süreçte mezar açıldı. Adli tıp süreci işletildi. Hepimiz neredeyse o mezarda yatanın Veysel olduğundan emindik. (Ki o süreci yaşayan arkadaşlarımızın birçoğu hâlâ aynı görüşte.) DNA testi hayal kırıklığına uğrattı bizi. Ankara’dan DNA testi için geri dönen örneklerimizin Gaziantep’e ulaştığı gün, bir başka haber yayınlandı basında: ‘Gaziantep-Kahramanmaraş yol ayrımında adli tıp mühürlü, yirmi yıllık olduğu tahmin edilen bir iskelet bulunmuştu’. Bu durum ‘derin’ kaygılarımızı daha da artırdı.

 

***

 

Bu süreçten sonra yeni gelen ihbarları daha titiz incelemeye başladık. Ve mümkün oldukça olayı gizli tutup her şey netleştikten sonra kamuoyuyla paylaşma kararı aldık.

 

12 Mayıs 2008’de bir başka mezarlık görevlisinin yer göstermesiyle yeni bir mezar açmak için yine Gaziantep Mezarlığı’ndaydık. Veysel’in mezarı 105341 numarada kayıtlıydı resmi belgelerde. Mezarlıkta bulunan 105342 numaralı mezarın hemen yanında olduğunu iddia ediyordu görevli. Eskiden yol kenarı olan bu yerde şimdi yol kapatılmış ve parsellenmişti. Parsellenen yerler aile mezarlığı olarak satılmıştı. Şimdi bir aile mezarlığının içinde arıyorduk Veysel’i. ‘Gestapo artığı’ doktor etrafı terörize etmeyi sürdürürken biz mantık zinciri kurmaya çalışıyorduk Veysel’in ailesiyle birlikte.

 

Yan yana açtığımız iki mezar da tamamen boş çıktı. Ya mezarlık görevlisinin ihbarı yanlıştı ya da aile mezarlığı yapılırken mezarı yapanlar çıkan kemikleri alıp bir kenara koymuştu. O aile mezarının etrafında bulduğumuz 4–5 parça kemik oraya nasıl geldi, kime aitti bilemiyoruz.

 

Bildiğimiz tek şey Veysel’in biraz daha uzaklaştığı, ona özlemimizin biraz daha arttığı…

 

***

 

Veysel’in cenazesini yine ‘bulamadık…’

Ve belki de böyle giderse yıllarca ulaşamayacağız Veysel’in genç bedenine…

Hiç vazgeçmeyeceğiz ama aramaktan…

Ülkemizde vicdan sahibi insanlar olduğuna hep inanacağız…

Bize gösterilen her mezarı açacağız…

Bir gün mutlaka bulacağız…

Kaç kere kaybederlerse o kadar çok bulacağız Veysel’i…

Veysel kaybedildikçe her ‘yol kenarı’nda olacak, her yerde olacak…

 

Ethem Dinçer

www.mersinyasam.com

 

konuyla ilgili haber için: Veysel Güney için yeni mezarlar açıldı, iki mezar da boş çıktı...  

Veysel Güney soru önergesi için: Veysel Güney Soru Önergesine Katkı...

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam