'DAHA DÜNKÜ ÇOCUK'UN KARA TARİHİ: MERSİN ÜNİVERSİTESİ -4-

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu makaleyi beğendiniz mi ?

(Toplam 2 Oylar)
Fontu Ayarla Decrease font Enlarge font
image

Bu sabah, güne yine zamla uyandığımızı öğrendim Güneyde İmece Gazetesi'nin sütunlarından. 'Dam üstünde saksağan' konularda birbirilerinin altından girip üstünden çıkan partiler ve siyasi aktörler, ulaşıma ve ekmeğe zam önerisini 'oy birliği' ile hemencecik kabul etmişler.

 Bunu duyunca aklıma hemen 2005 Nisan'ında Mersin Üniversitesi'nde 'Ulaşım Ücretleri Düşürülsün' talebi ile yapılanlar geldi.

Sular, Çevre Yolu, Baraj Yolu, Mağfasığmaz, Karfurrr!

...Bir üniversite öğrencisi için sorun o kadar çok ki, saymakla bitmiyor. Bütün bu sorunların üniversite bileşenleri tarafından tartışılması ve bir çözüm yolu bulunabilmesi için bir araya geldik ve kendi yaşam alanımız olan kampus içinde tartışma alanları kurduk. Fen-Edebiyat Fakültesi kantininde başladığımız sohbetler, 'genel öğrenci sorunları' üzerineydi. Mühendislik Fakültesi'nde ulaşım ücretlerinin yüksek oluşu sorunu ağırlık kazandı.

Ve buna dair ‘ne yapabiliriz’i tartıştık. İİBF'de ise, kısa bir müzik dinletisinden sonra 'artık bir şeyler yapma zamanı geldi' düşüncesi hâkim oldu. Ve birçok önerinin içinden (okula eşekle gelmek, bisiklet sürmek, toplu olarak okula yürüyerek gelmek...) okulun Cumhuriyet Alanı'nda maketten otobüs yapma kararı aldık.

(…) Saat 13.00’e yaklaşıyordu. Ama bekleyin geliyoruz. “Gel abi bu otobüs hem beleş, hem nitelikli”. Otobüsümüz yürüyor, yolculuk sürüyordu. Okul içinde bütün fakülteleri dolaştık ve haklı talebimizi herkese duyurduk...” diye anlatıyor olayları Serkan Sağır.1

Maketten otobüs

Ulaşım ücretlerinden duyulan rahatsızlık, bu karşı duruşu başlatanların dahi tahmin edemediği bir düzeye ulaşmıştı, 3000 kadar dilekçe verildi, hem rektörlüğe, hem otobüs kooperatiflerine, hem de Büyükşehir Belediyesi'ne. Tabi biliriz; bu memlekette garip yasaklar vardır ya da bunların söylentileri; bürokratik hurafeler. Bir bakarsın ki herkes imza veriyor, esiyor gürlüyor, sonra bir de bakarsın ki birisi 'toplu dilekçe vermek yasak'la başlayan bir anıyı anlatır ve bir anda yapayalnız da bulabilirsin kendini. Nedense bu toplu dilekçelere de 'kuralına göre' yanıt verilmez. Hatta belki işleme bile konmaz ya da imza atmayanları haklı çıkarırcasına, fişleme için kullanılır!

Böyle bir 'duyarsızlık'ın da tetiklediği bir sürü 'umursanmaz', çıktılar Fen-Edebiyat Fakültesi'nden yola. Üniversitenin dış kapısına kadar sloganlarla yürümece ve maket otobüsü, otobüs kooperatifinin durağına bırakmaca...

Sonra yukarı doğru geri dönerken bir de ne görsünler? Kambersiz düğün olmaz elbet! Hem de ikisi bir arada! Bir tarafta çengel bıyıkları, çember sakalları, takım elbiseleri ile 101 metreden ne olduğunun rahatça anlaşılabileceği bir güruh, bir tarafta da onların 'sivil' kankileri.

'Hııır' çıkarma peşinde olanlara karşı geliştirilen tavır üzerine sivil kankinin, “Devletim ulan ben, mafyayım, tiyatro yapma bana lan!” diyebilme 'eşşekliğine (eşek değil, keza eşeğin çok başarılı bir hayvan olduğunu biliyoruz) sahip olmasına karşı, bir 'Can Güvenliğimiz Yoktur” dilekçesi yazılıp, o zamanın (Nisan 2005) öğrenci işlerinden sorumlu rektör yardımcısı olan Zafer Gökçakan'ın “Yapmayın”lı, “Etmeyin”li öğütleri ve “Bizim de gücümüzün yetemeyeceği şeyler var türünden” kaytarmaca cevaplarlarına rağmen, rektörlüğe verildi. Tahmin edileceği gibi, dilekçeye konu olanlar değil, olayda mağdur olanlara soruşturma açıldı; 2004-2005 eğitim-öğretim yılının sonunda yaklaşık 130 öğrenciye soruşturma açılmıştı. Eylem sonrasında 'kantin basma girişimi' yapan tosuncuklardan kimse yoktu bu 130 kişinin içinde; fakat eylemlere katılmayan, katılma ihtimali olanlar da bu soruşturmalardan nasibini almıştı.

Kazanım

Olayı 'yanlışlıkla' gören ÖGB elemanının, korku içindeki halini görmek lazımdı! 3 kuruş paraya emir komuta zincirinin en alt basamaklarında saatlerce 'hazırol' vaziyette duran bir zavallı, olayda gördüklerini aynen anlatması için baskı yapan öğrenciler ve en arkadan gelip 'Eğer ÖGB elemanı olayı aynen anlatırsa başına geleceklerden sorumlu olmayacak olan sivil polisler'... Derken sonraki hafta Yenişehir ve Çiftlikköy Kampüslerinde birer basın açıklaması yapıldı.

Sonra bir uyandık ki güne, 700 liralık otobüs, olmuş 500 lira! Bir de ücretsiz servisler başlamış! Ulan biz yaptık işte bunu!

Dünya Tezcan

1) Serkan Sağır, Mızıkçı, Nisan 2005

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Ekle comment Yanıtlar (0 Gönder)

Güncel haberler

Mersin Yaşam